Güçlü Sesi İle Dertleştiğimiz Komşu: Eleni Vitali

8 dakikada okunur

Elanur Reyhan YAPRAKLI

“Bana bir mektup, bir yazı yollamışsın, beni daha fazla sevmediğini söyleyen…

Bu senin seçimin, sana iyi şanslar her nereye gidersen…

Sadece, bak arkanda bıraktıklarına belki sana arkadaşlık ederler yalnız bırakıldığında…”

Kırgın ama bir o kadar güçlü bir şekilde sevgilisini uğurlayan bir kadının anlatıldığı Gramma Kai Grafi şarkısının yorumcusu duayen Eleni Vitali, müziğin ve güzel sesin evrenselliğinin ispatı gibi.  Eleni Vitali gönlümü bu şarkısının müziği ile fethetmişti. Müzikte adeta bir dostla dertleştiğimi hissetmiştim. Başka şarkılarını dinledikçe, en sevdiğim sanatçılardan oluşan listeme kolaylıkla eklediğim bu sesi her ay üç, beş gün aralıksız dinlemeden rahat edemiyorum.

Yunanlıların, Antik Yunan’dan itibaren başlayan müzik sevdası ve müziğe olan tutkusu hayatlarındaki renklerin hiç solmamasını sağlıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz coğrafyasının insanları, ne yaşarsa yaşasın yaşama sevinçlerini kaybetmiyor. Yaşama olan bağlılıklarını müziğe ve dansa yansıtan en güzel insanlarda bu bölgede yaşıyor. Konu acıysa bir enstrümanı ellerine almaları yeterli oluyor, her şey denize dökülüyor, ruh sadeleştiriliyor. Konu mutluluksa ayaklar, eller ritim tutmaya başlıyor, şen kahkahalarla, ruh süsleniyor. Ruha hitap eden her şey gibi müzikleri de o zaman evrenselleşiyor.

Atina doğumlu olan Eleni Vitali, annesi ve babasının etkisiyle ülke çapında seyahat eden Laika ve Çingene müziği sanatçılarının yanında büyüyor. Festivallerde birçok sanatçının yanında bulunması sebebiyle, müzikal yetenekleri küçük yaşta fark ediliyor. Buzuki ve santur çalan güzel sesli sanatçı, kalbe dokunan ezgileri seçmeyi iyi bildiği için Yunanistan’ın önemli sanatçılarından biri olmayı başarmış durumda.  Sesinde bir Latin gırtlağı olduğu söylense de, ben Anadolu gırtlağı olduğunu düşünüyorum. Zaten Suriye doğumlu Haig Yazdijan ile seslendirdiği Bingöl adlı parçayı dinleyen birisinin bunu inkâr etmesi imkansız.  Aynı şekilde babası Manisa doğumlu bir Sefarad olan Orta Doğu’nun güçlü sesi Yasmin Levy ile Eleni Vitali’nin “Porque” adlı şarkı ile yaptıkları düetteki uyumda saatlerce dinlenebilir. Asırlarca birlikte aynı topraklarda yaşamış olan bu güzel halkların aynı melodilerle hayata tutunmaları kadar doğal bir durumda yok. Ayrıştırılmaya çalışıldıkça birleşeceğimizi ve bizi kültürel değerlerimizin koruyacağını düşünüyorum. Müziğe olan sevgimin temel sebebi işte bu bütünleştirici özelliği ve hepimizin “Ademoğlu” ve “Havva kızı” olduğumuzu yüzümüze haykırmasıdır.

Eleni Vitali’nin 1991 çıkışlı “Makrya moy na fygeis” adlı parçası, Türkiye’deki fantezi müzikseverlerin etkilenebileceği, bağımlısı olabilecekleri tınılarla dolu. Zaman zaman bu şarkıdaki vurgular bana 90’lar başında ülkemizde popülerleşen bazı sanatçıların yorumlarını anımsattığı için böyle bir şey hissettim. Fantezi müzik, dinlediğim bir tür olmadığı için geniş çaplı yorumlar yapamayacağım ve doğru tespitte bulunamamış olabilirim, affola!

TABAK KIRDIRTIRCASINA HAYKIRIYOR

Eleni Vitali’nin taverna müziği tarzındaki şarkıları normal çizginin dışına çıkarak  yürek parçalayıp “tabak kırdırtırcasına” haykırarak okuması, Yunan halkının onu sevmesinin sebebi diye düşünüyorum. Herkesin söylediği gibi değil de, kendine has yoruma sahip olması dikkat çeken özelliği ve bunun sebebi birçok kültürel etkileşime açık olması. Sanatçı alanında zirvede olmak istiyorsa zaten zihni ve gönlü açık olmalıdır. “Pente ellines ston adi” “Anoixte ta treledika” bu anlamda tavsiye edebileceğim parçalarındandır.

ŞARKININ DİLİ GÜZELLİĞİNİ DEĞİŞTİRMİYOR

Son olarak ise Eleni Vitali’nin “Balamo” yorumunu dinlemenizi tavsiye ediyorum. Bu şarkı bence Orta Doğu ruhu taşır, acı dolu topraklardan Akdeniz’e karışarak Yunan bestecisine gelmiştir. İlk olarak Yasmin Levy’den “Naci en Alamo” adı ile flamenko ezgileri katılmış halini dinleyip aşık olduğum için Yunanca yorumuna ön yargılıydım ama Eleni Vitali yorumunu dinleyince çok etkilendiğim bir parçanın hangi dilde söylenirse söylensin güzelliğini kaybetmediğini gördüm. Vengo filminde Remedios Silva Pisa ise Naci en Alamo’ya farklı bir yorum katmıştır. Şarkının, Tunuslu protest müzik sanatçısı Emel Mathlouthi’nin muhteşem sesi ile Naci en Palestina adı ile buluşmuş halide güzeldir. Ana dili Yunanca olan bu parça her dilde aynı ruh, aynı acı, aynı haykırış ile yorumlanıyor. Kesinlikle müzik eşsiz bir dil ve yorumcusu da güzelse eşsiz bir terapi.  İyi dinlemeler…

 

Önceki Yazı

Dünyanın Tek Cellât Mezarı Burada!

Sonraki Yazı

17. İstanbul Bienali Başlıyor

Son Yazılar

Çölde Doğan Şiir

Kalıntıları bugün de hayatiyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin tek bir hedefi vardı: Ne olursa olsun, Abdülhamid