Perde İçin Direniyoruz

12 dakikada okunur

Haber: Gülcan TEZCAN 

“Şimdilik geçen seneki oyunlarımızla perdeleri açık tutmak için direniyoruz. Biraz bu şekilde zor nefes alıyoruz ama inanıyoruz ki devletimizin yeni destek projeleri ile yeniden nefes alabileceğiz ve eski günlerimizi yeniden yakalayacağız.”

“GENÇLERİ KAYBEDERSEK ZOR TOPARLARIZ”
ABDULLAH KAAN BAŞKIRAN (İSTANBUL TEMAŞA TİYATRO GENEL KOORDİNATÖRÜ)

Pandemi sürecinden özel tiyatrolar nasıl etkilendi?
Tiyatrolar son 10 yılda ülke genelinde yeniden altın çağını yaşıyordu. Tabi ki ustalarımızın zamanındaki yaşanan altın çağ ile kıyaslanamaz ama hem seyircilerimizin ilgisi hem de ülke genelinde yeni sahnelerin açılmasıyla sektör yeniden ayağa kalkmaya başlamıştı. Profesyonel insan gücü olarak birçok genç için her alanda iş imkânı sunuyordu. Ama pandemi ile birlikte yıllar içinde yakaladığımız bu kazanımlar yavaş yavaş erimeye başladı. Birçok özel teşebbüs yatırımı olarak kurulan sahne pandemi sebebiyle kapanmaya başladı. Sektörde birçok genç yevmiye usulü çalıştığı için oyunlar durduğundan işsiz kalmış oldu. Her ne kadar devam etmeye çalışsak da bu gençlerimizin sektöre olan güvenini kaybetmekten çok korkuyorum. Kapanan sahneleri yeniden yapabiliriz ama bu gençlerin cesaretini kaybedersek çok zor toparlanabiliriz.

Devlet ve yerel yönetimlerin destekleri yeterli oldu mu? Kriz yönetimi konusunda başarılı olabildik mi?
Dünya çapında böyle bir krizi hiç kimse beklemiyordu. Krizin ilk günleri herkes için büyük bir belirsizlikti. Ama hem devletimizin hem de belediyelerin gösterdikleri sağduyu ve pozitif tutumla karşılıklı görüşmelerimizin sonucunda bir yol haritası çizmiş olduk. Devletimiz ve yerel yönetimler bu çizilen yol haritasını gerçekleştirmek için samimiyetleriyle ellerinden geleni yaptılar. Tabi ki krizin yaralarını sarmak ve sektörün kaybettiği kazanımları yeniden kazanması için çok daha desteğe ihtiyacımız var. Ama güveniyoruz ki imkânlar doğrultusunda yeni destek projeleri ile yalnız bırakılmayacağız.

HER ŞEY BİR ANDA DURDU

Özel olarak siz bu sürece nasıl yakalandınız? Şu anda ne durumdasınız?
Geçen sene Profilo Kültür Merkezi’ni hiçbir destek almadan kendi öz kaynaklarımızla A’dan Z’ye yeniledik. Üstüne üstlük sahnesiz tiyatroların yaşadığı sıkıntıları çok iyi bildiğimiz için aynı paydaşlarımızdan çok daha az bir sahne kiralama bedeliyle birçok tiyatroya destek olduk. Yani özetle tiyatrodan kazandığımızı gene tiyatroya yatırmıştık. Pandemi ile birlikte tüm oyunlarımız bir anda durdu. Mevcut yatırımlarımız da geçmiş birikimlerimizi tükettiği için çok zorlandık ama kimseye mahcup olmadık. Kısa çalışma ödeneği, uzun vadeli krediler ve Kültür Bakanlığımızın destek projeleri ile yavaş yavaş düzlüğe çıkmış olduk. Bu süreçte hiçbir çalışanımızı kaybetmedik. Hatta aramıza yeni bir arkadaşımız bile katıldı. Sezon başında yeni projeleri ufak ufak planlamaya başlamıştık ama bu son gelişmelerle birlikte her şeyi biraz öteledik ama asla vazgeçmedik. Şimdilik geçen seneki oyunlarımızla perdeleri açık tutmak için direniyoruz. Biraz bu şekilde zor nefes alıyoruz ama inanıyoruz ki devletimizin yeni destek projeleri ile yeniden nefes alabileceğiz ve eski günlerimizi yeniden yakalayacağız.

“DEVLET DESTEĞİ HERKESİ KAPSAMALI ”
COŞKUN KARADEMİR (MÜZİSYEN)

Dünya ölçeğinde ve ülkemizde kültür sanat hayatı pandemiden nasıl etkilendi?

Kovid 19 kültür hayatını duraklattı, bitirdi diyebiliriz. Salgın, bütün festivaller, özel etkinlikler, konser salonlarını sadece müzik için değil bütün kültür sanat alanlarında kapanmaya götürdü. Tabi ülkemiz de dahil olmak üzere bu durum kültür sanat sektörünü derinden yaraladı ve özellikle ekonomik anlamda çok daha gerilere götürdü. Avrupa’da kültür sanat ile ilgili ülkemizden daha farklı ve olumlu anlamda yaklaşımlar gerçekleştirildi. O anlamda oradaki profesyoneller süreçten etkilenseler de ülkemizdeki sektör çalışanları kadar sarsılmadılar. Dünyada ve Avrupa’da vaziyet özetle böyle. Ülkemizdeki duruma gelecek olursak yaklaşık bir senedir kültür sanat alanında bir faaliyet söz konusu değil. Yaz döneminde ufak esneklikler oldu. Ama bunların hiçbiri kültür sanat sektörünü olumlu anlamda etkileyebilecek bir hale dönüşemedi. Çünkü mekânların açılış kapanış saatleri, sayı sınırlamaları ve hâlâ insanların kapalı alanlarda virüs kapmaktan endişe etmeleri kültür sanat hayatını genel anlamda bitirdi. Devlet, kültür sanat çalışanlarına bu anlamda yeterli ölçüde destek sağlayamadı. Geçimini sahneden sağlayan milyonlarca insan evlerine ekmek götüremiyor bir senedir.

POPÜLER SANATÇILAR ŞANSLI

Sanatçılara destek noktasında bazı adımlar atıldı. Peki sizce neden kriz doğru yönetilemedi?
Kültür sanat sektörü ile ilgili olan sıkıntıları iyi biliyorum. En başından beri bu sürecin takibindeyim. Hiçbir şekilde bu sektör emekçilerine reel manada ulaşan bir katkı ve yardım olmadı. Popüler sanatçıların tabii ki yıllar içinde sektör normal iken edindikleri kazanımları, birikimleri onları bir bu kadar daha götürmeye belki müsaittir ama ben kirasını, faturasını ödeyemeyen hatta intihar ettiğini duyduğum müzisyenlerden bahsediyorum. Belki devlet bu anlamda etkinlikler yaptı ama o etkinlikler sadece popüler sanatçılar için geçerliydi. Sektör maalesef hiçbir şekilde buradan istifade edemedi. Bunun elbette sebepleri vardır. Kimisi bu durumu kültür sanat alanının kayıt dışı bir endüstri olmasına bağlıyor. Devlet kayda almakla, yönetmekle ve bir başıbozukluk varsa bunu çözmekle mükellef. Sonuçta bu insanlar vergisini veren, faturasını ödeyen, her şekilde devletine karşı sorumluluklarını yerine getiren insanlar. Devletin bu anlamda bütün sektörü kapsaması, kucaklaması, ayakta tutmaya çalışması gerekirdi ama bu olmadı. Bunu samimi bir eleştiri olarak dikkate almalarını rica ederim.

Siz sürece nasıl yakalandınız, şu an ne durumdasınız?
Mart ayında Erkan Oğur ve Derya Türkan ile beraber Old Music Projesi’nin Avrupa turnesindeydik. Uçuş yasağı ile beraber turnemiz yarıda kesildi ve apar topar Türkiye’ye döndük. O vakitten bu vakte kişisel olarak internet üzerinden gerçekleştirdiğim bir, iki etkinlik ya da mini konser faaliyeti dışında hiçbir şey yapmadım. Ama şimdi bakıyorum başlangıca nazaran biraz daha barışığım bu süreçle. Üretimlerime, albüm projelerime gücüm yettiği kadar hız verdim. Beni dinleyenlere, takip edenlere bir şeyler verme aşkıyla çalışmaya gayret ediyorum. Sadece evden stüdyoya, stüdyodan eve gidiyorum. Bu kadar olumsuzluğun içinde olumlu şeyler de oldu; güzel müzikler ve albüm projeleri hazırladım. Yakın zamanda üç ayrı albüm yayınlayacağım. Şu an bunların heyecanı ve enerjisiyle doluyum. Yine yasaklamalar geldi. Bizim için akıbet pek değişmediğinden bir şey fark etmiyor. Bu herkes için büyük bir sınav oldu. Devletin kültür sanat çalışanlarının sorunlarını ciddi anlamda ele alması; destek ve katkı sağlayabilecekleri bir mekanizma geliştirilmesi gerekiyor. Bu sanatçılar kolay yetişmiyor. Umarım bundan sonraki süreçlerde devlet bu noktaya da önem verir.

 

Önceki Yazı

Salgına Rağmen Umut Var

Sonraki Yazı

Ömer Seyfettin’e Saygı

Son Yazılar

Çölde Doğan Şiir

Kalıntıları bugün de hayatiyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin tek bir hedefi vardı: Ne olursa olsun, Abdülhamid