Sen Kimsin Genç Adam?

5 dakikada okunur

Son damla terine ve pazundaki son gücüne kadar ‘Mukaddes Emanet’e sahip çıkma iddiasında bir genç isen, bahtiyar ol. Çünkü senin ruh hamurunda;

Atını boğazına kadar Atlas Okyanusu’na sürüp, gökyüzüne hiddetle parmağını kaldırdıktan sonra “Sen şahit ol Yarab. Önüme bu denizi koymasaydın ben bütün cihanı Müslüman yapacaktım” diyen Tarık Bin Ziyad’dan izler var.

Sen; Mute Savaşı’nda kendisini savaşmaktan alıkoyan yarısına kadar kopmuş ve kılıcını sallarken canını acıtan parmağını, atından inip, ayağının altına koyup “Allahu Ekber” dedikten sonra çekip kopartan Abdullah Bin Revaha ile…  Aldığı 90 kılıç ve ok yarasından sonra Allah’ına uçarak kavuşan Cafer-i Tayyar ile aynı yoldansın…

Sen; sekiz yıllık saltanatının altı buçuk yılını at sırtında, savaş meydanlarında harcayan Yavuz Sultan Selim’le aynı soydansın…

Sen; Birleşmiş Avrupa’nın Haçlı ordularına karşı Kudüs’ü kahramanca savunan Selahaddin-i Eyyübî’den, cephede askeri, tüfeğinde mermisi, bileğinde gücü kalmayıncaya kadar “Ravza-i Mutahhara’yı” savunup Allah Rasulünün mübarek ayakucuna kapaklanıp “Seni bırakmayacağım, seni terk etmeyeceğim” diyen Fahrettin Paşalardan bize yârsın…

Sen; kendine Bizans surlarını hedef alarak tek başına her gün Roma’ya saldıran ve cihad ruhu ile şehadet şerbetini içmek için küffarın üzerine korkusuzca saldıran Malatya Serdarı Battal Gazi ile aynı aşktansın.

Sen; İstanbul surlarının önünde askerlerine hitaben; “Ey benim ün almış devlet erkânım, tarife hacet yoktur. Şimdi sahip olduğumuz bu devlet nice gazalar ve büyük tehlikelerle kazanılıp ecdadımızdan ceddimize ve sonunda bizlere nasip olmuştur. Geçmişte en yiğitler toprakları kanlarıyla boyamış bugün ebediyet alemine göçmüştür. Bu yiğitlerden bize kalan bu şanlı devlet inşallah kıyamete kadar ayakta dimdik duracaktır. Elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmetleri biz çekmezsek bize gazi demek yakışmaz” diyen ve “gemileri karadan yürüterek” İstanbul’u fetheden, Rasulün “İstanbul bir gün mutlaka fetholunacaktır. Ne mutlu onu fetheden kumandana, ne mutlu onu fetheden askere” Hadis-ine mazhar olan yüce Fatih Sultan Mehmed Han ile aynı candansın…

Sen; Rus zulmü altında inleyen milletine hürriyet kazandırmak için cihad eden Şeyh Şamil’le, Şamil Basayev’le ya da İtalyanların korkulu rüyası Libya’nın destansı kahramanı Ömer Muhtar’la aynı ümmettensin.

Sen; Çanakkale’de gönlümüze gömdüğümüz 250 bin vatan evladı ile, Edirne savunmasında açlıktan kırılan askerlerine “ölene kadar sabredin” diyen Şükrü Paşa ile aynı kandansın…

Sen; sadece Güney Marmara Bölgesi’ne hâkim olmasına rağmen fermanlarına “Ben Orhan, ufukların efendisi, dünyanın hâkimi” diye yazarak kendinden sonra gelen Müslüman kuşaklara cihan hâkimiyeti şuuru veren Orhan Gazi ile aynı ufuktansın…

Sen; Alparslan Gazi kadar Türksün, Selahaddin-i Eyyubi kadar Kürtsün, Ömer Muhtar kadar Arapsın, Şeyh Şamil kadar Çeçensin, Mehmet Akif kadar Arnavutsun, Aliya İzzetbegoviç kadar Boşnaksın, Malcolm X kadar siyahî ve Afrikalısın, Sudanlı Zenci Musa kadar Sudanlısın, İpsiz Recep kadar Lazsın, İsa Yusuf Alptekin kadar Doğu Türkistanlısın, Patani Müslümanlarının lideri Yakup Rahmani kadar Patanilisin, Arakan Müslümanları kadar Arakanlısın.

Velhasıl sen…

Ümmetsin…

Müslümansın…

Önceki Yazı

Berlin Film Festivali’nde Adaylar Açıklandı

Sonraki Yazı

Seattle Bir Fetih Şehri

Son Yazılar

Çölde Doğan Şiir

Kalıntıları bugün de hayatiyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin tek bir hedefi vardı: Ne olursa olsun, Abdülhamid