10 adımda çocuğa göre edebiyat -III-

5 dakikada okunur
  • Türün gelişimine vâkıf olmamak

Brittannica Ansiklopedisine göre ilk resimli çocuk kitabı olarak kabul edilen ve “Gel evladım, senin de biraz bilgelik edinmenin zamanı geldi,” cümlesiyle başlayan Orbis Sensualium Picturs’un yayımlanmasının üzerinden 365 sene geçti. Değişen şartlar, sanatın muhtevasından biçimine değin pek çok şeyi değiştirdi elbette; çocuk edebiyatı ve çocukluk da bu köklü değişimden nasibini aldı.

Bu noktadan 18. yüzyıla sıçradığımızda, modern anlamda çocuğun ortaya çıkmasıyla birlikte artık çocuk edebiyatından söz edilmeye başladığını görüyoruz. Bunun için gelişimsel pek çok sebep sıralanabilir ancak matbaanın icadı ve ders kitaplarına duyulan ihtiyaç, çocuk kitaplarına olan gereksinimi besleyen, türün gelişiminin önünü açan sebeplerin başında geliyor. Bunun, gerçek anlamdaki karşılığı şu: İhtiyacın yarattığı boşluk, çocuk edebiyatının güdümlü de olsa ortaya çıkmasını sağladı. Bu dönemde yazılanlar ilk olmanın getirdiği tecrübesizliğin tümünü içeriyordu. Nitekim; çocuğu dikkate almayan, onu nesne haline getiren, yalnızca topluma karşı söyleyecek birtakım sözler olduğunda çocuğu merkeze alan didaktik metinlerin peş peşe yayımlanışı bunun göstergeleridir. Esasında güdümün doğal sonuçları bunlar. İkinci dünya savaşına değin bunun, başlangıçtaki şekliyle devam ettiğini görüyoruz. Çocuğa bakışımızda, yani temelde, birtakım sorunların olduğu fark edildikten sonra, çocuk gerçekliği her yönüyle ele alınıyor ve eğitim anlayışı ciddi anlamda sorgulanıyor. Bu farkındalıklı gelişmelerin, nitelikli kitapların yayımlanmasındaki zemini hazırladığını söylemek mümkün. Önemli bir hareket noktası. Bir sıçrayış, bir ilk adım.

Türk edebiyatında bu kırılma, Batı’ya oranla geç denebilecek bir tarihte, 1980 yılında yaşandı. Çeviri eserlerle başlayan ve ilk olmanın bütün bocalamalarını taşıyan Tanzimat dönemi çocuk yayıncılığı, yenilikçi çocuk edebiyatı hareketiyle birlikte hızlandı, olgunlaştı.

Kabaca dile getirdiğim bu değişim, edebiyatta, özelde de çocuk edebiyatında takip edilmesi gereken gelişimsel bir süreci, bu sürecin uzunluğunu, alınan mesafeyi, devinimi ve elbette köklü birtakım değişimleri en azından anımsatabilmek içindi. Üstelik buradakiler özet bile değil. Kuşbakışı bir görünüm belki. Vakıf olunması gereken çok fazla merhale var. Ayrıca gelinen noktadan anlamlı bir sonuç çıkarabilmek ve neyi nasıl yapmak gerektiğini doğru şekilde tespit edebilmek için başlangıcın her yönüyle bilinmesi gerekli. Bu salt çocuk edebiyatı için geçerli bir durum değil elbette. Ürün verdiğimiz, üzerine çalıştığımız edebiyatın hangi şubesiyse önce onu her yönüyle tanımak, geçmişte ne yapıldı, bugün ne yapılıyor bunu tam anlamıyla kavramak ve yazacaklarımızı var olan bir miras üzerine inşa etmek gerekiyor. Çocuk edebiyatındaki ilk örneklerle günümüzdeki eserler arasındaki bağ kesilirse, çok işlendiği için basmakalıp hale gelen konular ve çocukları hafife alan incitici üsluplarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Önceki Yazı

Sesin toplumsal arka planı “Portede Saklı Tarih”te

Sonraki Yazı

Kolay enstrüman yoktur

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye