150 yıllık “Basın sanatı”

5 dakikada okunur

En temel haklardan biri olan haber alma hakkının tarihi belki de binlerce yıl öncesindeki kitabelere, duvar resimlerine kadar uzanır. Tarihe düşülen her bir not, o notun düşüldüğü döneme de ışık tutar. Fakat matbaanın icadı kırılmayı yaratan dönemeçlerden biridir basın tarihi için. Matbaayla birlikte 18. yüzyıl sonlarından itibaren düzenli gazetecilik faaliyetleri başlar. Vatandaşlar günlük yaşamdan kesitlere, sanata, spora, siyasete erişebilir hâle gelir.
Pera Müzesi’nin yeni sergisi “Ve Şimdi İyi Haberler” 19. yüzyılda resimli dergilerin basılmasından yola çıkarak kitleselleşen iletişim araçları ve sanat arasındaki diyaloğa odaklanıyor. Sergi Annette ve Peter Nobel’in “Basın Sanatı” adını verdikleri koleksiyondan bir seçki. Aslında bu koleksiyonun adı sergiyi de çok iyi niteleyen bir başlık zira sergideki eserlere baktığımız zaman hem yazı ve görsel kullanımının evrilişiyle gazeteciliğin estetik serüvenine hem de kitle iletişim araçlarının bir yüzyıl boyunca yaşanan sosyal, siyasal ve toplumsal dönüşümlerini yansıtma biçimine tanık oluyoruz. Medya tarihinde son 150 yılın bilim, kültür ve siyasetteki en can alıcı meselelerini bu küpürlerden ve sayfalardan takip etmek mümkün.
Sergi aynı zamanda dünyada yaşanan büyük değişimlere ve bu değişimlerin medya sanatındaki etkilerine ilişkin de önemli ipuçları veriyor. Son yıllarda dünyada yaşanan acımasızlığa atıf yapan, Ebu Gureyb Cezaevi’ne ışık tutan, savaş haberlerinin yer aldığı kupürlere yer veren eserler oldukça etkileyici. Aynı zamanda basınla sanat estetiğini buluşturan çok sayıda özel çalışmayı da görüyoruz sergide. Burada medya ve sanat kesişiminin yanı sıra sanatın sorgu alanlarına da giriyoruz. Joseph Beuys’un 1980 tarihli “Kunst = Kapital” adlı işi bugün üzerinde belki de daha fazla kafa yormamızı gerektiren sanat, para, güç ilişkisini irdeliyor. “Ve Şimdi İyi Haberler” II. Dünya Savaşı sonrası barış hareketi, medya endüstrilerinin tüketim kültürüyle ilişkisi, küreselleşmeyle birlikte sanatta öne çıkan eleştirel medya söylemi gibi önemli dönüm noktalarına işaret etmenin yanı sıra, toplumsal cinsiyet, din, etnik köken gibi kavramların sanat ve medyadaki dönüşümünü ve sosyal medya toplumunun gelişimini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
164 sanatçıdan 300 eser
Sergide Alberto Giacometti, Aleksandr Rodchenko, Andy Warhol, Andreas Gursky, Jenny Holzer, Bedri Baykam, Barbara Kruger, Christo, David Hockney, Dennis Hopper, Elmgreen & Dragset, Fernand Légér, Georges Braque, Henri Cartier-Bresson, Joseph Beuys, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Le Corbusier, Malevich, Man Ray, Mayakovski gibi isimlerin de aralarında olduğu 164 sanatçının 300’e yakın eseri izleyiciyle buluşuyor. Christoph Doswald’ın küratörlüğünü üstlendiği sergiyi 7 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz.
Annette ve Peter Nobel’in şu sözleri ise oldukça önemli ve kıymetli: “Basın Sanatı insanı düşünmeye sevk eder, çünkü çok sayıda sanatçı ister ara sıra ister başka işlerinin yanı sıra, ister her zaman eserlerine zemin olarak gazete kullanır, hatta gazeteleri kopya eder ya da bizzat kendi yapar. Bu bilinçli davranış, gündelik olaylarla estetik açıdan ilgilenmeye dair bir çağrı olarak da görülebilir. Sanat, yaşamın sembolik dünyasına dönüşür.” Hayatta hep iyi haberler duymanın ümidiyle…

Önceki Yazı

Edebiyat insanlığını bizden alır

Sonraki Yazı

Kendimi ifade edebilmemin tek yolu “oyunculuk”

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de