2022’de tiyatro yerli yerindeydi

/
23 dakikada okunur

Tek kişilik oyunların artış gösterdiği, çoğu oyunun kapalı gişe oynandığı dolu dolu bir yılı geride bıraktık. Uzun aranın ardından sahnelere dönenler ve veda edenlerin olduğu; “Sanatın sezonu olmaz”, “İstanbul klasiklerle buluşuyor” mottolarıyla harekete geçenlerle dolu bir yıldı. Bu sene için  “tiyatro yine yerli yerindeydi” desek yanlış olmaz. İşte bu dolu dolu geçen senede neler oldu gelin hep beraber bakalım.

Tiyatro sevdalılarının memnuniyetle tamamlayacağı 2022 yılında kimi oyun perdelere veda ederken kimileri merhaba dedi. Kimileri tiyatroya doydu kimileri ödüle. Festivallerin, ödüllerin, oyunların, belgesellerin havada uçuştuğu ‘yahu bu tiyatro hak ettiği değeri mi görüyor, hayrola?’ sorusunu sorduğumuz koca bir sene geçti. Sanatseverlik günümüzde pahalı bir zevk haline dönüşse de gerek devlet tiyatrolarının başarılı ve çeşitli oyunlarıyla gerek öğrenci bileti uygulamalarıyla, herkes tiyatrodan nasibini bir şekilde aldı. Tiyatroseverlerin favorilerinden olan Zerrin Tekindor’un “Toz” oyunu bu sene de kapalı gişe oynamaya devam etti. “Sevgili Arsız Ölüm: Dirmit”de ise Nezaket Erden’in karakterle nasıl bütünleştiğini hayranlıkla izledik. Erden, gözünüzde bir damla yaşla ya da boğazınızda bir düğümle izleyeceğiniz Dirmit’e hayat verdi sahnede. Kendinizden bir parça bulacağınız eşsiz bir oyun olduğunu da söylemeden geçmeyeyim. Efendim lafı fazla uzatmadan yeni yıla eskiyi hatırlayarak girelim ne dersiniz?

Uzun bir aradan sonra ‘Aydınlıkevler’ ile döndüler

Şöyle güzel haberlerle başlayalım keyfimiz yerine gelsin. Usta oyuncu Yılmaz Erdoğan 20 senelik aranın ardından Aydınlıkevler’i yazdı. Yine bir başka usta Demet Akbağ, Aydınlıkevler’le tiyatro sahnelerinde 15 yıl aradan sonra tekrar oynadı. Ankara’nın Aydınlıkevler mahallesinde geçen oyunun sezon açılışının Ankara’da olmasına şaşırmadık tabii ki. Ankara ayazı ve 70’li yılların atmosferindeki oyun, bakkalından muhtarına, pastanesinden camcısına her zamana ait bir hikâye anlatıyor bizlere. Genç bir kadroyla beraber çalışmanın mutluluğunu yaşadığını dile getiren usta oyuncu Demet Akbağ’ın yanı sıra oyunun kadrosunda ise Salih Bademci, Burak Dakak, Sinem Ünsal, Nebi Tolga Yılmaz, Sevda Baş, Barkın Sarp Ömer Güneş ve Zeynep Kiraz Tosun yer alıyor. E ne diyelim, böyle ustalar iş yapar da sevilmez mi? 

Tiyatro festivali bir başkaydı

  1. İstanbul Tiyatro Festivali adeta bir rüzgâr gibi esip geçti. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 25 Ekim- 26 Kasım tarihleri arasında düzenlenen festivalin sadece son oyunlarından 3. Richard: “Niçin Yaptım”ı izleme fırsatı bulmanın hüznünü biraz yaşamıyor değilim. Oysa festival boyunca 23 tiyatro, performans ve dans gösterisinden oluşan 35 gösterim ve 6 ücretsiz yan etkinlik gerçekleşti. ‘Sanatsever öğrenciler unutuldu mu?’ derseniz ayıp edersiniz. Festivale yoğun ilgi gösteren öğrencileri görünce Eczacıbaşı Genç Bilet projesi başlattı ve öğrenciler için biletleri 10 TL’den satışa çıkardı. Sonuç ise tiyatro meraklısı gençlerin biletleri saatler içinde tüketmesi oldu. 😊 Hal böyle olunca gösterilerin neredeyse tamamı yüzde 90 doluluk oranıyla sahnelendi. Hem de İstanbul’un iki yakasında 18 farklı mekânda. Absürt tiyatro örneklerinden klasiklere birçok büyüleyici oyuna ev sahipliği yapan tiyatro festivalindeki 3 oyundan ayrıca bahsetmeden bu bahsi kapatmak istemem açıkçası. Ha unutmadan söyleyelim, bir de bize bir mesajları vardı: “Tiyatro Yerli Yerinde” dediler efendim. 

Titanlar ilk kez Türkiye’deydi

Avrupa tiyatrosunun geleceğine yön verecek isimler arasında sayılan Euripides Laskaridis ilk kez Türkiye’deydi. Hiciv ve dönüşüm temalarını kullanan Laskaridis, akıllardan uzun süre çıkmayacak türler ötesi bu oyunu festivalde izleyiciyle buluşturdu. Aklın henüz oluşmadığı metafizik bir alemin kapılarının aralandığı Titanlar’da; gülünç ile ciddi, önemli ile önemsiz, ışık ile karanlık sürekli yer değiştiriyor. Her detayında sürprizler, heyecan ve şefkat barındıran Titanlar, yaptıklarımızı niye yaptığımızı, gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu ve ne istediğimizi tartışmaya açıyor. 

“Molière Maratonu” ama perdeden

Köklerinin Molière’in kurduğu topluluğa kadar uzanan Comédie-Française Tiyatrosu, Molière’in doğumunun 400. yılını kutladı. Bu kapsamda sahnelediği oyunlardan bir seçki de İstanbul Tiyatro Festivali’nde beyazperdeden gösterime girdi. Tiyatroseverler, “Hastalık Hastası”, “Kibarlık Budalası” ve “Tartuffe veya İkiyüzlülük”ü beyazperdeden de olsa izleme fırsatı buldu. Efendim sizlerin de dikkatini çekti mi bilmem ama ben “Tartuffe veya İkiyüzlülük” oyununu duyunca keyiflenmedim değil. Fransız tiyatro tarihinde en çok sahnelenmiş oyunlardan olan oyun, 1664’teki ilk gösteriminden itibaren hep sansürlenmiş hali “Tartuffe” adı altında oynandı -ki sansürlenme sebebi de ilginçtir, meraklısıysanız araştırmanızı öneririm 🙂- İşin büyüsü tam da bu noktada başlıyor. Tiyatroseverler ilk kez sansürsüz orijinal hâlini izlediler beyazperdeden.  Bana kalırsa Molière’in 400. yaşı daha iyi kutlanamazdı.

Okan Bayülgen’li “Richard” 

Shakespeare’in ünlü trajedisinden hareketle Okan Bayülgen’in yazıp yönettiği Richard ilk kez İstanbul Tiyatro Festivali’ndeydi. Okan Bayülgen, modern filozofların yaklaşımlarıyla ele alarak Richard’ın gerçekliğini, Shakespeare’in Richard’ı hikayeleştirmesini tartışmaya açtı desek yeridir. İzleyenlerin hayal kırıklığına uğradığını görmezden gelmemek olmaz elbette. Kimisi ışık olmamış demiş, kimisi ses; kimisi nerede bu oyunun akışı demiş, kimisi “Pardon Okan Bey, kurguda mı bir hata var?” Okan Bayülgen, Shakespeare, Richard, tiyatro falan derken aslında kulağa hoş geliyor ama anlaşılan oyun tiyatroseverleri memnun etmemiş. Bir süre daha tartışma konusu olacağa benzeyen Richard, belki de yüzyılların “Sanat kim için?” tartışmasını yeniden alevlendirir kim bilir. 

İki yıl aranın ardından “Afife Tiyatro Ödülleri” 

İki yıl aradan sonra tiyatro sanatçılarını yeniden onurlandıran Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri 19 Ekim’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Tiyatroya adadığı hayatıyla tanınan büyük sanatçı Afife Jale’nin adını yaşatan ve tiyatroya verilen emekleri taçlandıran Afife Tiyatro Ödülleri bu sene farklı ama özel bir değerlendirme yaptı. Pandemi etkisiyle verilen iki yıllık ara sebebiyle bu seneyi Özel Değerlendirme Sezonu ilan ettiler ve 15 Mart 2019’dan 22 Nisan 2022’ye kadar olan dönemdeki oyunları değerlendirdiler. Türk kadınına, tiyatronun sahnelerinin kapılarını cesurca açan Afife Jale’nin anısını yaşatmaya devam ederken, ödül gecesinde 16 dalda ödül verildi. Özel ödüllerden olan Türk tiyatrosunu geliştiren ve dönüşümünde öncü olan oyun yazarlarına verilen Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’nü Gomidas isimli oyunuyla Ahmet Sami Özbudak aldı. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’nün sahibi Amadeus olurken, tiyatronun gelişimine katkıda bulunan isimlere verilen Yapı Kredi Özel Ödülü ise Zihni Göktay’a verildi. Son özel ödül Tiyatro tarihine geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü ise Engin Uludağ’a verildi.

Ödüllü müzikal yeniden seyircisiyleydi

Lewis Carroll yazdı ve bugüne kadar 174 farklı dile çevrildi. Evet, dünya edebiyatının eşsiz eserlerinden birinden yani Alice Harikalar Diyarı’ndan bahsediyoruz. Bu büyüleyici eser, Serdar Biliş’in yönetmenliğinde, Tuluğ Tırpan’ın müzikleri ve Beyhan Murphy’nin koreografisi, BKM, Zorlu PSM, id ortak prodüksiyonuyla çağdaş bir müzikal uyarlama haline getirildi. İlk kez 2019’da seyirciyle buluşan ve çoğunlukla kapalı gişe oynayan Alice Müzikali, verdiği kısa bir aradan sonra Kasım’da 74’üncü kez sahnelendi. Dev sahne prodüksiyonları, etkileyici görsel efektleri, göz alıcı kostümleri ve müzikleriyle bir kez daha hayran bıraktı. Umarım uzuuun bir süre seyirciyle buluşmaya devam eder diyelim ve ayrıca Alice müzikalinin, 23. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Haldun Dormen Özel Ödülü” ve En İyi Koreografi Ödülleri’nin sahibi olduğunu da unutmayalım.

Biyografik belgesellerde bu sefer tiyatro ustaları vardı

Türk tiyatrosunun usta oyuncusu Yıldız Kenter’in yaşamının anlatıldığı “Türk Tiyatrosunun Kutup Yıldızı: Caniko” belgeseli Haziran ayında gala gösteriminde izleyiciyle buluştu. Geçtiğimiz yıllardan hatırlayanınız olur belki Genco Erkal’ın yaşamını anlatan “Genco” belgeselini. İşte tam da aynı ekip yani ENKA Sanat, bu sefer Yıldız Kenter ve Kenter Tiyatrosu’nun tarihini de aktaran bir belgesel daha yapmış seriye. Caniko’da çok sayıda ünlü isim, usta oyuncuyu ve anılarını anlatıyor. Caniko’nun senaristi Zeynep Miraç ise bir röportajında “Yıldız Kenter başka bir ülkede doğsa, belki 20 biyografi belgeseli olurdu.” diyerek serzenişini dile getiriyor. 

Yaptılar şekerim

Onu tanımlamaya kelimeler yetmez ama biz kısaca şöyle diyelim: Usta oyuncu, yönetmen, oyun yazarı, çevirmen Haldun Dormen. Haldun Dormen’in 94 yıllık hikayesi “Yaparsın Şekerim” belgeseli ile karşımızdaydı. Dormen’in etkileyici tiyatro kariyeri boyunca pek çok ünlü ismi sahneye kazandırırken onları hep aynı sözlerle cesaretlendirdiği, “Yaparsın Şekerim” sözleri belgeseline de isim olmuş, çok da güzel olmuş. Ağustos ayından itibaren Netflix’te izleyiciyle buluşan belgesel, Netflix’in Türk tiyatrosu ile ilgili yaptığı ikinci belgesel. İlki 2020 yılında Metin Akpınar’ın yaşamını anlatan “İyi ki Yapmışım” belgeseliydi. Her iki yapımında metninde yine Zeynep Miraç’ın imzası olduğunu söylememek ayıp olsa gerek.

Devlet Tiyatrolarının seyircisi yükselişte

2021-2022 sezonunda 4450 temsilci veren Devlet Tiyatroları 1 milyondan fazla seyirciye ulaştı. 185 oyunu seyircisiyle buluşturan Devlet Tiyatroları; sezon boyunca 35’i yerli, 29’u çeviri ve 6’sı çocuk oyunu olmak üzere toplamda 64 oyun ile prömiyer yaptı. Ayrıca yurt dışında Makedonya, Arnavutluk, Tunus ve Hollanda’da 4 temsil veren Devlet Tiyatroları, yurt içinde 78 ilde 910 temsil ve 477 turne gerçekleştirdi. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü; 8 bölgede festivallerini düzenlerken, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Başkent ve Beyoğlu Kültür Yolu Festivalleri sanatseverlerle bir araya geldi. Başkent Kültür Yolu Festivali’nde; Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, 36 etkinlikle 2 bin 144 seyirciye ulaşırken İstanbul Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ise 17 etkinlik ile 2 bin 206 tiyatrosever ağırladı. Efendim bunca verinin ardından sanatta sayısal verilerin bir önemi olmadığının altını çizmeden edemeyeceğim. Neticede kaç kişiye ulaştığı değil kimlere tesir edebildiği önemli öyle değil mi? Devlet Tiyatroları bu işi başarıyla yapanlardan. Nitekim sene boyunca çok başarılı oyunlara imza attılar. 

Devlet Tiyatrosunun yeni oyunlarından: Limon

Mehmet Baydur’un yazdığı ve ilk kez 1984 yılında Müşfik Kenter yönetiminde oynanan Limon, Semih Kaplanoğlu tarafından yeniden sahneye taşındı. Prömiyerinin Mart ayında yapıldığı oyun, Türk aydınının yaşadığı birçok sıkıntıyı net bir şekilde anlatıyor. İlk kez bir tiyatro oyunu yöneten usta yönetmen Kasapoğlu ise oyun hakkında “Çok kolay bir metin değil. Biraz sabırla izlemeleri lazım. Ama olabildiği kadar hem geçmişin ruhunu hem de bugünün ruhunu oyuna katmaya çalıştık.” diyor bir röportajında. Özetle Limon, tiyatronun farklı geleneklerinden beslenen örgüsüyle modern bireye ironik bir pencereden bakıyor. Bana sorarsanız yeni yılda izleme listelerine muhakkak eklenmeli.

Şehir Tiyatrolarında “İstanbul Klasiklerle Buluşuyor”

Muhsin Ertuğrul’un başlattığı ‘sezonu bir Shakespeare oyunuyla açma’ geleneğini sürdüren Şehir Tiyatroları, William Shakespeare’in ölümsüz eseri Hamlet’in prömiyeriyle sezonu açtı. Usta yönetmen Engin Alkan, dünya klasikleri arasındaki bu oyunu farklı bir yorumla seyirciyle buluşturdu. Oyun; yaşam ile ölüm ve iktidar ile intikam arasında tüm zamanlara özgü çelişkileri sahneye taşıyarak şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlatma sunuyor. Şehir Tiyatroları yerli ve yabancı klasikleri seyirciyle buluştururken yeni yazarlar ve oyunlarına da sahnelerinde yer verdi. Bu sayede geleceğin klasikleşecek eserlerini ilk kez seyirciyle buluşturdu. Bunlar; Hamlet, Çingene Boksör, Cadı Kazanı ve Komik Para’ydı.

Moliere’in Doğumunun 400. Yılı Anısına

Fransız yazar Moliere’in yüz yıllardır eskimeyen efsane komedisi Tartuffe; metnin zamansızlığını sahne üstünde de ispatlayan bir yorumla İBB Şehir Tiyatroları tarafından tiyatroseverlerle buluşturuldu. Tartuffe’u klasik ama bir o kadar da çağdaş bir yorumla ayağa kaldıran yönetmen Yiğit Sertdemir, 150 dakika boyunca izleyiciyi trajikomedinin içinde tutmayı başarıyor. Ayrıca oyun, İstanbul Tiyatro Festivali’nin de en başarılı işlerinden biriydi. 2022 için biletler tükenmiş görünüyor. Aman diyeyim yeni yılda kaçırmayın.

Haluk Bilginer’den iki veda

Oyun Atölyesi’nin oynadığı, sahnelerin en çok izlenen iki oyunu özlenecek oyunlar arasına ilk sıradan girdiler bile. “Kral Lear”, Haziran ayında son kez sahnedeydi. Oyunun hikayesi şöyle başlar; İngiltere kralı Lear, artık emekli olacağını duyurur ve krallığı kızları arasında bölüştürmeye karar verir. 2018 yılından beri oynanan Shakespeare oyunu sahneye, bu miras paylaşımıyla birlikte kraliyet ailesinde yaşanan güç savaşını taşıyordu. Sahnelere veda eden bir diğer oyun ise “Pencere” oldu. Tom ve Kyra. Farklı dünya görüşleri olan bir kadın ve bir adam. Tüm yargılarından kurtulup yeni bir hayat kurabilecekler mi? sorusunun yanıtının arandığı oyun, yine Oyun Atölyesi’nin en beğenilen yapımlarındandı. Haluk Bilginer’in hem çevirip hem oynadığı Pencere, 301. göstermiyle sahnelere veda etti.

Her ne kadar bu vedalara üzülsek de şunu unutmayalım: “Tiyatro Yerli Yerinde”

Önceki Yazı

Türk ve Dünya Edebiyatı 2022’yi Nasıl Karşıladı?

Sonraki Yazı

Festivallerle dolu bir 2022 

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de