İstanbul: Kediler Şehri

11 dakikada okunur

AHMET DUR

İstanbul deyince akla sadece boğaz, camiler, çarşılar, köprüler ve birçok güzelliğin yanında başına buyruk, özgür sokak kedileri de geliyor. Sokaklarda, evlerimizde, iş yerlerimizde kısacası hayatımızın birçok yerinde kedilerle iç içe yaşıyoruz. Bazılarının çok nadir terk ettikleri sabit yerleri bulunuyor. Kediler sokaklarını paylaştıkları yaşadıkları insanlarla da güzel ilişkilere sahip. Evlerde birlikte yaşadıkları aile üyeleriyle ise unutulmaz anılar oluşturuyorlar.
Hayatın her yerinde varlar onlar. Romanlarda, hikayelerde, şiirlerde, filmlerde, dizilerde, belgesellerde… Toplumun her kesimi tarafından da kabul görüyorlar. Sosyete evlerinde, köy evlerinde, camilerde, çarşılarda, saraylarda, devlet dairelerinde endam ettiklerine şahit olabiliyorsunuz. Peygamberimizin sevgisini, büyük sahabelerden Ebu Hüreyre’nin dostluğunu kazanmışlardır. Dünyanın her köşesinde çok sayıda, yazarın, şairin, sanatçının sırdaşı ilham kaynağı olmuşlardır.
İstanbul gibi devasa büyük şehirde kediler, narin tarzlarıyla şehrin görünümüne masalsı, büyüleyici bir hava katıyorlar.
Kedilerin İstanbul’un yerlisi olmalarında Osmanlı’nın payı oldukça büyük. Devasa imparatorluğun başkentinde ve diğer şehirlerinde, sokak hayvanları için kurulmuş vakıflar ve bu vakıflar adına çalışan “Mancacı” lakaplı insanlar bulunuyordu. Mancacılar, sokak hayvanlarının beslenmesinden sorumluymuşlar. Günümüzde hayvan barınakları ve buralarda çalışanların yanı sıra binlerce gönüllü insan bu görevi sürdürmektedirler.
Kediler ve birlikte yaşadıkları insanlar arasında zaman içinde güçlü bir bağ oluşuyor. Mevlana’nın hayatını kaybettikten sonra çok sevdiği kedisinin de yemeden içmeden kesilerek bir hafta içinde öldüğünü ve türbe civarında bir yere gömüldüğü dilden dile söyleniyor.
Edebiyatımızın ünlü ve usta isimlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar kedisini emanet ederek “ Kedime iyi bakınız. Onu aç bırakmayınız” diye vasiyet etmiştir. Hüseyin Gürpınar’ın kedisi Heybeliada’nın simgesi olmuş herkes onu tanımış ve korumuştur.
Ülkemizin önde gelen yazar, gazeteci ve mütefekkirlerinden Mehmet Şevket Eygi’nin 4 Temmuz tarihinde yayınlanan köşe yazısında “Vefatımda kedim sağ olursa, dostlarımdan biri ona sahip çıksın, evine götürsün, ölünceye kadar baksın. Öldüğünde cesedini beyaz bir beze sarıp temiz bir yere gömsün. Mütevazı bir hayvandır. Az yer, çok sevgi ister. Gördüğü sevginin on katını verir. Bakan sevap kazanır. Bu iyiliği yapacak olana şimdiden dua ediyorum, teşekkür ediyorum.”diye seslenir. Eygi bu yazısından kısa bir süre sonra vefat eder. Kediye de yakın dostlarından Prof. Dr. Aydın Gulan sahip çıkar.
Türk ve dünya edebiyatının en sevilen isimleri arasında yer alan Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tomris Uyar, Orhan Veli Kanık, Nazım Hikmet, Metin Altıok, Oktay Rifat, Erol Güney, Behçet Necatigil, Ece Ayhan, Melih Cevdet Anday, Necip Fazıl Kısakürek, Nilgün Marmara, Haydar Ergülen, Sylvia Plath, Edgar Allan Poe, Jean Paul Sartre, Frida Kahlo ve Bukowski ve daha birçok yazar gerek kedileri, gerekse kediler üzerine yazdıklarıyla tanındı ve çok konuşuldu.Kedili kütüphane
Dünyaca ünlü bu Beyazıt kütüphanemizin bir diğer adının da Kedili Kütüphane olduğunu duymuşsunuzdur. Kütüphanenin kitapları kadar bir dönem kedileri de ünlüymüş. İsmail Saib Sençer’in kütüphaneni müdürlük yaptığı dönemde kütüphanenin sahibi adeta kedilermiş. Kedi sayısının 100’ü aştığı zamanlar olurmuş ve bu sebeple Bayezid Kütüphanesi’ne “Kedili Kütüphane” de denmiş zamanında. Kedilere bakmak için maaşının büyük bir kısmını harcar; her gün bir leğen ciğer, bir leğen süt, bir leğen de su bırakırmış önlerine. Kitap okurken omuzunda mutlaka birkaç kedi olurmuş. İsmail Saib Sencer kedilerine çok düşkün olduğu için aç kalabilirler korkusuyla çoğu zaman dostlarının davetlerine bile gitmezmiş.
Ülkemizin ve dünyanın en ünlü kedisi Gli idi
İstanbul’un en ünlü kedisiyse hiç şüphesiz Gli’ydi. 2004 yılından beri Ayasofya Camisi’nin adeta koruyuculuğunu üstlenen Gli, maalesef 2020 yılında aramızdan ayrıldı. Instagram sayfasında 100 bin takipçisi olan Gli, Ayasofya’nın benzersiz atmosferini resmeden binlerce fotoğrafta yer aldı ve 15 yılın ardından artık Ayasofya’nın bir parçasına dönüşmüştü. Gli, muhtemelen dünyanın en ünlü kedilerinden biriydi. Ayrıca Üsküdar’da Hüdai Camiinin kedisi de cemaatin sevgilisi durumunda. Çoğunlukla camide olan kedi namaz kılanların arasında geziniyor.
Bir fotoğrafıyla “caps” ünlüsü olan ve kebapçı tabelasının önünde verdiği pozuyla üne kavuşan Tombili, artık aramızda değil ama anısına yaptırılan heykel Ziverbey sokaklarında anısını yaşatıyor.
İstanbul’un bazı noktalarında kedilere sıkça rastlayabilirsiniz. Asya yakasında Fenerbahçe Parkı ve Avrupa yakasında Maçka Parkı, Eyüpsultan merkezden Piyerloti Tepesi’ne çıkarken merdivenler kedileriyle çok meşhurlar. Her renkten ve her yaştan kediyi buralarda görebilirsiniz hatta sevebilirsiniz de.

‘Kedi’ belgeseli
Yönetmenliğini Ceyda Torun’un yaptığı ‘Kedi’ belgeselini izleminizi öneriyorum. Belgeselde kedilerin gözünden İstanbul’u görme tanıma şansına sahip oluyorsunuz hem de İstanbulluların ağzından kediler ile kurdukları ilişkiyi dinliyorsunuz.
Ceyda Torun takdire şayan çalışmasında, Sarı, Bengü, Aslan Parçası, Psikopat, Deniz, Gamsız ve Duman isimli kedileri ve sokaktaki insanlarla kurdukları ilişkileri çok güzel anlatmış. Yedi tepeli şehrin, yedi kedisinin öyküsünü anlatmış.
ABD’de gösterilen ‘Kedi’ belgeseli hakkında Amerikan medyasında yazılanlara baktığınızda ise belgesele duyulan hayranlığı görmeniz mümkün.
Ceyda Torun çekimlerden sonra gazetecilerle yaptığı sohbette şöyle diyordu: “Çekimlerin sonunda kediler sayesinde İstanbul’daki insanları ve kedilere bakan insanları tanıdım, kalpleri temiz, şefkat, merhamet dolu insanlar.
2,5 aylık çekimin sonunda o kadar mutlu bir şekilde ayrıldım ki İstanbul’dan, o güzel insanlarımız bizimle düşüncelerini paylaşan insanlar… İnanın filmde gördükleriniz binde biri bile değil. Kendilerini sokak hayvanlarına adayan, büyük bir şekilde adamasa bile mama taşıyan, su veren insanlarımız çok. Bunu hatırlamak da, birbirimize hatırlatmak da çok güzel oldu”

Sosyal medyaya da hakimler
Kediler Türkiye’de sokaklarda görmeye alışkın olduğumuz için gündelik hayatımızın bir parçasıysa aynı zamanda sanal alemin de vazgeçilmez bir unsuru konumundalar.
Milyonlarca defa izlenen kedi videolarından sosyal medyayı ele geçiren kedi görsellerine kadar kedilerin internette kurduğu saltanat kolay yıkılabilecekmiş gibi durmuyor.

Önceki Yazı

1-15 Eylül Ajanda

Sonraki Yazı

“Ustalık Ölmeyecekse Kalfalar da Ölmez”

Son Yazılar

15-31 Ekim Ajanda

KONSER Yarım Yüzyıla Beş Kala / Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu 17 Ekim Pazar 11:30 Cemal

Çamurlu Erdem

Ana haber bültenleri, -mecbur kalmadıkça- izlenilmemek için sarf edilen çabalar bütünü oldu günümüzde. Büyük bir bölümü