Kuş seslerinin bestecisi Olivier Messiean 

7 dakikada okunur

Ankara’da sokak müzisyenliği yaptığım zamanlarda Dost Kitabevi’ni her gün ziyaret ederdim. Bir gün Enis Batur’un Başka Yollar adlı deneme kitabına rastlayıp aldım. Enis Batur bu kitapta, Fransız Besteci Olivier Messiaen’in eserlerinde ağırlıklı olarak doğa ve kuş seslerine yer verdiğini, elinde nota defteri ve kalemiyle ormanda, ağaç diplerinde, kırlarda, dere kenarlarında kuş seslerini notaya geçirdiğini belirtiyordu. Çok heyecanlanmıştım böyle bir besteciyi tanıdığım için. Çünkü çocukluğumdan beri benim de hep yapmak istediğim bir şeydi.

O gün Karanfil Sokak’ta müzik yaptıktan sonra topladığım bir avuç bozuk parayla Dost Kitabevi’nin müzik bölümünde, Messiaen’in kuşlar için yaptığı bestelerden oluşan Deutsche Grammophon etiketiyle çıkmış üç CD’lik albümü satın aldım; hemen dinlemeye başladım. Hoş ve tatlı bir hüzün sardı ruhumu. Kızılay’dan Mamak’taki evime doğru yürüdüm albümü dinleyerek. Kuşların seslerle ördüğü bir mekân içindeymişim gibi hissetmiştim. Messiaen’in kuş seslerinden yola çıkarak yaptığı besteleri dinleyince adeta kuşlar meclisinin ortasında buldum kendimi. Tiz, mikrotonal, hızlı ve kimi zaman karmaşık dönen ritmik, armonik tınıları duyuyordum kuş ezgilerinde. Kuşlar adeta âşık cığırcıları gibiydi. Hayran olduğum bu bestecinin hayat hikâyesinin peşine düştüm.

Messiaen, Fransa’nın Aube bölgesinde, Paris ve Strasbourg yolundaki ovalardan geçerek gittiği köyündeki hububat tarlalarında toygar kuşlarının sesini duyar ilkin. Notaya aldığı ilk kuş sesi, toygar kuşlarınınki olur. Messiaen, toygar kuşunun sesindeki sevinç ve yaratıcılıktan çok etkilendiğini dile getirir. Daha sonra diğer kuşların da sesini notaya alır. Bir süre sonra sesini duyduğu kuşları tanımak da ister. Meşhur Fransız ornitolog (kuşbilimci) Jacques Delamain kitaplarını okumaya başlar. Çalışmaları devam ettikçe zamanla hangi sesin hangi kuşa ait olduğunu ayırt etme yetisi kazanır. Bir süre sonra Messiaen de bir ornitolog olur. 

Messiaen’in 1950’lerde kuş şakımalarını inceleyip notaya dökmesi Avrupa’da büyük yankı uyandırır. Ona göre kuş şakımasında sesin yol alması, kısacası kuşun şarkı söylemesi, melodi yaratması söz konusu değildir. Şakımalardaki ana fikir gelişime uğramaz, aynı düzlemde, gırtlak süslemeleriyle derinlemesine çoğalır. Messiaen aynı kuşun aynı ağacın dallarında, günün aynı saatinde, aynı şekilde şakıdığını da kanıtlar. Messiaen de ciltlerce nota defterini kuş sesleri kayıtlarıyla doldurur. 1931’de Paris’te La Ste Trinite Kilisesi’ne baş orgcu olarak atanır ve 60 yıl boyunca bu kilisede org çalar. Caz müzisyen Derek Bailey, Olivier Messiaen’in gelmiş geçmiş en büyük org müzisyeni olduğunu belirtir.

2. Dünya Savaşı çıkınca askere alınır. Almanlara esir düşer. Savaş suçlusu olarak 1940-41 yıllarını Almanların tutsak kampında geçirir ve en güzel yapıtlarından biri olan “Zamanın Sonu İçin Dörtlü”yü burada bester. Bu besteyi, kampta bulunan diğer üç müzisyenle 15 Ocak 1941’de, karlı ve soğuk bir günün akşamında, esir kampında seslendirir. Bu ilk performansta piyanoyu Messiaen’in kendisi çalar. Dört yüz kişilik dinleyici grubunda, kampın başındaki Alman subaylar da vardır. Eser, bunu izleyen günlerde tekrar seslendirilir. Dört sanatçı, esir kaldıkları kampta geçen yaklaşık bir yılın sonunda, “Siz müzisyensiniz, silahlarınız yok…” denilerek serbest bırakılır ve anayurtlarına döner. 1941’de Fransa’ya iade edilirler.

Kuşlar, Messiaen’in müzikal yaratıcılığına vesile oluyordu. “Kuşlar gezegenin en büyük müzisyenleridir,” diyen Messiaen’in yenilikçi eserleri piyano repertuarının en zor eserleri arasındadır. O, modern Fransız müziğinin en önemli bestecilerinden biriydi. Ölmeden önce yazdığı Saint François d’Assise Operası 2500 sayfalık partisyondan oluşur. Antikçağ’dan başlayarak tüm müzik tarihini derinlemesine inceler.Piyano için yazdığı Kuşlar Kataloğu’nda ve Uzakdoğu ritimleriyle yazdığı Turangalila Senfonisi’nde vurmalı çalgıların tınılarını sergiler 

Önceki Yazı

SAİT FAİK ÖYKÜLERİ

Sonraki Yazı

Fatih Sultan Mehmed’in entelektüel portresi

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde