Ah benim insanlarım 

5 dakikada okunur

Artık ben tam bir insan mıyım?

Neresinden başlamalı söze? Ne çok acı var, diye mi; ne gelir elimizden insan olmaktan başka, diye mi? Bütün uçurumlara kendi ayaklarımızla gideriz. Cehennemde ateş yoktur, herkes oraya kendi ateşini götürür. Dünyayı Cennet bahçesine yahut Cehennem çukuruna dönüştürecek olan sensin, benim, biziz. Her iş yerini bulacaktır, her iş yerini bulacaktır, her iş yerini bulacaktır. (Kamer Suresi) Teselli olsun diye değil, inanç ve imanla söylüyorum. İsrail ettiğini bulacaktır.

Yaşamla barışmam o kadar uzun sürdü ki daha kendimle münasebetimin, bilmecemin başında iken ağır mı ağır bir insanlık imtihanı ile karşı karşıyayım. Ya siz?

Bir bedenin; o  beden ki sıcak elleriyle bir anne başını okşamış, gülden yanağına öpücükler kondurmuş, hastalandığında başında uzun süre beklemiş, çorbasını yudum yudum içirmişti. Bir tam bedenin paramparça edilip parçalarının bir torbaya konulmasına, annesinin eline verilmesine şahit tutulduk. Bütün bir insanın, kelimeleri, hayalleri, amaçları, yaşama isteği olan yekpare, eksiksiz, tam bir insanın paramparça edildiğini gördük.

Artık ben tam bir insan mıyım?

Gördüğüm her parça parça edilişte bütünlüğümden, ahengimden, ruhumdan eksildim. Henüz yürümeyi, konuşmayı, renkleri bilmeyen bebeklerin, çocukların bombalanışında ben de parçalarıma ayrıldım. 

Her iş yerini bulacaktır. İsrail kahrolacaktır. Kahrol İsrail çünkü sana kahrolmak yakışır. Ağaçlar ağaç olmak için var, denizler deniz, İsrail bütün varlığıyla kahrolmak için var ve kahrolacaktır. O ne kötü bir ebedî dönüş yeridir. 

Ah, benim insanlarım, biliniz ki Filistin ne bir ırka, dine, ne bir gruba ait imtihan yeridir. Filistin insanlığımızın sınavıdır. Yeryüzünün her yerinde, New York’ta, Amsterdam’da, Paris’te, Atina’da, Berlin’de, Brüksel’de, Oslo’da, Viyana’da, Somali’de, Cape Town’da, Venezuela’da, Sultanahmet’te, Londra’da sayamadığım daha nice yerde kendi insanlığının imtihanını verirken eş zamanlı yüce insanlık onuru için sokaklara çıktınız. Küçük büyük demeden bir avuç olan küfrün liderlerine gerçekleri haykırdınız. Ne çok acı var ama ne çok insan var, ne çok insanoğlu insan var. Çağımız madden yükselirken manen dibin de dibine düşerken gördük ki iyiler kötülerden çok daha fazla. İlk günden itibaren bir mottom var: İsrail değil, insanlık kazanacak!

Kim ki konforlu evinde, mahallesinde tam, bütün, eksiksiz kaldığını sanıyorsa çok büyük bir yanılgı içinde olduğunu bilsin. Korkun! İliklerinize kadar korkun çünkü yüreğinde Filistinlinin acısını hissetmeyen herkes için, bırakın insan olabilmeyi saf çıkarla, bencil bir çıkarla bile “Bir Filistinlinin yaşadığını ben de bir gün yaşayabilirim.” bencilliğiyle hiç değilse asgari bir duruş sergilemeye bile kudreti yetmeyen bir canlı türü için ilahî adalet var. Bunalımlar, antidepresanlar, kanserler, illetler, zilletler var.

Oysa elimizden insan olmak dâhi gelmiyorsa taş olmak da mı gelmiyor, bir at olmak da mı bebek cesetlerini, hamile kadınları, yaralıları, parçalanmışları taşıyan.

Önceki Yazı

“Açık Yapıt” kökleriyle doğduğu topraklarda

Sonraki Yazı

Dijital platformlar seyircisiyle barışmak istiyor 

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan