Anadolu’da Bir Ahlâk Okulu: Âhi Evran

10 dakikada okunur

HALİL İBRAHİM AYGÜL

Hayvanın sırtındaki deriyi alıp terbiye ederek nezih bir ürün olarak eşrefi mahlukat olarak yaratılan insanın üzerine giydirilmiş. Maddi zenginlik karşısında ve izmler altında ezilen insanlığa Ahilik yok göstericidir. Çevre, üretim, helal gıda, eşit gelir dağılımı temel meselelerdir.

Ahî Evran, 12 ve 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve kardeşliğe, cömertliğe, yiğitliğe, fedakârlığa, ahlâka, akla, bilime ve sanata dayanan, kaliteli üretimin ve adil paylaşımın esas alındığı ve Anadolu’da birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin mayasını oluşturan Ahi Teşkilatının kurucusu kabul edilen, Türk tarihinin önemli simalarından biridir. Ahî Evran, doğumunun 850. yıl dönümü vesilesi ile bu yıl UNESCO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alındı. 2021 yılı boyunca yurt genelinde ve yurt dışında etkinlikler düzenlenmesine karar verildi. Bu kapsamda düzenlenecek etkinlikler Cumhurbaşkanlığı himayesi başta olmak üzere Ahilik Teşkilatının iktisadi yönü olan bir teşkilat olması sebebiyle Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yürütülmektedir. Bu yıl Ahî Evran’ı anlama ve anlatabilme noktasında millet olarak bir sınavdan geçecek gibi görünüyoruz.
Ahî Evran’ın asıl adı Şeyh Nasîrüddin Mahmûd Ahî Evran b. Abbas olmasına rağmen Ahî Evran (Evren) adıyla tanınır. Tarihî bir hüviyete sahip bulunmasına rağmen gerçek kişiliği menkıbeler içinde kaybolmuştur. “Gök, kâinat” ve “yılan, ejderha” anlamlarına gelen Evran ismi, efsanevî kişiliğinin bir işareti sayılabilir. Kurucusu olduğu Ahilik Teşkilatı dünyanın en büyük devletlerinden biri sayılan Osmanlı Devleti’nin kurulmasında büyük katkısı olan ve hem bir ahlâk okulu hem siyasi hem içtimai hem de iktisadi bir yapıdır. Özellikle Fatih Sultan Mehmed Han dönemine kadar olmakla birlikte Osmanlı’nın son dönemlerine değin faaliyetlerini sürdürmüş ve esnaf zümresi üzerindeki mânevî tesirini devam ettirmiştir. Bu durum, başta debbağlar (Hayvan derilerini işleyerek kullanılır hale getiren sanatkâr) olmak üzere bütün esnafın Ahî Evran’ı pîr kabul etmelerinden ve devletin bu bağlılığı teşvik eden desteğinden ileri gelmiştir.
Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasında dört önemli teşkilat vardır. Bunlar kurdukları vakıf ve zaviyelerle en önemlisi de yaşantılarıyla gönülleri fethetmişlerdir: Abdalan-ı Rum, Gaziyan-ı Rum, Bacıyan-ı Rum ve Ahiyan-ı Rum. Bilhassa Ahiler, fethedilen topraklarda sanayiyi, ticareti, içtimaiyi, iktisadı hatta biraz da idari yapıyı düzenlemişlerdir. “Dik baş, tok karın, mutlu yarın” diyerek üretmişler. Bu yüzden Ahî Evran Hazretleri’ne ehl-i sanayinin piri demişlerdir. Peygamber Efendimiz’in “Veren el alan elden üstündür.” Hadis-i şerifini kendilerine şiar edinmiştir Ahiler.Dünyanın ilk kadın teşkilatı!
Sanayinin fatihleridirler. Bacıyan-ı Rum ise Ahilerin kadın teşkilatıdır. Dünyada kurulan ilk kadın teşkilatıdır. “Aşına, eşine, işine sahip ol” şiarını benimserler. Ahiler üretirken çevreyi bozmamaya dikkat etmişler. Hırstan uzak olmuşlardır. Ahilere göre ihtiyaçlar değil, ihtiraslar sonsuzdur. “Eline, beline, diline sahip ol” şiarını benimsemişlerdir. Elinden kimse zarar görmesin. Dilin ya hayrı söylesin ya sussun. Dilin zikirde, elin işte, üretimde olsun. Beline sahip ol. Harama bakma. Bel aynı zamanda belde demek. Vatanını, namusunu koru. Bu yüzden Ahiler yanında silah, gama, hançer taşırlardı. Yani taşıma ruhsatlı tabancaları vardı. Kalfalıktan ustalığa uzun bir mesleki ve ahlâkı eğitim almışlar. İki yol arkadaşı bir yol atası tayin edilmiş. Eğer yoldan çıkar ayıplı mal üretirse yolsuz ilan edilip pabucu dama atılmıştır. Sanayici olmuşlar. Ahi Evran’ın mesleği de debbağlıktır. Hayvanın sırtındaki deriyi alıp terbiye ederek nezih bir ürün olarak eşrefi mahlukat olarak yaratılan insanın üzerine giydirilmiş. Maddi zenginlik karşısında ve izmler altında ezilen insanlığa Ahilik yok göstericidir. Çevre, üretim, helal gıda, eşit gelir dağılımı temel meselelerdir.

Ahî Evran’ın adını kurumlara vermek…
Bu hizmetlere ve Türk kültür ve içtimai hayatında önemli gelişmelere vesile olan, “Hakka hizmet, halka hizmet” anlayışıyla uzun yıllar Anadolu’da ticaretin ve sanat dallarının gelişmesinde, barış ve huzurun tesisinde önemli roller üstlenen Ahi Teşkilatının kurucusu olarak bilinen Ahî Evran’ın Kırşehir’de adını taşıyan Ahi Evran Üniversitesi, 2006 yılında kurulmuştur. Ayrıca adının içinde “Ahî Evran” ihtiva eden birçok okul ve yer adı bulunmaktadır. Tabi bu durum Ahi Evran’ın Türk ve İslâm tarihine olan katkılarına bir teşekkürdür. Burası çok güzel. Fakat bu tarz isim vermelerle tarihimizdeki ulu kişilerin güzel hasletlerini toplumsal ve ferdi olarak kendimize kazandırmış olur muyuz? Bu tartışmalı bir konu. Son yıllarda Ahî Evran ve Ahilik Teşkilatına olan ilgi ve akademik yayınların sayısı artıyor. Bu minvalde yol haritasını “Ahilik ve Esnaf (Mesleki Dayanışma) Teşkilatları”ndan ilham alarak çizen ve bu hassasiyet üzere sadece bir işin veya mesleğin inceliklerini öğretmek değil; öğrenciye, “insan olma” anlayış ve sorumluluklarını da eş zamanlı bir şekilde aktarma ve hatırlatma noktasında faaliyet gösteren Hamilik Vakfı Okulu önemli bir çalışma olarak varlığını sürdürmektedir.

Tüm bu bilgiler ve gelişmeler ışığında bir fırsat olarak önümüzde duran Ahi Evran yılı en anlamlı ve doğru şekilde nasıl ihya ve icra edilebilir meselesi aklımızı kurcaladı. Bu yıl Ahilik Kültürü Haftası olması sebebiyle 13-19 Eylül tarihleri arasında ülke genelinde 34. Ahilik Haftası kutlamaları yapılıyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Ahiliğin başkenti Kırşehir’de, Ahilik Haftası kutlamaları Ahi Evran Veli’nin türbesini ziyaretle başladı. Benzeri etkinlikler Edirne’den Kars’a diğer illerimizde de devam ediyor. Yerel devlet görevlileri, milletvekilleri, il ve ilçe yöneticileri esnaf ve halk bu kutlamalara katılıyor.

Önceki Yazı

Tarihi Gemilerin Maketi Bu Sergide

Sonraki Yazı

Uduna Dünyanın Sesini Sığdıran Anouar Brahem

Son Yazılar

15-31 Ekim Ajanda

KONSER Yarım Yüzyıla Beş Kala / Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu 17 Ekim Pazar 11:30 Cemal

Çamurlu Erdem

Ana haber bültenleri, -mecbur kalmadıkça- izlenilmemek için sarf edilen çabalar bütünü oldu günümüzde. Büyük bir bölümü