Anadolu’nun gül yetiştiren adamı

37 dakikada okunur

Lise yıllarımda merhum Asım Gültekin’in derslerinde ilk defa duydum adını Rasim Özdenören’in.
“Yedi Güzel Adam” diye adlandırılan oluşumdan olduğunu da… Kimdi bu “Yedi Güzel Adam”? Cahit
Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören
üzerine herkes ittifak eder fakat yedinci güzel adam kimine göre Ali Kutay kimine göre de Sezai
Karakoç olur. Nuri Pakdil; “Yedi Güzel Adam olarak nitelenen bizler, gerçekten, övünmek gibi de
olsun, olağanüstü bir arkadaş topluluğuyduk” diyor. Cahit Zarifoğlu’nun “Yedi Güzel Adam” şiiri ile
daha iyi anladık bu güzel adamları. Asım Gültekin son sınıf Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde müfredata
bağlı kalmaksızın bizi edebiyat evreninde efsanevi bir yolculuğa çıkarırdı. O dönem Türk
Dili ve Edebiyatı ders kitaplarında yeterince yer verilmeyen, adını zikrettiğim isimleri bu derslerde
duyardık. Asım abi vefat ettiğinde Rasim Özdenören; “sağ kolum koptu sandım” demişti. Sağ koluydu
gerçekten de ve Asım abinin vefatının ikinci yıl dönümünde hastalığı nüksederek yoğun bakıma
alındı. Bir gün sonra da ebedi âleme irtihal etti. Vefatının ardından herkes aynı sözü söyledi: “Gül
Yetiştiren Adam aramızdan ayrıldı.” Ne güzel bir yakıştırma. Kendi eserinin adı ile anılmak ayrı bir
güzellik. “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler” belki en çok okunan eserlerinden biri oldu.
Tanıyan herkes onun “Müslümanca Düşünen Adam” olduğuna şahitlik etti. Hakkında çok şey söylendi
ve söylenecektir. Burada bana ve bize düşen hisse de öyle sanıyorum ki onun eserlerini tekrar
tekrar okumaktır. Yaşar Kemâl’in dediği gibi “O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler.” Fakat
bir farkla; o iyi insanların ardından gelen onca güzel insan halen aramızda. Sağlıklarında değerlerini
bilmeyi ve istifade edebilmeyi temenni ediyorum. Rasim Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum.
“Yedi Güzel Adam”ın son temsilcisi Rasim Özdenören’i, şahsiyetini ve sanatını yakından tanıyan
Abdullah Harmancı, Arif Ay, Atıf Bedir, Necip Tosun ve Şaban Sağlık’a sordum. İstifadeli okumalar
dilerim.

“Entelektüel ve artistik seviyesi yüksek bir önderdi”

Abdullah Harmancı

Rasim Özdenören, 1940 yılında doğmuş, 1957 senesinde edebiyata dahil olmuştu. Vefat ettiğinde yazı hayatının 65. senesindeydi. Şöyle anlatayım: Cumhuriyet 100 yaşında. Dini endişeleri olan veya muhafazakâr diye tabir edebileceğimiz toplum kesimleri, Türkiye’de, son elli senede isbat-ı vücut etmeye başladılar. Seküler kesimler ülkede “efendi”, dindarlar ise entelektüel dünyadan nasibi olmayan “köylüler” gibi algılanmaktaydı. Özdenören ve arkadaşları, seküler kesimlerin üzerinde şok etkisi yarattılar. Toplumun sosyokültürel seviyesi düşük, eğitimsiz, kültür sanat alanında varlık gösteremeyen kesimlerinin, örneğin Diriliş, Edebiyat ya da Mavera gibi bir dergi çıkartması bile yeterince şaşırtıcı idi. Meseleyi bilenlerin gözünde… “Efendi”nin diliyle “köle”nin inancının soğukkanlı, sanatsal bir dille ifade edilmesi Türkiye’de yaşanmaya başlanan büyük dönüşümün ilk işaretleriydi. Rasim Özdenören, bu ülkenin inananlarının da -bal gibi- dünya çapında edebiyat ve felsefe örnekleri sunabileceğini gösteren bir kalemdir. Elbette Necip Fazıl, Karakoç ve Topçu gibiler ilk örnekleri vermişti. Özdenören ve çevresi ise bu ilk başarıları hem yukarıya çektiler hem de çeşitlendirdiler. Ülkede kültürel hareketlilik, seneler ilerledikçe, daima muhafazakârların lehine olarak değişti. Bugün Türkiye’de neşredilen dört öykü dergisinin sadece biri seküler çevreler tarafından çıkarılıyor. Dindarlar ülke edebiyatının gerçek resmini oluşturacak güce erişti. Çünkü onların Rasim Özdenören gibi entelektüel ve artistik seviyesi çok yüksek önderleri oldu.

“Müslümanca bir bakışla insanlığın sorunlarını irdelemiştir”

Arif Ay

Rasim Özdenören yalnız Türk edebiyatının değil -kitapları dünya dillerine çevrilse de çevrilmese de- dünya edebiyatının da önemli yazarlarından biridir. Rasim Özdenören, edebiyatçılığının yanı sıra bir düşünce adamıdır. O, günümüz Türkiye’sinde zihin karışıklığı yaşamayan, Batı kavramlarıyla düşünmeyen, inancımızın asli kaynaklarından beslenen bir düşünürdür. Öykülerinde de düşünce yazılarında da hep insanın evrensel sorunlarını ele almıştır. Müslümanca bir bakışla insanlığın sorunlarını irdelemiştir. Hep umuttan ve aydınlıktan yana olmuştur. O evrensel bir yazardır. Çünkü inancımız evrenseldir. O çağdaş bir yazardır. Çünkü inancımız çağdaştır. Medeniyetimizin bu topraklardaki izini sürerek, onun birikimleriyle beslenerek, ustalıklı bir anlatımla ellinin üstünde eser vermiştir. İnsanlar kimi ve neyi okurlarsa okusunlar, eğer Rasim Özdenören okumamışlarsa mutlaka bir şeyleri eksik kalmıştır. O iyi bir öykü yazarıdır. O, öykülerinde bu toprakların insanın ruh dünyasına ışık tuttu. Sıkıntılarını, umutlarını, çaresizliklerini anlattı. Onlara dışardan biri gibi bakmadı. Ülkemizdeki kültür kırımının bütün olumsuzluklarını yaşayan bir yazar olarak kendi kadim kültürümüze sahip çıktı. Denemeleri bu çabanın ürünleridir. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören, Cahit Zarifoğlu bu isimlerle birlikte ülkemizde Yerli Düşünce hareketi başlatıldı. Rasim Özdenören hem sanat planında hem de düşünce planında eserler vermiş bir yazar olarak bu topluluğun önemli bir kişisidir.

“Okuruna daima yeni şeyler söylerdi”

Atıf Bedir

Rasim Ağabey’le son on beş yıldır Nuri Ağabey (Pakdil) sayesinde sıkça aynı ortamda bulunduk. Birlikte yolculuk yaptık, tuz, ekmek yedik. Son yedi yıl ise onun öncülüğünde Hece dergisinde birlikte yol yürüdük. 2015 yılında Hece dergisi Genel Yayın Yönetmeni olduğunda biz de aynı tarihte yayın kurulunda yer aldık. Mart 2020’den itibaren ise derginin editörü olarak yüz yüze olmasa bile (salgın ve hastalığı nedeniyle) telefonla sıkça görüştük. Genel Yayın Yönetmeni olduktan sonra dergiye Önyazı yazmaya başlamıştı. Önyazıları genellikle son gün yazardı. Yazı için aradığımda, “Yazı kafamda hazır, sadece kâğıda dökmesi kaldı.” der ve bir iki saat içinde göndereceğini söylerdi. Gerçekten yazı bir iki saat içinde gelirdi. Onun deneme ve düşünce yazıları ile öyküleri hem çok farklıdır hem de benzerdir. Farkı şu: yazılarında ele aldığı konuyu en ince ayrıntısına kadar irdeler, konunun anlaşılmayan bir tarafı kalmaz, sanırsınız ki o yazıyı yazarken yüzlerce kaynağa bakmış, araştırmış ve o konu ile ilgili söylenecek ne varsa kâğıda dökmüştür. Oysa yazılarını yazarken bir ömrün birikimini yansıtmıştır. Zaten okudukları, bildikleri zihninde dipdiri durmaktadır. Ama okura zihnindeki kuru bilgileri doğrudan aktarmaz, kendine has bir üslup ve düşünme biçimiyle okura daima yeni şeyler söylerdi. Okur, bildiği konular anlatılıyor diye düşündüğü bir kitabını açtığında ve okumaya başladığında daha ilk cümlede yeni bir anlatı biçimi ve üslubu ile karşı karşıya olduğunu görür. Onun ele aldığı konulara çok farklı bakış açılarıyla baktığını ve o ana kadar hiç aklımıza gelmeyen, belki de şaşırdığımız ya da bizi sarsan düşünme ve yazma biçimini gördüğümüzde karşımızda haza bir anlatı ustası olduğunu görürüz. Öykülerinin denemelerine benzer yanı ayrıntılara olan dikkatidir. Sonrası denemelerinden ve düşünce yazılarından ayrılır. Öykülerinde varmak istediği son noktanın “bir anın öyküsü”nü yazmak olduğunu söylediğini hatırlıyorum bir söyleşisinde. Aslında son öykülerinde bunu başarmıştır da. Hayatın içinde donup kalmış bir fotoğraf karesinin öyküsü nasıl yazılırsa o da öyle karelerin öykülerini yazmıştır.

“Kültürümüzü etkilemiş yazarlardandı”

Necip Tosun

Türkiye, Türk düşünce ve edebiyatı önemli isimlerinden birini kaybetti. Rasim Özdenören gerek düşünce yazılarıyla gerekse öyküleriyle edebiyatımızı, kültürümüzü etkilemiş yazarlardan biriydi. Rasim Özdenören edebiyat ve düşünce dünyasında, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt ve Akif İnan ile anılır. Bunlara Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’i de eklersek güncel tanımlama ile “yedi güzel adam” ortaya çıkar. Rasim Özdenören’in edebiyat ve düşünce çizgisi Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergileri ile şekillenir, yol alır, biçimlenir. Kendisiyle 30 yılı aşkın bir ağabey-kardeş ilişkimiz vardır. Mekânı cennet olsun.

Tek kişilik dev kadro

Şaban Sağlık

Rasim Özdenören, yeni bir aydın tipinin en dikkate değer örneğidir. Edebiyatın bütün türlerinde eser veren Özdenören, sayısı 40’ı bulan ve adeta bir külliyat oluşturan çok sayıda eserin de yazarıdır. Modernleşme süreciyle birlikte gelen siyasi ve kültürel kurumları köklü bir eleştiriye tabi tutan Özdenören, bütün eserlerini bu tavrı merkeze alan bir bakış açısıyla yazmıştır. Bu eserlerde Batılılaşmaya baş kaldırma ve muhalefet etme gibi bir içerik de hakimdir. İki fakülte bitiren ve yurt dışı tecrübesi de yaşayan Özdenören, tercüme yapacak derecede yabancı dil de bilmektedir. Batı edebiyatı ve felsefesiyle de yakından ilgilenir. Yazılarında hem Müslüman düşünür ve yazarlara hem de Batılı yazar ve aydınlara yer verir.  O, bütün bu eserlerde eleştirici, reddedici, teklif edici, sorular sorucu, onaylayıcı, analiz edici, mukayese edici, güncel olayları ve gelişmeleri takip edici vs. şeklinde ifade edeceğimiz çok yönlü bir bakış açısına da sahiptir. Kısaca Rasim Özdenören adeta “tek kişilik dev kadro”dur.

Rasim Özdenören’in ardından

Rasim Özdenören Külliyatından Tavsiyeler

Aşkın Diyalektiği / Rasim Özdenören / İz
Tavsiye Eden: Necip Tosun
Özdenören, aşkı bir mecaz kılan beşerî koşulların bir köprü, bir merdiven olduğunu ihsas ettirirken, aşkın gerçeğini yatay boyutu dikey boyuta bağlamanın bir imkanı olarak irdeliyor. Aşkın diyalektiği ise, bu bağlantıyı kurmanın, aşk derdine düşmenin, merdiveni çıkmanın kendine özgü serüveninde karşılaşılan türlü hallerden ibaret; kalbin çeşitli hallerinden…
Denize Açılan Kapı’da, anlatımın kendisi hayatın bütün güçleriyle karşılaşıyor, karışıyor, kıvamını buluyor. Yazar, denize kavuşmak isteyen ırmaklar gibi kendi çalkantısının içinde debelenip duran insanları ‘vuslat kapısı’nda karşılıyor…

Denize Açılan Kapı/ Rasim Özdenören / İz
Tavsiye Eden: Abdullah Harmancı
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaktaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, uyumsuzluğu, modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu. Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti.İnsanımızın paramparça dünyasına bir ışık gibi akıyor Rasim Özdenören… Denize Açılan Kapı’da, anlatımın kendisi hayatın bütün güçleriyle karşılaşıyor, karışıyor, kıvamını buluyor. Yazar, denize kavuşmak isteyen ırmaklar gibi kendi çalkantısının içinde debelenip duran insanları ‘vuslat kapısı’nda karşılıyor… Denize Açılan Kapı, insanın kendi gerçeğiyle boğuşarak akarken varıp dayandığı bir geçitteki fıtrî dinginliği, hayatın asude gidişatı altında yatan hareketli metafizik yüzünü çarpıcı üslubuyla dile getiriyor…

Gül Yetiştiren Adam/ Rasim Özdenören / İz
Tavsiye Eden: Şaban Sağlık
Anadolu’nun bir taşra kentinden Yeni Dünya’nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız… Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar… Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram… Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler… Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz… Rasim Özdenören’in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bir arada bulacaklar… MEB tarafından okullarda tavsiye edilen kitaplardan olan Gül Yetiştiren Adam, yeni baskısıyla raflarda yerini aldı.

Kafa Karıştıran Kelimeler / Rasim Özdenören / İz
Tavsiye Eden: Arif Ay

Kelimeler, bir milletin ortak varlığı… Eğer kelimeye yüklenen anlamlar bozulursa ve değişirse ne olur? Bir toplumda aynı kelime ya da kavram toplum için aynı anlamları ifade etmekten uzaklaşmışsa nasıl bir karmaşa ortaya çıkar?Özdenören, Kafa Karıştıran Kelimeler’de, geçmişinde İslâm’ı yaşamış ve Türkçe konuşulan ülkemizde, Batılılaşma süreciyle ortaya çıkan kelimelerin anlam kaymalarından ortaya çıkan karmaşaya ve sloganlarla dolu kafalardaki kafa karışıklığına ışık tutuyor, İslâmî bir bakış açısıyla kelimeleri irdeliyor. Hicret, tasavvuf, akıl, bilim, demokrasi, özgürlük… Kelimelerine sahip çıkamayan toplumlarda çıkan kargaşaya, karmaşaya, düşünme bozukluklarına dikkat çekiyor. Düşünmenin ve özellikle de Müslümanca düşünmenin yolunu açıyor bizlere.

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler / Rasim Özdenören / İz
Tavsiye Eden: Atıf Bedir

İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada “Müslümanca düşünme”nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli “malumat”a sahip olmak, “Müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır.

Rasim Özdenören Üzerine Yazılan Kitaplar

Işıyan Kelimeler & Rasim Özdenören / Alim Kahraman / Kaknüs

Âlim Kahraman’ın hazırladığı eser, bir Sunuş ve Zamandizin’le başlıyor. Kitaba Ebubekir Eroğlu, Selim İleri, Nursel Duruel, Kurtuluş Kayalı, Feridun Andaç, İlhan Kutluer, Turan Karataş, Yılmaz Taşçıoğlu, Mustafa Everdi, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Nalan Barbarosoğlu, Murat Yalçın, Cevdet Karal, Betül Dünder, Meral Demirel, Ahmet Kekeç ve Abdullah Harmancı farklı bakış açıları ve özgün yorumlar içeren birer yazılarıyla katılmışlardır. Rasim Özdenören’le yapılmış üç oturumun da yer aldığı kitapta ayrıca yazarla ilgili olarak hazırlanmış kapsamlı bir kaynakça bulunmaktadır. Özdenören hakkında 1968’den bu yana yazılagelmiş değerlendirme yazılarından yapılan alıntılarla zenginleşen eser; yazarı anlamak isteyenlerin ve yeni görüşler geliştirecek kuşakların yoluna bir ışık düşürecektir. Rasim Özdenören, tekrar tekrar kendisine dönülen ve hiçbir dönüşü karşılıksız bırakmayan metinler yazdı; yazmaya devam ediyor.
Özdenören’in modern anlatım tekniklerini kullanma ve metni farklı yöntemlerle kurgulama eğilimi, anlatmak istediği özü en iyi şekilde yansıtabilme çabasının bir ifadesidir.

Rasim Özdenören / Ülkü Eliuz / Bir

Yaşı ile değil yaşadıkları ile bize hayatı, edebiyatı, inancı, dostluğu, vefayı, mücadeleyi öğreten Rasim Özdenören, düşünceleri ve sohbeti ile insanı büyüten, çoğaltan Türk düşünce ve edebiyat dünyasının müstesna bir şahsiyetidir.Gönlünün, aklının, memleketinin, inancının, dilinin, geleneğinin yabancısı olmayan bir düşünür olarak varoluşsal yitimlere “dur!” diyebilme amacındaki bir; “bilinçli Müslüman kimlik” oluşturma adına düşünce yazıları kaleme alan entelektüel mümindir.O, insanının dertlerini dert edinen sessiz akan nehir gibidir; akıl ve gönül süzgecinden geçen sözlerin sahibidir. Sohbet ederken yüzünüze yazan ya da yüzünüzde okuyan Türk düşüncesinin bu yaşayan değeri, ilişkilerinde samimi, içten, cömert, dürüst, sevgi dolu, maddi hırslardan, çirkinliklerden arınmış güzel bir insandır. Büyük Kapı’nın eşiğinden ayrılmayan ruhun malzemelerini biriktirme edimini devam ettiren bu evrensel bilinci, bin türlü anlatsak bile yine eksik kalacağını bilmenin acziyeti ile edebiyat kuramının kitaplar savaşı içinde kendine bir yer edinmek isteyen bu çalışma hazırlandı. Bir yazarın dirilişinin, kendini arayışının ve kendi oluş öyküsünün satır aralarından biyografik okuma yapıldı. Ve devam eden bu süreç aydınlatılmaya çalışıldı.

Rasim Özdenören & Ruh Denizinden Öyküler / Ali Haydar Haksal / İnsan

Mehmed Akif, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Necip Fazıl gibi yerli düşüncenin halkalarını oluşturan öncü şahsiyetleri inceleyen edebiyatçı-yazar Ali Haydar Haksal, bu kitapla halkaya Rasim Özdenören’i de ekliyor. Türk edebiyatının son elli yılındaki en önemli isimlerden Rasim Özdenören’in fikri dünyası, edebi kişiliği ve öykü anlayışı, bu iki önemli ismin Mavera dergisinde başlayan hikâyesinin eşliğinde okura sunuluyor. Ali Haydar Haksal’ın, edebiyatımızın önemli şahsiyetlerini odağa alarak yaptığı tanıklığa bir katkı daha.

Türk Hikâyeciliğinde Rasim Özdenören / Saliha Tunç / Çizgi

Rasim Özdenören, Türk hikâyeciliğine sanatıyla yön veren aydınlar ve modern edebiyat temsilcileri arasında önemli bir konuma sahiptir. Modernist hikâye yazarlarından olan Rasim Özdenören, modern bireyin yalnızlığı, tutunamayışı, çaresizliği, bunalımı vb. izlekler ile kaleme aldığı hikâyelerinin yanı sıra mistik/metafizik eğilimle yazdığı pek çok hikâyesiyle de Türk edebiyatında yeni bir açılımı temsil eder. Hikâyelerinde bireyden yola çıkarak evrensel meseleleri yansıtan yazar hem sanatı hem de düşünceleriyle Türk hikâyeciliğine katkılar sağlamıştır. Özdenören’in modern anlatım tekniklerini kullanma ve metni farklı yöntemlerle kurgulama eğilimi, anlatmak istediği özü en iyi şekilde yansıtabilme çabasının bir ifadesidir. Hikâyelerin türlerine göre sınıflandırılarak yapı ve kurgu açısından incelenmesi, yazarın ifade ve yansıtma araçlarını kullanım yöntemlerinin çeşitliliğini gösterme açısından önemlidir. Rasim Özdenören’in hikâyelerinin en önemli ve temel kaynağı, yazarın insana bakış açısındadır. Sanatının gayesinin insanı “ruhen” ve “fikren” yüceltmek olduğunu vurgulayan yazarın hikâyelerinde şahıslar kadrosu, evrensel anlamda insan hakikatini temsil eden tüm boyutlarıyla yazarın amacına hizmet eder. Rasim Özdenören, yazılarında dile getirdiği düşüncelerinin hikâyelerinden ayrı bir açılıma sahip olmadığını bildirir. Çalışmada tema ve izlekler açısından incelenen hikâyeler, yazarın deneme türünde kaleme aldığı eserlerinde açıkladığı bazı düşüncelerinin hikâyelerine yansımaları bağlamında da değerlendirilmiştir. Yazar, hikâye türünün kısa, uzun ve minimalist kategorilerinde eserler kaleme almıştır. Türlerin tespit ve tasnifinde belirleyici unsurlar dikkate alınarak Özdenören’in her üç alt türde kaleme aldığı hikâyeler incelenmiştir. Eserlerini yoğun anlam katmanlarıyla kurgulayan Rasim Özdenören’in hikâyelerinde dinî-tasavvufi ve edebî metinler oldukça kapsamlı bir birikim teşkil eder. Eserlerde açık veya kapalı olarak yer alan metinlerin tespiti hem yazarın kaynaklarını hem de eski metinlerin modern hikâyelerde yeni anlam dairelerinde kullanım amaç ve yöntemlerini belirlemede bir hareket noktası oluşturur.

Türk Öykücülüğünde Rasim Özdenören / Necip Tosun / İz

Rasim Özdenören’in Türk öykücülüğüne kazandırdığı en somut unsur, yerlilikti. Rasim Özdenören bu yerlilik yaklaşımıyla Türk öykücülüğüne yepyeni bir hava ve yepyeni bir soluk getirmiştir. O, öykülerinde değerlerinden koparılmış ve modern kentlerin varoşlarında kıstırılmış bireyin/ailenin acılarını, yalnızlıklarını gündeme getirerek yanlışa yönlendirilmiş ülke insanının yaşadığı çarpılmayı/kültür şokunu kuşatıcı ve derinlemesine bir yaklaşımla öyküleştirmiştir. İşte bu tematik inceleme Türk öykücülüğünün kilometre taşlarından biri olan Rasim Özdenören’in öykü dünyasına eğilerek onun Türk öykücülüğündeki yerini belirlemeyi hedeflerken, öykülerinin geleneksel öykü anlayışımızla örtüşen ya da ayrılan yanlarına vurgu yapıyor.Bu çalışma Rasim Özdenören’in öykülerinin yanısıra öykü sanatının kuramsal temellerine ve çağdaş Türk öykücülüğünün ulaştığı noktalara ilişkin kapsayıcı bir inceleme özelliğini de taşıyor.

Önceki Yazı

Darbelere karşı aydınların edebi refleksleri: Kitaplar

Sonraki Yazı

Ağustos bereketi ile geldi

Son Yazılar

Tiyatro asla ölmez!

Deneyimli tiyatro oyuncusu Kerem Atabeyoğlu, teknolojinin gelişmesiyle tiyatroların öldüğü şeklinde yapılan yorumlar için net konuştu. Tiyatroya