Atlıkarınca yılı 

5 dakikada okunur

Hayatımız gelecek için hayaller kurmakla geçmişe bakmak arasında durmaksızın dönen bir atlıkarıncadır. Defalarca başladığımız noktaya döneriz, bitirdiğimiz noktaya varırız. Aynı kaldığını zannederiz her şeyin ama biz gelene kadar değişmiştir manzaralar. Atlar ileriye atılır belki bir uçurum hayaliyle. Heyecanla koşarlar oysa biz sanırız ki bizi taşımaktan kaynaklanır coşkuları. Müzik çaldığı sürece döner atlıkarınca. Müzik çaldığı sürece yaşarız bir umutla.

Bize armağan edilen yıllardan birini daha savururken rüzgâra, bir kez daha dönüp bakarız o koca yıl içerisinde yaşadıklarımıza. Güzellikler, hüzünler, sevinç ve hayal kırıklıkları, kardeşlikleri gereği aynı anda çıkar gelirler. Onlarla yüzleşebilen, sonra da dostça veda edebilendir şanslılarımız.

Ben geriye dönüp baktığımda hayatımın en önemli parçasını görürüm: Edebiyatı. Yeryüzünü daha yaşanılır kılan bu büyü, hem yazarak hem de okuyarak senenin çoğuna hâkim olur. Fakat mevcuda eklemeler yapmak gerekir yoksa edebiyat, coşkun bir ırmak gibi akamaz. Yeni kitaplar, yeni heyecanlar da edebiyatı her daim canlı tutan yeraltı sularıdır. Geride bıraktığımız sene, benim heyecanımı artıran en önemli haber, Hermann Broch’un muazzam eseri Uyurgezerler’in dilimize kazandırılmış olmasıydı. Sevgili Sami Türk’ün çevirisiyle yayımlanması ise bu güzelliği artırdı.

İki yıllık bir aradan sonra edebiyat da tekrar eski yatağına kavuşmuş oldu. Salgın süreciyle birçok etkinlik askıya alınmışken bu sene “insan insana yeniden kavuştu.” İki yıllık bir kesintinin ardından TÜYAP Kitap Fuarı, alışık olduğumuz kasım ayında değil, aralık ayında yapıldı. Eski ihtişamlı günlerini belki yaşamadı ama düzenlenmiş olması dahi, edebiyat adına her şeyin yine yolunda olduğunun kanıtı.

Salgın süreciyle hayatımıza birtakım güzelliklerin katıldığını da inkâr edemeyiz. Çevrimiçi atölyeler, daha çok bir ihtiyaca binaen yapılmış olsalar da artık kalıcı ögelere dönüştüler. Önceleri her tür etkinlik lokal kalmak zorundayken çevrimiçi imkânı, dünyayı evimize bağlayacak güce erişti. Sosyal medya platformları üzerinden yapılan canlı yayınlar da hayatımızın asli ögelerine dönüştü çoktan.

Edebiyat adına başka güzellikler ise Kahramanmaraş ve Van’da yaşanıyor. Kahramanmaraş’ta bu yıl yapılan bütün edebî etkinlikler Sezai Karakoç’un anısına düzenlenirken Van’da şair ve yazarlar, edebiyatseverlerle buluşuyor. Salgın sürecinin tamamen bitmesiyle edebiyat da akışını özgürce sürdürüyor artık. Özgür olduğu için de tek bir şehre veya bölgeye mahkûm kalmak zorunda değil daha fazla. 

Fuarlar, festivaller, etkinlikler, sempozyumlar… Aralık ayı, dolayısıyla yıl henüz bitmedi. Son bir gayret ve aşkla birkaç etkinliğe daha tanık olacağız gibi görünüyor. Çünkü edebiyat ırmağı, bütün engel ve sınırlarından kurtuldu. O akacak ki bizim atlıkarıncamız da daha büyük bir hevesle dönebilsin. Müzik daha gür çıkacak, atlar daha coşkun şahlanacak ve onlar döndükçe yeni yıl onun büyüsüyle gelecek.

Önceki Yazı

Böcekleşmiş insanlığa karşı : Dönüşüm

Sonraki Yazı

2022’de salonlar yıkıldı, 2023’te yeniden yaparız artık

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de