Dolaşık değil dolanık bir dünya hakikati

“Tanrım! İşe yaramaz şeyleri görmemize engel ol, Sen’in tüm gerçeğini görmek için her şeyi gören gözler ver.” Soren Kierkegaard böyle demiş.  Görme biçimleri, duyma biçimleri, sevme biçimleri, nefret biçimleri, savunma biçimleri, yok

Ah benim insanlarım 

Artık ben tam bir insan mıyım? Neresinden başlamalı söze? Ne çok acı var, diye mi; ne gelir elimizden insan olmaktan başka, diye mi? Bütün uçurumlara kendi ayaklarımızla gideriz. Cehennemde ateş yoktur, herkes

Hedefte vurulan

Hedefi vuran her şeyi ıskalamıştır.  Doğdun ve doğar doğmaz sana bir hedef koydular. Şu okul, şu meslek, şu bitmek bilmeyen, kazanmaya mecbur tutulduğun başarılar… Hedefini on ikiden vurmak zorundasın yoksa başaramazsın. Başaramazsan

O biçim

Elmas ve kömür karbondan oluşur. Sadece atomlarının farklı şekillerde dizilmesidir birini elmas, birini kömür yapan. Başarılı bir sanat eserini de “elmas eser” “kömür eser” kılan biçiminin nasıl kurgulandığında gizlidir.İçeriğin sunumu, kurgulanışı bir

Ayakkabıları neden ters giymeli?

“İnsan düşünürken dilencidir, düşlerken Tanrı.” diyor Hölderlin. O deli damgası yemiş bir sanatçıydı, ressam Fikret Mualla gibi. Sanatçıların yaratıcı ruh hallerinin, dehalarının genele uymayışı onların farklı algılanmasına, isimlendirilmesine, kodlanmasına, damgalamasına yol açıyor.