Edebiyat hayat kurtarır mı?

Estetik haz, somut bilgi, dünyadan kaçış, gerçekliği kırma, hayal kurma arzusu, ayna arayışı ya da vakti kuşanma. Edebiyat hangi gerekçeyle bugün’ün konusu ya da nasıl/hangi hususiyetiyle geleceğe kalacak? Daha doğrudan bir örnekle,

İnsanlık barikatı

Filistin direniş edebiyatının önemli şairlerinden Semiḥ el-Ḳâsım son mülakatlarının birinde, insanlık barikatından seslenerek şunları söylemişti; “Her zaman şunu dedim: ırkçılık, Siyonizm ve emperyalizm bizi sadece tek bir koşulda yenebilir, bize insanlığımızı terk

Flanör’ün ölümü

1840’ta Edgar Allen Poe’nun “Kalabalıkların Adamı” adlı öyküsü yayımlandığında, modern zamanlar için avarelik hikâyesi başlamıştı. Tutkulu gözlemcilik ile yürümeye övgü’nün iradi olarak birleştiği bir duyguyla yürüyordu kahramanımız. O yıllarda Poe’nun Londra sokaklarında

Geçmişin yağmuru

Paul Thomas Anderson’un Magnolia (1999) filmindeki o meşhur gökten yağan “kurbağa yağmuru” sahnesini bu kadar etkileyici yapan neydi? Kurbağa imgesinin bizzat kendisi mi yoksa bu tuhaf yağmurun filmdeki karakterlerin çıkmazlarına doğru bir

“Söz”ün müziği

Müzik nihayetinde ritimdir. Berrak bir su gibi ağır ağır akar. Sesin büyüleyici etkisine karşı durabilmek zor. O halde melodiler, insan ruhunu ele geçiren o tutkulu perilerin hikâyesini anlatacaktır bize. Gelirler ve usulca