İnsanlık suçunun edebiyat penceresi!

“gareziniz bana mıydı” dedi çocuk? “hiç” dedi cenazesi kaldırılmamış insanlık, h i ç !.. Bazı yazılara başlamak zordur; çok zor. Son birkaç yılı hatırlamak istediğimizde, millet olarak üzücü olaylara şahitlik ettik Bazen

Acının Beşiğinde Edebî-yâd

k   ü  s  t  ü  m! âmin derken mezarlık gölgesini emziren duâ kadar cesurum şimdi… Bebekler, çocuklar, anneler, yaşlılar, siviller, masum insanlar; ölüyor, katlediliyor; insanlık/savaş suçu işleniyor ve biz!?. Savaşın mağdurlarını

Kopan

“Bir tel kopar âhenk ebediyyen kesilir” Yahya Kemâl Beyatlı Her dönemin bir moda şikâyeti mutlaka vardır. Yaz aylarında sıcaklığın, kış aylarında soğuğun, bahar aylarında başlangıç ve bitişin kulaklarını çınlatırız. Tezat değişikliklerde ise

Toprak ve kitap kokan kadınlar

Cehaletin cesaretine kafa tutan karınca fırtınasıdır kitaplar!..   Kadın ve erkeği “üstünlük savaşında” kaybeden toplum, kendi doğurduğu sorunu yok etmek adına reel ve çözüm odaklı adımlar atıyor mu atmıyor mu bilinmez!? Ama

Çıldırsın ağaçlar!

Kokunun hafızası var mıdır bilinmez… Ama çok iyi bilinen bir şey vardır ki baharın, kışın, aşkın ve hüznün koyaklarına sızan kelimeler, huzurun kokusunu bırakır zamanın gerdanına. Demini alan kelimeler şiir olur, ılgıt