Bacanağım Oscar, baldızım Cannes

6 dakikada okunur

Sinemanın teknoloji ile bağı ve zamanın ruhuna etkisi söz konusu olunca dönüşüm ve değişimlerin yaşanması kaçınılmaz oluyor. Filmlerin 127 yıllık tarihinde de değişimler hep böyle geçiş dönmelerinde olmuş. Tahmin edeceğiniz üzere salgın ve dijitalleşmenin etkisi de böyle bir dönüşüme işaret ediyor.
Sinemanın sektörel merkezi olan Hollywood ve Amerikan sinema sektörü üyelerinden oluşan Akademi’nin ödül mekanizması Oscar da bu dönüşümden nasibini alıyor. Özellikle son yıllarda Oscar ödüllerinde bağımsız yapımların taltif edilmesi bu değişimin göstergesi. Endüstriyel yaklaşımın kalbi olan Oscar’da yaşanan dönüşümün fotoğrafı ise enteresan manzaralar çıkarıyor.
Roma’nın (Alfonso Cuarón), Bohemian Rhapsody’nin en çok ödül aldığı sene en iyi yönetmen ve en iyi film ödüllerini alması ilginçti. Sonrasında Nomadland de (Chloé Zhao) benzer bir sürpriz yaptı. Bütçeden yönteme kadar Hollywood yönteminin çok dışında olan film en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu ile en iyi film ödüllerine ulaştı. Minari (Lee Isaac Chung) ve Sound of Metal’in de (Darius Marder) bağımsız sinemaya yakın tarzları ile ödüle uzanmaları dönüşümün işaretlerindendi.
Oscar ödüllerinin pazarlama söylemlerinden biri “Oscar’ın habercisi olan…” cümlesiyle başlayan ve Altın Küre’yi ifade eden duyuru metinleridir. Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından verilen ödüller, Oscar’da iddialı yapımların yerini sağlamlaştırdığı mecradır. Hala öyledir fakat bu cümleye artık Cannes Film Festivali’ni de eklemek gerekebilir. Zira Cannes’da büyük ödüle ulaşan filmlerin Oscar şansı giderek artıyor. Parazit (Bong Joon-ho) filmi Cannes’da 2019’da büyük ödülü aldıktan sonra Oscar’da ödül alması ve hatta sistemi değiştirmesi sürpriz oldu. Güney Kore yapımı olan film Oscar’da sadece yabancı dil kategorisinde yarışabilecekken, bir yenilik oldu ve ABD yapımı filmlerin yarıştığı kategoride de yer alarak ödüle uzandı.
Oscar’ın, festival organizasyonu dışındaki yapısının etkisinin dönüşümünden bahsediyoruz. Zira Amerikan Film Akademisi üyelerinin (7 bin civarı) oylarıyla sektör ödülü olarak var olan organizasyon, dünya festivallerinde ilgi gören filmlerin boy gösterdiği mecraya dönüşüyor. Oscar’ın (ve elbette Hollywood’un) festivallerle akrabalık ilişkisinin değiştiğini söyleyebiliriz. Filmlerin festivaller ve Oscar ile kurduğu apayrı ilişki de bu dönüşümden nasibini alıyor. Oscar bir filmin bacanağı olurken bir başkasının baldızı olabiliyor. Oscar ile Cannes’ın birbirinin tam zıddı sinema yaklaşımını temsil etmesi bu noktadan itibaren makasın daraldığı bir manzaraya evriliyor. Cannes Film Festivali jürisinde Hollywood’un önemli isimlerinin daha sık yer alması da bunun göstergesi diyebiliriz.
Festivallerde hayat hakkı bulan bağımsız filmler yakın zamana kadar Oscar’da varlık göstermek gibi bir seçeneğe sahip değildi. İşte değişen bu. Cannes, Berlin, Venedik’te büyük ödüllere uzanan filmlerin Oscar’da da ödül alması muhtemel artık. Üstelik sadece yabancı dildeki filmler kategorisinde değil…
Oscar’ın yabancı dilde film kategorisi zaten bağımsız sinema örneklerinin iltifat gördüğü bir yerdi. Ancak söz konusu dönüşüm sebebiyle ayak basılan alan genişliyor. Dijital mecraların üretim alanı çoğaltması ve elbette bunun yönteme de yansıması söz konusu dönüşümün hızlanması manasına geliyor. Bakalım yakın zamanda Oscar’dan Cannes’a uzanan yolda daha ne gibi sürprizlerle karşılaşacağız?

Önceki Yazı

Genç Hikâyeciye Yol İşaretleri – III

Sonraki Yazı

Gündemi belirlemekten uzak “o” platformlar

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım