Bin yılın sarsıntısı

5 dakikada okunur

İçtimai bir sarsıntının sarmalındayız.

Felaketin asıl boyutunu kavradığımızda sandığımızdan daha fazla şaşıracağız. 

İnsan eli bu Terra Celal’in neresinde?

Günümüzde haberleşme imkânlarının geldiği seviye bizi yıkıntıların içerisine, acının tam göbeğine götürüyor ve şiddetli bir duygu ikilemi yaşıyoruz. Acı bizi yakıyor, aynı zamanda orada olmadığımıza şükrediyoruz. 

2021’in 30 Ekim’inde İzmir’de, Mondros Mütarekesinin imzalanmasının sene devriyesinde yaşanan 6,6 büyüklüğündeki deprem bizzat deneyimlediğim en güçlü depremlerden biriydi. Öğle üzeriydi ve Zoom üzerinden İstanbul ve Ankara’dan birkaç kişiyle görüşme yapıyordum. Görüşme yaptığım kişiler modern teknolojinin yardımıyla canlı olarak güçlü bir depreme maruz kalan birinin şaşkınlığını ve korkusunu izlediler. 

Bu soğukta enkazın altında binlerce canın aç susuz bir umutla bekleştiğini düşünmek çok acı verici. Geçenlerde rastlantıyla genç bir çiftle karşılaştım. Kahramanmaraş’ta akraba ziyareti sırasında depreme yakalanmışlar. Canları kurtulmuş, ama yakınlarının bazıları ölmüş, bazıları da hâlâ enkaz altındaymış. Çocuklar için yüz kadar eşofman alıp yollamaya hazırlanıyordular. Bu vesileyle bir kez daha depremde ölenlere Allah’tan rahmet, kalanlara acil şifalar ve başsağlığı diliyorum. 

Deprem uzmanı Japon Profesör Shinji Toda, Kahramanmaraş depremi için “Dünyanın en büyük iç depremi, Japonya’daki depremin on katından daha fazla enerji çıktı” demiş. Dünyada karada üst üste dokuz saat arayla aynı gün iki tane deprem yaşanmadığı belirtiliyor. 1995 yılında sabah erken saatlerde meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde Kobe’de 100 binden fazla bina yıkılmıştı. 

Deprem bölgesinde bina inşa eden müteahhitlerin ihmalinin sonuçları da yeniden değerlendirilmelidir. 

Her depremin biraz öncesinde Amerikan gemilerinin kıyılarımıza demir atması çok şüpheli bulunuyor. Tesla’nın neredeyse yüzyıl önce keşfettiği deprem makinesinin kullanıldığı iddiaları gündemde. 

24 Temmuz 2002 tarihinde ABD Nevada Çölü’nde Millennium Challenge adlı bir tatbikat gerçekleştirdi. Bunun için Lozan Barış Antlaşması’nın yıldönümü seçildi. Tatbikat kapsamında hedef ülke 96 saatte işgal ediliyordu. İsmi verilmeden Türkiye hedef alınmıştı. 

15 Temmuz 1099 Haçlıların Kudüs’ü Fethi. 15 Temmuz’da ABD Türkiye’deki piyonlarının yardımıyla darbe yapmaya kalkıştı.  Felaket ve ihanet tarihleri bize çok şey anlatıyor. Dokuz Batı ülkesinin müphem bir nedenle konsolosluklarını kapatmaları da öyle. Türkiye’deki depremlerde HAARP silahı kullanıldıysa acilen bunun fiziki delillerini bulmalıyız. 

Bu arada duygusallık ve taşkınlığa sürüklenerek kaosa giden kapı aralanmamalı. Birlik ve beraberlik zamanı. İçimizdeki kriptolara, hainlere fırsat tanımayalım. Çok tehlikeli bir virajdan geçiyoruz, devlet-millet el ele olacak ve kaosa savrulmayacağız.

Anadolu’ya stratejik ve manevi olarak daha derin ve sağlam temel atmanın aciliyeti hiç bu kadar görünür olmamıştı. 

Önceki Yazı

İyilik ve sanat Üsküdar’da buluştu

Sonraki Yazı

“Sesimi duyan var mı!?.”

Son Yazılar

Şehir, mimari ve sanat

Hepimizin ortak derdi olan hususlarla ilgili birkaç soru soralım; Mimarlık eğitimi ülkemizde bu kadar geliştiği halde