Bir kayboluşun hikâyesi “Cahide”

9 dakikada okunur

İzlemek eyleminin hayatımızdaki yeri tartışılmaz. Her yerde ve her şekilde bir izleme durumuna maruz kalıyoruz. Dijital platformlarla bu daha sistematik bir hâle geliyor. Çeşitli seçeneklerimiz arasından istediğimizi seçerek izlediğimizi düşünüyoruz ve izliyoruz. Gerçekten orası öyle mi diye sormaya başladığımızda ise bir sürü soru kendiliğinden ortaya çıkıyor. TRT Arşiv’de geçtiğimiz günlerde bakınırken Aydan Şener’in oynadığı rolle hafızalarımıza kazındığı Çalıkuşu dizisine denk geldim. Kendime karşı koyamadım ve yüzüncü kez belki tekrardan izledim. Bu kadar imkân olanağa rağmen bu uyarlamanın üstüne daha başkası nasıl gelmedi diye de düşündüm. Sonrasında Cahide dizisi dikkatimi çekti. Başlata bastım ve beş bölümlük serüven başladı.

Cahide Sonku sinema tarihimizin öncü isimlerinden. Hayatının inişli çıkışlı hikâyesi de Türk filmlerini aratmayacak nitelikte. 1989 yapımlı dizide Cahide Sonku’ya Hale Soygazi hayat veriyor. Sinemamızın ilk kadın yönetmeni ve oyuncu Cahide Sonku, tiyatroyla başlıyor. Tiyatro onun için bir tutku denilebilir. Tiyatro yazarı Ziya Öztan (Rutkay Aziz) ile tanışınca hayatı değişiyor ve ilk kez tiyatro sahnesine çıkıyor. Cahide’nin yeteneğini Ziya Öktan ortaya koyuyor bir nevi. İlk bölümde gazeteci Fatih (Uğur Polat) ünlü sanatçı Cahide Sonku’nun ölüm haberini yapıyor. Sonrasında Cahide Sonku arayarak kendisinin ölmediğini söylüyor. Gazeteci Fatih içinse yeni bir haber kendini gösteriyor. İlk bölüm boyunca Cahide Hanım’ı hayatına iyi veya kötü şekilde girdiği insanlardan dinliyor ve onu hiç görmüyoruz. Duyduğumuz hikâyelerlede kafamızda binbir Cahide canlanıyor.

Her daim sahnede

 İstanbul’un arka sokaklarındaki araştırma Cahide Hanım’ın ortaya çıkmasıyla yeni bir boyut kazanıyor. Cahide Sonku kendi hikâyesini kendisi anlatmak istiyor. Fatih için yakalanabilecek en büyük haber yakalanıyor. Hayatını çocukluğundan anlatmaya başlıyor. Kendisinin dününü ve bugününü bütün açıklığıyla anlatıyor. O anlattıkça gazeteci kendi hayatının çıkmazlarını görmeye başlıyor. Cahide Sonku tiyatroyla başlıyor, orada tanıştığı Kemal Bey ile evleniyor. Cahide Hanım’ın kariyerinin yükseliş dönemi başlıyor. Eşi Kemal ise bunu kaldıramıyor. Dönemi anlatırken Cahide Sonku hayatın ve insanların nasıl çabucak değiştiklerini de belirtiyor. Bu arada sinema devreye giriyor. Cahide Sonku uzaktan bakıyor. Yaklaşmıyor. Hayatının farklı dönemlerinden farklı insanlar oluyor. Sevmek ve sadakat onun için önemli ama aradığını bulamıyor. İki evliliğide onun için hayal kırıklıklarıyla dolu oluyor. Yaşadığı her şeye rağmen sahnede olmaktan vazgeçmiyor.

Usta oyuncu Müşfik Kenter’in hayat verdiği deli ile deha arasındaki Macit ile tanıştığında ise hayatı başka bir yöne kayıyor. Macit bir zamanların tiyatro oyunlarında fırtınalar estiren birisi. Alkol bağımlılığı onu sosyetenin, sanat dünyasının ötelerine atıyor. Cahide ile tanıştıklarında ise ikisinin içindeki deli bir kez daha uyanıyor. Cahide yüksek, zengin bir hayat yaşıyor. Ama iki yüzlülükler onu bir nevi boğuyor. Macit’in deliliği ona özgürlük gibi geliyor. Birlikte Anadolu’nun ücra köşelerinde tiyatro oynuyorlar. Şaşalı yaşamdan geriye kalan hiçbir şey yok. İstanbul’a döndüklerinde Macit Ziya Öktan’ın yeniden sahneye koyacağı Macbeth oyununda yer aldığını söylüyor Cahide’ye. Cahide inanamıyor. Macit bu oyunla unutulmayacağını söylüyor ve öyle de oluyor. Çünkü o sahnede Macbeth kostümüyle kendini asıyor. Macit’in ölümüyle Cahide Sonku için düşüş devam ediyor. Gazeteci Fatih’e hayat hikâyesini anlattığı sırada sirozu nüksediyor. Bu yazı dizisinin bir önemi kalmıyor onun için. Fatih ise onun hikâyesini dinledikçe ona değer veriyor ve bakış açısında değişmeler oluyor. Ama dönemin ruhunda çıkarlar her şeyden önce olduğu için haber Fatih imzasıyla değil ama başka bir şekilde çıkıyor.

Dönemin ruhu tavırlarda gizli

Cahide Sonku, Macit ve Ziya Öktan dizinin ana bileşenlerini oluşturuyor. Bu üç karakter dönemlerinin ruhunu yansıtıyor. Aynı zamanda her biri bir tavrı gösteriyor. Cahide Sonku iyi bir ailede dünyaya geliyor, sonrasında varlıkları kaybediliyor, tiyatro ile tanışıyor. Hem yeteneği hem güzelliğiyle yükseliyor. Ama hep bir arayışın içinde. Ziya Öktan ilkeli bir tiyatro yazarı, yönetmen. Hep ilkelerini koruyor. Cahide Sonku’yu seviyor ama bunu söylemiyor. Onun sanatını yükseltmek istiyor. Macit ise “tiyatro hep içimizdedir” diyen bir tiyatroya aşık bir deha. Cahide’yi seviyor ama tiyatroyu daha çok!

Beş bölümlük dizinin finali özensiz. Hatta aceleci. Aynı zamanda Cahide Sonku’nun yönetmen tarafı hiç gösterilmiyor. Onun ruhsal iniş çıkışları inceleniyor. Ama tarihin bir kısmı boşta kalıyor. Cahide dizisi birçok platform dizisine beş basacak nitelikte. Günümüzün imkânlarıyla bu dizilerin yanına yaklaşmayan yapımlar izliyor olmakta bizim şanssızlığımız. TRT Arşiv’de yer alan diziler izlenerek yeni içerikler çıkarmak çok zor olmasa gerek. Böyle demişken geçtiğimiz yıl bir Cahide Sonku dizisi çekileceği haberi yapıldı. Yönetmenliği Özcan Alper’in yapacağı dizinin başrolüne dair bir açıklama bulunmuyor. Ya da hâlen çekilmesi planlanıyor mu bilmiyoruz. Bakalım bu dizinin akıbeti ne olacak?

Önceki Yazı

Munari bizi rahatsız etmeye geldi

Sonraki Yazı

İstanbul’da Tamino rüzgarı esecek

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım