Bir sinemacının ütopik dualar listesi

4 dakikada okunur

Yeni yıldan beklentisi sorulan insanların ortak özelliği duygusal ve ütopik şeyler dile getirmeleridir. “Bütün dünyaya iyilik hakim olsun”, “herkes sevsin, sevilsin”, “ihtiyacı olan herkes…” diye devam edip gider bu liste. Elbette hepimiz bütün insanlığın iyiliği için çabalamalıyız. İyilik de güzellik de böyle gelir. Fakat temennilerimizde biraz daha gerçekçi mi olsak acaba? 

Söz konusu sinema olunca… Ütopik dualar listesinde neler yer alır? Gerçekçi olmamız gerek dedikten sonra böyle bir listeye neden ihtiyaç duyulur? Hayır benim neyim eksik Pollyanna’nın hısımı o listebazlardan!

O halde başlıyorum…

* Öncelikle ben her yıl film çekmek istiyorum. 3 yılda bir uzun metraj, diğer yıllarda kısa film… Araya belgesel de sıkıştıralım, lütfen. Bir de ülkenin her şehrinde bir atölye başlatalım. Kısa, orta, uzun vadede bu atölyelerden yeni sinemacılar çıksın ve hepsi kendi toprağında üretim yapsın. Her yıl bu ülkede 5.000 kısa film yapılsın. Neden olmasın?

* 2023 Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yıl dönümü. Meseleye her açıdan bakan 100 uzun metraj film çekilmiş olsun. Bu listeden her hafta 2 film vizyona girsin. Salonlar yıkılsın. Biletler karaborsaya düşsün. Neden olmasın? 

* Bütün dünyada adından söz ettirecek dijital mecramız yayına başlasın. Adı da “Sen” olsun. Kulağa hoş geliyor; Sen Dijital… Burada da film, dizi, belgesel, kısa film, deneysel üretimler… Yani aklınıza ne gelirse bulunsun. Dünya hayran kalsın. Neden olmasın? 

* Türkiye Sinema Üniversitesi kurulsun. Sadece yetenek sınavıyla öğrenci alınsın. Her öğrenci için mezuniyet şartı uzun metraj film olsun. Neden olmasın? 

*Sinema Genel Müdürlüğü desteklerinin toplamı 2023 için 500 milyon TL’ye ulaşsın. En az 50 uzun metraj, 2.000 adet de kısa metraj film çekilsin bu desteklerle. O kadar çok film olsun ki memlekette gösterimler için sitelerin konferans salonları, mahallelerin düğün salonları, camiler, kiliseler, spor sahaları kullanılsın. İnsanlar, filmleri izlemek için fedakarlıkta bulunsun. Filmler insanlara değil, insanlar filmlere koşsun. Neden olmasın? 

* Bağımsız filmler gişe yapımlarından daha çok izlensin. Gişe zaten izlensin de festival filmleri çok daha fazla izlensin. Öyle böyle izlenmesin… Sinema salonları film yetiştiremesin. Metrobüste, pazarda, plazada, Meclis’te, kafede, statta herkes bu filmleri konuşsun. Neden olmasın? 

* Film ekipmanları ucuzlasın. Yani neredeyse ayağa düşsün. İkinci değil üçüncü elde satılsın. Çok çok ucuz olsun. Herkes alabilsin. Simit parasına lens, lahmacun ederine kamera alınsın. Neden olmasın? 

Neden olmadığını hepimizin bildiği temenniler zincirini daha da uzatabilirim. Gerçekten çok uzatabilirim. Aklınız almaz. Çok uzatabilirim. Bakın şu an da çok uzatıyorum. Uzatmamak lazım. 

Şimdi herkes elindeki silahı bir kenara bırakıp sakin olmalı. Temenni, beklenti, dua… Ne derseniz… Bunun için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Her alanda. Her bakımdan. Film izleyelim. Sonrası hallolur…

 

Önceki Yazı

Roman kahramanları ‘biz’e can suyu oldu

Sonraki Yazı

Özüyle sözüyle arpın Türk hali

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de