Bize hiç “Yabancı” değil!

/
9 dakikada okunur

“Gündüzleri sıcak akşamları serin” karasal iklim için kullanılan ve coğrafya derslerinde aklımızda kalan klasik tanımdır. Ömrümün ilk 18 yılını geçirdiğim memleketim Eskişehir’de bu tanımın vazgeçilmez bayraktarıydı. Küresel ısınma sebebiyle İstanbul’un da bu tanım için yarıştığından söz etmeliyim. İşte öyle sıcak geçen günün serin geceye çaldığı aydınlık bir gündeydik. 

Eşimin Eskişehir’den tanıştığı arkadaşının tiyatro oyunu için biletimiz hazır. Eşimin arkadaşı dediysem, tiyatro sahnelerinin yanı sıra şu aralar Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “İnci Taneleri” dizisindeki Sırat Sıcak rolüyle ekranlardan da tanıdığınız başarılı oyuncu Emrah Aytemur’dan bahsediyorum. Aytemur, Albert Camus’un “Yabancı” adlı romanını uyarlayıp oynamış Özgün Can Karaburun da oyunun yönetmenliğini üstlenmiş. Yıllar sonra eşimle birlikte bir tiyatro oyunu daha izleme şansına sahip olduğumuz için öncelikle Emrah’a ve sevgili yavrumuzun yanında olan annemize kucak dolusu sevgilerimizi yollayıp oyunla ilgili sohbet edelim derim. 

Bahçe Galata: Samimi ve içten

Karaköy’de yenilen güzel akşam yemeğinin ardından Beyoğlu’nun Arnavut kaldırımlarını küçük küçük arşınlayıp Bahçe Galata’ya ulaşıyoruz. Galata Kulesi’ne çok yakın olan Serdar-ı Ekrem caddesine vardığınızda sol tarafınızda Kedi Müzesi sizleri selamlıyor. Kedileri çok sevdiğim için midir bilinmez kapalı olmasına çok üzüldüm. Muhtemelen bu caddeye kediler için tekrar yolumu düşüreceğim. Bahçe Galata için bir Beyoğlu’nda yaşayan bir arkadaşınıza sohbete gelmişçesine zile basıp üst kata çıkıyorsunuz. Tatlı bir girişte misafir edilip oyun saatini bekliyoruz. Oyunu beklerken burada; Tansu Biçer ve Tülin Özen gibi beğenerek takip ettiğim oyuncuların oyunlarının oynandığını ve atölyelerin yapıldığını öğrendiğimde duvarlara yalnızca çıplak duvar gibi bakmıyordum. Bir mekanı mekan yapan en önemli unsurun içerisinde sunmuş olduğunuz ve yaşadıklarınızın ruhu olduğunu düşünüyorum. Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcilerinden Walter Benjamin’in aura kavramının ve Pasajlar kitabının mekanın ruhunun akademik ön sözünü yazdığını düşünüyorum. Bu önsöz yaşasın diye uğraşan sanatçılarımız ve mimarlarımız var olsunlar!

Tamam, konuyu saptırmadan oyuna getiriyorum. Tek kişilik oyunların ya da izleyiciyle temasının sıcak olduğu olay hikayelerinin böyle butik sahnelere çok yakıştığını düşünüyorum. Bu konuda favori sahnem Devlet Tiyatroları’nın Üsküdar’da eski  Tekel binasında bulunan stüdyo sahnesi diyebilirim. Bahçe Galata, bir apartman dairesinin salonunun tiyatro oynanacak biçimde dizayn edildiği, aynı zamanda derslerin de yapıldığı bir mekân. 

Tek kişilik dev kadro

Oyuncu Emrah Aytemur, kulisinin kapısını çekip sahnenin içerisine hızlıca bir giriş yaptı. Sahne ve oyuncuyla kurulan paralel ilişkiden dolayı pek ‘yabancı’lık çekmeden oyunun içerisine dahil oluyorsunuz. Şaka değil. 2 metre ilerinizde atılan tiradları pür dikkat izliyoruz. Bu tip sahneleri ve oyunları seviyor olmam bir süreliğini beni alıp hikayenin orta yerine götürüyor olmasından olabilir. 

Cinayet işlediği için değil ama annesinin cenazesinde yeterince üzgün görünmediği için idama mahkûm edilen Meursault onu giyotine gönderenlerin önünde yapacağı son konuşmasına hazırlanıyor. Emrah Aytemur, oyunculuğunu öyle konuşturmuş ki sahnede tek kişilik dev bir kadro bizi bekliyor. Hem idam mahkumunu hem onun ilişkide olduğu kişilerin duygu durumları Aytemur’un son derece usta oyunculuğuyla iliklerimize işliyor. Oyuncunun yemek yemesi, sigarasını içmesi, sigarasını söndürüp cebine koyması, nefes alıp verişlerine ritmik durumlar, dayak yemesi gibi tüm durumları yaşıyoruz. 

İsmi Yabancı, durum değil!

Meursault, cinayet işlediği için değil ama annesinin cenazesinde sütlü kahve ve sigara içtiği için; üstelik bu ahlak dışı tavrını utanmazca kabul ettiği için idama mahkûm ediliyor. Oyunun adı bundan dolayı Yabancı olmasa da ben bu durumu çok fazla yerli buldum. Dünyanın her yerinde samimiyet kelimesinin peşinden gitmiyor muyuz? Kalplerin içerisinde bulunan duyguyu insanın görmesi mümkün mü? Tabi ki değil. Fakat bizler yaşanan olaylardan çok o olayların magazinsel tepki durumlarını önemsiyor, sonuca değil sonucun kişilerdeki durumlarına odaklanıyoruz. İşlediği cinayetin değil cenazede içtiği sütlü kahvenin konuşulduğu yalan bir dünyanın içerisinde seyahat etmeye devam ediyoruz.

Böyle butik bir sahne için ışıkların ve atmosferin çok yerinde kurgulandığını söyleyebilirim. Zaman zaman oyunlarda yapılan yenilikçi bir teknik olarak video kullanılmış. Oyunda anlatılanları en arkada başka oyuncuların tavırlarıyla birlikte izliyoruz. Bu durumun da izleyicinin hayal dünyasında başka kapılar açtığını söyleyebilirim. Konuk video oyuncularının isimlerini de yazıp böyle bir projenin içerisinde bulundukları için tebrik ederim. Konuk video oyuncuları: Aşkın Şenol, Bahtiyar Engin, Cengiz Demirbakan, Ecem Gündoğan, Ender Gözü, Mustafa Kırantepe, Nesrin Yücel, Orçun Ertaman, Özgün Can Karaburun, Selçuk Karaca, Sermet Yeşil, Süleyman Karaahmet, Yiğit Selvi.

Tekrar sevgili Emrah Aytemur’a sahnelediği içten ve şahane performans için tebrik ederim. Bir süreliğine buralardan uzaklaşmak için mutlaka bu oyunu izleyin.

Önceki Yazı

“Sanatımla tanımsız dünyalar kurguluyorum”

Sonraki Yazı

Doğu’da masalsı aşklar bitmez

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham