Böcekleşmiş insanlığa karşı : Dönüşüm

8 dakikada okunur

‘Aydınlık giderek azalıyor, gri toprakların, gri gökyüzünün kapladığı bir çöl gibi görünüyor. Her şey gri… Her şey!’

Franz Kafka’nın 1915’te yayımlanan, insanın yaşam içerisinde yaşadığı durumlar, sorunlar karşısında bir hayat eleştirisi sunan ‘Dönüşüm’ romanı Altkat Sanat’ın  yorumu ve Müge Saut’un yönetmenliğinde tek perdelik bir oyunla izleyiciyle buluştu. Oyunun başrollerinde   Eren İncesu (Gregor Samsa), Nevzat Süs (Bay Samsa), Aydan Cömert (Bayan Samsa), Sena Yapar (Greta)  ve Müge Saut (İç ses) yer aldı.

‘Dönüşüm’ oyunu bir edebiyat uyarlaması olduğu için öncelikle kısaca bir romanın konusuna bakmakta fayda var.  Roman Gregor Samsa ismindeki bir gencin sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş şekilde bulması ile başlar. Gregor, pazarlamacılık yaparak ailesinin ekonomik gelirini sağlayan bir genç fakat işini ve patronunu pek sevmese de bu işte çalışmak zorundadır. Çünkü babasının patronuna büyük borcu vardır. Gregor, böcek olarak uyandığı sabah işe gidemediği için patronu eve gelir ve ardından olaylar gelişir.

Böceğe dönüşüyoruz

Gregor’un başından geçenler, yaşanılanlar ve duygusal gelişimleri aslında neredeyse birçok kişinin yaşantısından bir parça bulabileceği ayrıca her bir unsuru farklı bir anlam barındıran eserdir. Franz Kafka, Gregor’un böceğe dönüşmesini bir metafor olarak kullanarak bunun üzerinden toplumu eleştirir. Aslında topluma eleştirel bir gözle baktığımızda insanların kendisinden farklı olan insanlara karşı gösterdikleri hoşnutsuzluk, küçümseme, dışlama gibi insan ilişkilerinin içindeki duyguların nasıl boşaldığını etkili bir biçimde bizlere aktarır. Romanı okurken o duyguların geçişindeki acı ve çaresizlik bizleri kitabın başında bir böceğe dönüştürürken, kitap bittikten sonra hayatımıza bir böcek olarak mı devam edeceğiz yoksa insanlık değerimizi ve varlığımızı kazanarak mı devam edeceğiz soruları zihnimizde yer buluyor. Sonrasında gelen soru ise “Acaba bizler bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde birilerinin böceğe dönüşme sebebi oluyor muyuz?”du. Franz Kafka’nın eseri bu kadar derinlikli düşüncelerle örülü iken açıkçası tiyatro uyarlamasını oldukça merak ettim. Kostümler, romanın tüm duygularına yer verilecek mi ya da uyarlama roman kadar güçlü olabilecek mi düşünceleriyle oyun gününü bekledim.

Sahnenin atmosferiyle romanın içine fırlatılmak

Oyun, romanın karanlıklar ve hayat içerisinde sıkışıp kalmış ama mücadeleye devam eden mekân atmosferine uygun bir yer olan Kadıköy’de bulunan Altkat Sanat’tın tiyatro sahnesinde izleyiciyle buluştu. Karanlık oda şeklinde bir salonun tam ortasında masa tarzında bir şeyin üzerine uzanmış, kostüm ve makyajıyla hazır bulunan Gregor Samsa’yı görerek salona girdik. Sahnenin etrafındaki sandalyelere oturduk. Sahne, dekorlar ve oyuncular ile iç içe olmak bizleri sanki romanın içine fırlatmışlar hissini yaşattı. Oyunun yönetmeni Müge Saut’unda anlatıcı olarak yer aldığı oyunda Saut, karakterler için bir ayna görevinde ve bazen de ilahi bir ses gibi bizi romanı okurken yaşadığımız kişisel ve evrensel sorgulamalara götürdü. 

Oyunda ise duyguları değil ama romanın vermek istediği sorgulamaları yoğun bir şekilde yaşıyorsunuz. Anlatıcı Müge Saut’un karakterler arasındaki geçiş hızı ve cümleleri beni binbir sorgulamaya götürdü. Bazen Gregor bazende kendimi Gregor’un kız kardeşi, annesi ve babası olarak buldum. Oyun bize Gregor’u ve Gregor olmayan iki  tarafı sunuyor. Gregor’un annesi, babası, kız kardeşi ise hayatın aldatıcı bir yansıması olarak yer alıyor. Baş karakterimiz ise tüm benliği ve hiçliği ile hayatın tam kendisi olarak gösteriliyor.  Oyuncuların rollerini sanki gerçek hayattaymışız gibi oynamaları beni, salondaki herkesi gerçek hayattan uzaklaştırarak oyunun dünyasına soktular. Buna ek olarak da Saut’un da karakterlerin ruhuna büründükçe arada o kopan çığlıklar sanki birbirimizin belki de kendi aynamızı kıran bir serzeniş oldu.

Dönüşüm, böcekleşmeye karşı bir uyarı

Oyun güzel ve etkileyiciydi. Oyun kimi için duygu kimileri için ise sorgulama, sahne ve dekorlarla korkutucuydu. Kısacası oyun, izleyicisini ortak ve bağımsız duygularda buluşturan bir köprü gibiydi. ‘Dönüşüm’ hayata ve ondan olmayan her şeye dönüşüm bir uyarı olduğu kadar bir çağrı tüm böcekleşmiş insanlığa karşı. Kısacası Altkat Sanatı edebiyat dünyasının böylesine kıymetli bir eserini tiyatroya uyarladığı ve kendinden de bir şeyler kattığı için tebrik ediyorum.  Oyunu izlemek isteyenler için şunu belirtmekte fayda var; oyun, Kadıköy Altkat Sanat’ta 11-18 ve 25 Aralık Pazar günleri saat 18.00’da sahne alacak. Kaçırmak istemeyenler biletlerini önceden almayı unutmasın. 🙂

 

Önceki Yazı

Geçmişin çekiciliği: Aydınlıkevler

Sonraki Yazı

Atlıkarınca yılı 

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye