Borges, Lem ve Rheya

5 dakikada okunur

Yıllar önce bir yabancı edebiyat forumunda S. Lem’in ünlü “Solaris” adlı bilimkurgu romanını Borges’in “Tlön, Uqbar, Orbis, Tertius” adlı öyküsünden esinlendiğini, Rheya’nın Hrönir olduğunun iddia edildiğini okudum. Bu tek cümlelik tezi dünyanın dört bir yanındaki Borges okuru da destekliyordu. Araştırınca aklım yatar gibi oldu.  

“Tlön, Uqbar, Orbis, Tertius” 1940 yılında İspanyolca olarak basıldı ve 1961 yılında İngilizceye çevrildi. “Solaris” romanı da 1961’de basıldı. Tlön hayali bir gezegendir. Tlön gezegenine ait bilgiler önce ansiklopedilerde arzı endam eder. Yirminci yüzyılın başlarındaki basılmış bazı ansiklopedilerde bile yer almışlardır. İki arkadaş bunların peşine düşer ve sonunda bir tanesini ele geçirirler. Ansiklopedinin sözdiziminde Tlön bahsi geçmez ama onlarca sayfa bilgi olarak bazı ciltlerde mevcuttur. Giderek bu kaçak sayfalara daha sık rastlanmaktadır. Tlön gerçekliği kendini dünya gerçekliğine sinsice eklemlemiştir. İdealist bir sızıntıdır yani. Öykü Tlön gezegeninin dünyamıza sızmasının sonucunda  İngilizler, Fransızlar ve İspanyolcukların yeryüzünden silineceği, tüm dünyanın Tlön olacağı söylenerek biter.

Borges’in öykülerinin özetlenmesi mümkün değildir. Kısaca Hrönir’e değineyim. Ansızın ortaya çıkan, düşünceyle, hatırlamayla ve hayal etmekle maddesel varlıklarını sürdüren nesnelerdir. 

Gelelim “Solaris”e. Solaris gezegenindeki araştırma gemisine gelen Chris Kelvin’i bekleyen gerçeği düşünün. Üç astronottan biri intihar etmiştir. Yıllardır yapılan araştırmalar, testler zekâ sahibi olduğu bilinen gezegenle anlaşılır düzeyde bir iletişim kurmaya yetmemiştir. Bu da yetmiyormuş gibi intihar ederek kendini öldüren sevgilisi Rheya ziyaretine gelir. Kadının vücudu, yüzü her şeyi eski sevgilisine benzemektedir. Rheya bir çeşit hrönirdir. Chris’in zihninin ürünüdür. Solaris gezegenindeki zekâ taşıyan okyanus ise bir Tlön gerçekliği jeneratörü gibidir. Henüz yetkin olmayan yaratıcılık süreci devam etmektedir. Atomaltı yapısı farklı olsa da Kelvin’nin yıllar önce intihar etmiş karısının tıpa tıpını, anılarıyla birlikte yaratmayı başarmıştır. 

Kitabın sonlarına doğru Rheya kendi isteğiyle yapıbozuma uğratılmayı kabul eder. Kadının son intiharı gerçekleştikten sonra Kelvin okyanusun içinde üst düzey bir zekânın var olabileceğini düşünür. Gücünde sınırlı, yanılabilir, edimlerinin sonucunu önceden göremeyen, dehşet uyandıran şeyler yapan, saatleri yaratan, ama saatlerin ölçtüğü zamanı yaratamayan bir tanrı hayal eder. 

Filmin finalinde ise yönetmen Tarkovski Kelvin’e içinde ölü babasının sağ olduğu, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği çiftlik evini verir. Okyanusta çocukluğunun nostaljik ortamını taşıyan yepyeni bir ada belirmiştir. Bu daha başlangıçtır. Sırayla ölü annesi, sevgilisi Rheya da geri gelecektir. Böylece dünyada geçip gitmiş hayatlar, sevilen nesneler okyanus sayesinde Kelvin’in zihninden türeyerek yeniden var olacaktır. 

Bu finalin Lem’i rahatsız ettiği ve bir otel odasında Tarkovski ile tartıştıkları söylenir.

Tlön’ün ve Hrönirlerin de bahsi geçmiş midir acaba?

Önceki Yazı

Tekke musikisinde güzellik neşet ediyor

Sonraki Yazı

Reddetmenin kısa tarihi

Son Yazılar

Burgazada, Sait Faik ve gençler

Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle yazar Sait Faik’in vefatının 70. yılında Burgazada’da birlikteydik. Burgazada

Şiir daima bir fazladır

Şair İhsan Deniz: “Şiir kendi başına vardır, olduğu yerde durur, orda, ancak orada vardır. Tanımlar ne