Bütüncül bir memleket panoraması: Deliliğe Zarif Bir Giriş 

6 dakikada okunur

Güncel edebiyatı takip eden okur yazarlar arasında bir heyecan ve motivasyonu diri tutmaya devam eden ödüller, küçük grubunda yaydığı etki bakımından oldukça önemli. Ocak ayı başlarında açıklanan 2022 Haldun Taner Öykü Ödülü NotaBene Yayınları’ndan çıkan Deliliğe Zarif Bir Giriş adlı eseriyle Burçe Bahadır’ın oldu. 

On iki öyküden oluşan Deliliğe Zarif Bir Giriş toplumun hemen hemen her noktasından yer verdiği kahramanlarla bütüncül bir memleket panoroması oluşturmuş. Işıklı Kulenin Dibi Kavun adlı ilk öyküsüyle kitap Ankara’nın uzak tepelerindeki bir gecekonduya açılır. Eşini kaybetmiş, kızını doğru düzgün bir eve gelin etmek isteyen, oğlu liseyi terk etmiş bir kadını; kızına görücüler geleceği akşamın sabahında bütün gerginliğiyle görürüz. Evde neyi düzeltse eksik kalmakta, kızında neyi güzelleştirmek istese eğreti durmakta, çatılardan inmeyen oğluna bir türlü laf anlatamamaktadır. Pazar parasını kaybeden oğlanın akşamki misafirlere meyve bulmak için yan gecekondunun bahçesinden koparmaya çalıştığı kavunla verdiği mücadelede bir hayat mücadelesini de görürüz. Kavunu koparmanın, hayattan bir şeyler koparmanın hep bir savaşı gerektirmesi ve o sahnede yazarın kurduğu gerilim daha ilk öyküde içine alır okuru. Gerilimlerin bütün trajikliğine rağmen dil oldukça sıcaktır. Acıya karşı okurdan yanadır yazar. Umutsuzluğa düşmemize izin vermez ve o dünyayı kendi dinamikleri ile yumuşatır. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların hafifliği, tüm sertliklere rağmen rahatlatıcıdır. Kitap boyunca devam eder bu dil. Deliliğe Zarif Bir Giriş öyküsü de bu atmosferin başarıyla kurulduğu öykülerden biridir. Üniversite bitirmiş ama mahalledeki liseden tanıştığı işsiz sevgilisinden kopamayan genç kız evlenmiş, üstüne bir de erkenden anne olmuştur. Bebekle bağ kuramaması, kocasının uzaklığı onu iyice yalnızlaştırır. Annesi, kayınvalidesi gibi yakınındakiler de sürekli onu yermekte, böylece kadın beceriksizlik, değersizlik duygularına gittikçe gömülmektedir. Topluma göre bir delirme sayılacak ama kadını iyileştiren bir sürece, Burçe Bahadır’ın acıya gülümseten dilinden şahit oluruz. Diz Yaması da benzer bir değişme sürecini kırk yıl öncenin toplumsal kodlarıyla vermesi bakımından önemli bir öyküdür.

Bir Titreme’de mecburi hizmetini yapan genç bir kadın doktorun otoriteye rağmen sergilediği insaniyeti, Son Kale’de savaştan kaçıp burada bir düzen kurmaya çalışan mültecinin maruz kaldığı kötülüğü, Prenses Diana’nın Ahı’nda evlenip kendini kurtarmaya çalışan kadının içine düştüğü sorunları, Kara Konçlu Koncolos’ta Karadeniz’in bir köyündeki küçük bir çocuğun korkularını, Çile Bülbülüm’de hırsızlıktan başka meslek bilmeyen ve evlerine para götürmek zorunda kalan kadınları, Gelmiş Geçmiş Bütün Sevecen Dedeler’de bir insanın birbirine çok uzak yüzlerini, İstirham Ederim’de bir türlü düzen tutturamayıp karısının ve iki çocuğunun evi terk etmesine sebep olan adamın kırılgan ruhunu, Kurt Pençesi’nde kardeş gibi büyüyen bir gelin kayınbiraderin artık karı koca olmak zorunda kalmasının gerilimlerini, Giderim’de ömrünün sonbaharında ve kimsesizlikten çürüyen bir ev kadınının sıkıntılarını görürüz. Yazarın dili ise tüm bu dertlerin üzerinde bir şefkat ve merhamet şemsiyesi oluşturmuşçasına, hem onlardan hem de okurdan yana ışıldar. 

Burçe Bahadır, Deliliğe Zarif Bir Giriş, NotaBene Yayınları, 2021.

Önceki Yazı

“Söz”ün müziği

Sonraki Yazı

Yüz senede bir açan gül: Ebu’-l Hasan Harakânî

Son Yazılar

Bir ailenin duygusal otopsisi

2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen Justine