Çocuk edebiyatına dair düşünceler

7 dakikada okunur

Geleneksel çocukluk, Aydınlanma Dönemi’ndeki modern çocukluk paradigmasının tasarımı sonrası dönüşmüştür. Modern çocuk edebiyatı ise, bu dönüşüm ardından süreç içinde gelişmiştir. Günümüzde çocuk edebiyatı, çocuğun gelişim evrelerine uygunluğu önceler. Metnin anlaşılabilirliğini, çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verebilmesini ve anlattığı hikâyenin çekiciliğini önemser.

Kontrol mekanizmasında çocuk nerede?

Modern çocuk edebiyatı çocuğa uygunluk ilkesine göre hareket etse de yayınlanmamış bir metnin çocuğa göre olup olmadığını çocuk okuyucular kontrol etmez. Eser, editörler, yazarlar, eleştirmenler ya da çizerlerin kendi çocukluk anlayışına göre incelenir ve çocuk için uygun olup olmadığına karar verilir. Çocukluk anlayışı, kişinin kendi çocukluğundan etkilenir. Bu sebeple çocuğa uygunluk açısından zamandan bağımsız bir tanım yapmak da zordur. Dönemin çocuğa bakışı, çocuk kitaplarını şekillendirir. Bu şekillendirme sürecinde ise, ifade ettiğimiz gibi çocuk yer almaz. Oysa bu kitapları okuyanlar onlardır. İçerik noktasında onların beğenileri ön planda tutulmalıdır. Kitabın ortaya çıkma serüvenine, bir çocuk okur da dahil edilse daha güzel olabilir.

Çocuk kitaplarındaki içerik noktasında geçmişten günümüze değin birçok değişim görülür. Günümüzde çocuk edebiyatı ve yetişkin edebiyatının net ayrımının postmodern edebiyat bağlamında silikleştiğini söylemek mümkündür. Yetişkin edebiyatı, çocuk edebiyatına okuma malzemesi olarak sunduğu masallar, hayvan hikâyeleri ve fantastik konulu kitapları geri alırken, çocuk kitaplarının edebi kalitesi ise artmaktadır. 

Güdümlü Çocuk Edebiyatı

İçerik olarak güdümlü çocuk edebiyatından bahsedeceksek Cumhuriyet Dönemi çocuk kitaplarının incelenmesi oldukça önemlidir. Bu metinlerde, “cumhuriyet çocuğu” anlayışının hâkim olduğu görülecektir. Yönetim biçimi değişen devlet, yeniden tasarlanan çocuk ile kendini bambaşka bir şekilde var etmeye çalıştığı için çocuk edebiyatını güdümüne almıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan 1980’li yıllara değin güdümlü bir edebiyat yaklaşımıyla “kalıplayıcı” ve “didaktik” çocuk kitapları basılmıştır. Çocuk cumhuriyetin çocuk edebiyatı sıklıkla kendi devrimlerini, ideolojisini, vatan sevgisini bazen de doğayı konu edinmiştir. Metinler edebi olmaktan ziyade didaktik ve bilimsel gerçekçi ortalama bir dile sahiptir. Çocukları kalıplara sokarak kurmak istenen toplumsal yapının bir neferi haline getirmeyi amaçlar. Mustafa Ruhi Şirin, bu güdümlü çocuk edebiyatının nitelikli eserler ortaya koyamadığını bu nedenle de zamana direnemediğini söyler. Sahiden o döneme ait didaktik, otoriter ve toplumsal gerçekçi konuları işleyen bu kitaplardan günümüze ulaşan neredeyse yoktur.

Güdümlü çocuk edebiyatında sadece ideolojik olarak değil yazarın kendi görüşünü çocuğa dayatmaya çalıştığı, çocuğu kalıba soktuğu bu eserlerin estetik olarak da bir değeri yoktur. Şirin, 1970’li yıllarda artış gösteren dini muhtevalı çocuk kitaplarında da din anlayışın yetişkin perspektifinden ve dilinden çocuğa görelik ilkesine dikkat etmeden çocuğa sunulduğunu söyler. Bu kitapların dini konuları ele alırken sanatsal açıdan da bir değer ortaya koymaları gerekmektedir. Fakat günümüz çocuk kitaplarında görsel öğenin de desteklemesiyle estetik unsurun sağlandığı dini içerikli çocuk kitaplarının, güdümlü edebiyattan uzaklaştığı ve çocuğa görelik ilkesine uygunluk açısından aşama katettiği görülür. Yine de gelişim gösteren bu alanda birçok kötü örnek hâlâ yer almaktadır. Ayrıca bu tür kitaplar noktasında eksiklik bulunmakta, daha çok nitelikli metne ihtiyaç duyulmaktadır. Dini içerikli çocuk kitaplarının çocuk yazınına hâkim ve alana dair bilgisi olan yazarlar tarafından pedagojik açıdan da dikkatle incelenerek meydana getirilmesi önemlidir.

Cumhuriyet Dönemi didaktik-otoriter metinleri, toplumsal gerçekçi çocuk kitapları ve dini içerikli eserlerin hepsini yazarın fikrini çocuğa kabul ettirmeye çalışması anlamında ortak bir başlık altında toplamak mümkündür. Sever, bu tür güdümlü çocuk kitaplarını çocuğu nesneleştirdiği için “sözde edebiyat ürünü” şeklinde isimlendirir. Yazarın kendi fikirlerini, inançlarını yazdıkları aracılığıyla çocuğa kabul ettirmeye çalışması nitelikli bir çocuk edebiyatı metninde bulunmaması gereken bir özelliktir. Günümüzde sayıları oldukça azalsa da bu tür güdümlü çocuk kitapları karşısında ebeveynlerin ve öğretmenlerin dikkatli olmaları gerekir.

Önceki Yazı

Sahaflık uzatmaları mı oynuyor?

Sonraki Yazı

“Melâmî Kavisler” Raflarda

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım