Çocukların kitaplığına da Ramazan sevinci gelsin

10 dakikada okunur

Ramazan hepimiz için tazelenme ve bildiklerimizi gözden geçirme ayı. Çocuklar içinse onlara ömür boyu eşlik edecek değerlerin filizlendiği bir zaman dilimi. Onlara Ramazan sevinci getirecek kitapları nasıl tespit edebileceğimizi metin yazarı, editör Dr. Fatma Hazan Türkkol’a ve çocuk yazarı, editör Sümeyra Üzer’e sorduk.

“Motorlukuş”u okuyup da burnunun dikine gitmenin acı sonuçlarını düşünmemek olur mu hiç! Ama okurken daha güçlü olmak isteyen Kırlangıç’ın serüvenine öyle bir kapılırsınız ki “öğüt aldığınızın” farkında bile olmazsınız. Bir de iftarı bekliyorsanız sayfalardan bambaşka bir dünyaya gezintiye çıktığınızdan zaman çabucak akar gider. Bir de bakmışsınız ezan okunmuş ve duaya eller açılmış. Çocukluğunuzun anılar denizinde, ilk sayfasını açıp iftara kadar tek yudumda içtiğiniz Cahit Zarifoğlu’nun “Motorlukuş”u gibi nice kitap, Ramazan coşkusunu katlamaya yeter de artar bile. Gelin görün ki kök değerleri anımsattığı, geleneksel özü aktardığı hâlde ders kitaplarımıza benzemez sözünü ettiğimiz eserler.
Ders kitapları bize bilgiyi doğrudan sunarken buradaki yüksek edebiyat ve dil zevki sayesinde, bol bol macera, kalbimizi çalan kahramanlar ve hayal gücüdür bizi içine çeken. Ramazan’da çocukların manevi atmosferi daha derinden hissedebilmesi, kitaplarla daha içli dışlı olmaları için yapabileceklerimiz var. Kitaplıklara Ramazan sevinci getirecek eserleri, çocukların seveceği kitapları nasıl tespit edebileceğimizi işin mutfağındaki isimlere sorduk.
Çocuk yazarı ve editör Sümeyra Üzer, miniklere dini değerleri benimsemede yardımcı çok eser bulunduğunu hatırlatarak söze başlıyor. Yazara göre önemli olan minik okuyucuları ya da dinleyicileri sıkmamak. Edebiyatın içine serpiştirilmiş bilgilerin her zaman daha etkili olduğunu ifade eden Üzer, “Bizler öyle yazarların satır aralarında kayboluyorduk ki çok şanslıydık. Cahit Zarifoğlu, Mustafa Ruhi Şirin’in yazdıklarını okuyarak yetiştik. Okumayı sevdiren, edebiyatın kapısını aralayan kitaplardı bunlar. Bu kitaplarla Ramazan’da kitap okumayı daha sevdiğimi söylemeliyim. Aynı zamanda öğrenme biçimiz, ‘Al sana bir ders’ şeklinde didaktik de değildi. Sırayla her kitabını okuma arzusu uyandıran yazarlar, Ramazan’da ayrı bir kıymet kazanıyor bence diyor.

Dr. Fatma Hazan Türkkol
Metin yazarı-editör
Çocuğu sıkmamak nasıl mümkün olabilir?

Ramazan hepimiz için arınma ve bilgileri tazeleme ayı kuşkusuz. Çocuklar içinse manevi duyguların yeşereceği, hayat boyu onlara eşlik edecek bazı değerlerle tanışma mevsimi. Ama bir şeyleri öğretmek isterken bunalıp uzaklaşmalarına sebep olma ihtimali de kafaları kurcalıyor. Hâl böyle olunca o mevsimi yaşatmak hem de onları bunaltmamak adına metin yazarı ve editör Dr. Fatma Hazan Türkkol’un söyleyeceklerine kulak vermenizde fayda var. Dr. Türkkol, çocukları sıkmadan üretmenin mümkün olduğuna inananlardan biri. Türkkol’a göre bunun teknik ve fikirsel iki yönü bulunuyor. Teknik kısmında çocuğun içinde bulunduğu şartları görmezden gelmeden hareket etmek gerektiğini ifade eden Türkkol’un, teknolojinin içine doğmuş çocukları kitaplara yönlendirmeye yönelik değerlendirmeleri şöyle: “Dijital dünyayla iç içe bir nesil için çalışırken mevcut şartları da kullanmaya çalışmak önemli. Örneğin, bir grup arkadaş “Gözlüklü Serçe” isimli bir YouTube kanalı açtık, masallarımızı seslendiriyoruz. Çünkü hedef kitlemiz bu platformu kullanıyor ve biz de onlarla buluşmak istiyoruz. Diğer tarafı ise fikirsel yanı. Burada önemli olan galiba vermek istediğiniz mesajın kaygısına düşmemek.” Merak duygusunun çocuğu kendiliğinden öğrenmeye yönlendireceğine inanan Türkkol, “Kendini Merak Eden Ağaç” kitabında da bu inancıyla hareket ettiğini sözlerine ekliyor.
Bugünün çocukları buyurganlıktan hoşlanmıyor
“Çocuklarda manevi duygular uyandıran bir kitap söyler misiniz?” diye sorulsa aklımıza gelecek ilk kitaplardan biri Ömer Seyfettin’in “İlk Namaz” eseri olacaktır. Kök değerlerin yanı sıra ibadet sevgisinin de yayıldığı bu kitapta bugünün formasyonuyla kaleme alınmadığından buyurganlık göze çarpar. Bu buyurganlıktan sıyrılmanın ve günümüz çocuğuna hitap etmenin incelikleri elbette var. Dr. Fatma Hazan Türkkol, kök değerlerin zaten hayatın bir parçası olduğu ve içselleştirildiği görüşünde. Hayatın içinde var olan bu değerler özetlenip bir cümleye sığdığında sorun başlıyor: “Yazarlar mesajlarını süzüp tek cümleyle bir macera içinde vermeye kalkışınca çocuklardan olumlu karşılık alması mümkün değil. Bu buyurgan üslup özellikle bugünün çocukları için kabul edilebilir değil. Hayatın içinde, normal ve doğal olarak maceraya yansıyınca durum farklı oluyor. Maceranın içinde öyle bir noktaya geliyor ki çocuklar, mesaja çoktan ulaşmış.”

Sümeyra Üzer
Çocuk yazarı-editör
“Naat şiiri Ramazan hatıralarımın baş köşesindedir”
Çocuk yazarı ve editör Sümeyra Üzer, Ramazan’da siyer okumalarına ayrı bir yer verilmesi gerektiğini kendi çocukluğundan yola çıkarak bir anısıyla şöyle dile döküyor: “Efendimiz ile ilgili öğrendiğim ilk bilgilerin Ramazan ayı boyunca okuduğumuz siyer kitaplarına dayandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Oradan hareketle merak duygusu pekişti ve üzerine yeni bilgiler edinme ihtiyacı duydum. Babamın bana ezberlettiği Arif Nihat Asya’nın “Naat” şiiri siyere duyduğum ilginin temeliydi diyebilirim. Bu şiir Ramazan hatıralarımın başköşesindedir. Yine M. Asım Köksal’ın “Peygamberler Tarihi” eseri de bu ay için biçilmiş kaftan. Çocuklara Ramazan’da kendilerine ömür boyu rehberlik edecek önderlerinin olduğunu anlatmak, onların hayatını okumak birçok şeyin kapısını aralar kanaatindeyim.” Üzer, Ramazan’da yeşeren duyguların Zarifoğlu’nun deyimiyle, “Kırk yaşındaki çocukların,” ömür boyu içinde saklı kaldığını anımsatıyor ve ekliyor: “Çocuklara bir şeyi doğrudan söyleyen kitaplar yerine ruhuna dokunan kitaplarla bu başarılabiliyor.”

Önceki Yazı

Ramazan İstanbul’da bir başkadır

Sonraki Yazı

İçimize doğru yolculuk zamanı

Son Yazılar

Burgazada, Sait Faik ve gençler

Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle yazar Sait Faik’in vefatının 70. yılında Burgazada’da birlikteydik. Burgazada

Şiir daima bir fazladır

Şair İhsan Deniz: “Şiir kendi başına vardır, olduğu yerde durur, orda, ancak orada vardır. Tanımlar ne