Dijital İlim Meclisi: Karantina Sohbetleri

12 dakikada okunur

Röportaj: Gülcan TEZCAN

Akademik çevrelerde kulaktan kulağa yayılan Karantina Sohbetleri, katılımcılarını her geçen gün artırarak yoluna devam ediyor. Sohbetlerin ev sahibi ve moderatörü din sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı, “Gündelik tartışmaların, polemik ve gerilimlerin tükettiği verimliliği bir şekilde yeniden harekete geçirmeyi önceleyen niyetler bileşkesi” bu yeni ilim meclisini diye tanımlıyor.

Pandemi, ilim meclislerinin de şekil şemâlini değiştirdi. Fiziki olarak sohbet ve karşılıklı fikir alışverişlerinden beslenen bu zeminler artık internet ortamına taşındı. Bu buluşmaları başlatan isim ise din sosyoloğu Dr. Necdet Subaşı oldu. ‘Karantina Sohbetleri’ adıyla aylardır devam eden buluşmaların başlığının kendiliğinden oluştuğunu söyleyen Dr. Subaşı, ‘Karantina Sohbetleri’, buluşma grubumuzu yansıtan bir terkip oldu. Sürecin başlangıcında kullandığımız başlıktan vazgeçmedik. Bu hafta itibariyle 75. programa hazırlanıyoruz” diyor. Bu buluşmaların hangi ihtiyacı karşılamak üzere ortaya çıktığını şöyle anlatıyor Dr. Subaşı: “Aslında fikir, birkaç arkadaş arasında biraz eskilere giden ıstıraplı müzakerelerden besleniyor ancak süreç de bunun tuzu biberi oldu. Buna giderek dağılan ve ciddi hiçbir konuda yanyana gelme potansiyeli kalmayan bir buluşma ihtiyacını meşru ve makûl bir çerçevede yeniden kurmaya yönelik bir niyetin tezahürü diyebiliriz. Gündelik tartışmaların, polemik ve gerilimlerin tükettiği verimliliği bir şekilde yeniden harekete geçirmeyi önceleyen niyetler bileşkesi belki de. Ama takdir edersiniz ki belirgin bir ajandası, stratejisi ve hesabı da yok. Bir araya gelmekten başka çaresi olmayanların kısmen üst konular sayılabilecek derin ve entelektüel çerçevelere suhuletle erişme isteği de diyebiliriz buna. En azından arkadaşları bilmem ama beni bağlayan ve yansıtan bir niyet olarak dile getirebilirim.”

HEM KONU HEM KATILIMCILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ SEVİNDİRİCİ

Dr. Subaşı, “Buluşmalarda akademiden, bürokrasiden, sivil toplumdan, eğitim ve diğer meslek gruplarından 400’e yakın arkadaş var. Katılımcıların ortak özelliği birbirinin nazını çekecek ölçüde, hepimizi kuşatan kaygıları takip etmede, aşma çabasında ve kavramada bir ortak emeğe açık olmaları.” diyen Dr. Subaşı, “Grup çeşitliliği aranan ve ısrarla üzerinde durulan bir ölçüt olmamakla birlikte durumun bu yönde tecellisi de açıkçası hoşumuza giden bir gelişme oldu.” şeklinde konuşuyor. Peki neler konuşuluyor? Muhabbeti demleyen satır başlarını şu cümlelerle özetliyor Dr. Subaşı: “Karantina sohbetlerinde bir ana konudan söz etmek mümkün değil. Biz bir telafi peşindeyiz. Unuttuğumuz, es geçtiğimiz, ihmal ettiğimiz konuların üzerinden bir kere daha geçme; dikkat kesilip yoğunlaşmadığımız temel birtakım konulara aşinalıkla sınırlı olmaksızın olabildiğince yaklaşma derdinde olan bir ortak çaba içerisindeyiz. Bir gün kanon metinler üzerine konuşurken bir gün uzay araştırmalarını dert edinebiliyoruz. Bir gün Evliya Çelebi’nin kişisel biyografisine odaklanırken bir gün de misyonerlik de neyin nesi diye bildiğimiz her şeyi devreye sokan ancak bütün bunlardan oluşan müktesebatı gözden geçirmeye açık bir motivasyonla hareket edebiliyoruz.”

PANDEMİNİN BOZGUNCULUĞUNA İZİN VERMEMEYE KARARLIYIZ

İki günde bir akşamları bir araya gelen Karantina Sohbetleri müdavimlerinin buluşmaları beş saati buluyor. Bu buluşmaları çok değerli bulduğunun altını çizen Dr. Subaşı, “Birbirimizi daha yakından tanıyoruz. Üzerinde yeterince durulmamış konuları yeniden ele almanın bereketli bir tarafı var. Pandeminin insanın içine işleyen maddi ve manevi baskısının ruh dünyamızı rehin almasına izin vermek istemiyoruz. Bu nedenle hem ağır hem de üst sayılabilecek konular etrafında yoğunlaştıkça bir yandan içinden geçtiğimiz süreçlerin korku ve panikle eşleşen bozgunculuğuna prim vermemiş oluyor bir yandan da hazır kendi içimize çekilmişken buradan sağlıklı ve sarahatli bir öğrenmenin yollarını keşfe çıkmış oluyoruz.” diyerek Karantina Sohbetleri’nin sağaltıcı yanına da işaret ediyor. Pandemi sonrasında da bu buluşmaları sürdürmek niyetinde olduğunu söyleyen Dr. Subaşı, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Süreç bitse de bitmese de kendimizi içinde bulduğumuz bu iklimden nasıl yara almadan hasar almadan çıkarız sorusu hepimizi etkileyen bir problem. Bilgiyi, onu farklı bağlamlarda düşünen, değişik disiplinlerden gelen arkadaşlar arasında tartışmaya açmak, çoklukla yaşını başını almış katılımcılar için oldukça yüksek bir tecrübe alanı üretiyor.” İnternet üzerinde giderek yaygınlaşan benzer online buluşmaların yeni bir sosyalleşme biçimi olduğunu kaydeden Dr. Subaşı, “Kuşkusuz içinden geçtiğimiz süreç yeni ve farklı öğrenme stillerini, özgün sosyalleşme etaplarını gündeme getiriyor. Yeni ve kullanışlı araçların dünyasında sözkonusu mecralar sadece buluşma ve görüşmelerle sınırlı olmaksızın, gerçekçi müzakere ve tartışmalar için de vazgeçilmez birtakım olanaklar üretiyor. Riskler yok mudur, kesin vardır ama aksi durumda bu günleri ağlak bir dille, hüzünlü bir edebiyatla, birbirini ciddiye almayan bir içe kapanmayla pekâlâ tüketiyor olabilirdik Biz kendimiz için olası en güzel paylaşım imkânını bulmuş durumdayız. Bunu kaybetmek istemeyiz.” diyor.

GENÇ VE DİNAMİK BİR DALGA GELİYOR

Dr. Necdet Subaşı’nın Karantina Sohbetlerinin ardından başlattığı bir diğer buluşma genç akademisyenlerin bir araya geldiği Türkiye Okumaları. Dr. Subaşı’yı bulmuşken yeni oluşturduğu bu akademik zeminle ilgili de merak ettiklerimizi sorduk.

Türkiye okumaları fikri nasıl oluştu?
Türkiye Okumaları, benim yaklaşık 10 yıldır sınırlı sayıda lisansüstü öğrencisiyle sürdürmeye çalıştığım bir okuma grubu. Türkiye Okumaları, pandemi süreciyle birlikte daha geniş bir katılımcı grubuna ulaşmış oldu. Ağırlığını sosyal bilimci öğrencilerin oluşturduğu grupta Türkiye’nin tarihsel, kültürel, dinsel ve siyasal boyutlarını daha derinlikli bir çabayla anlamaya çalışıyoruz.

Oturumlar nasıl bir seyir izliyor?
Yaklaşık iki saat süren program haftada bir olmak üzere dijital bir program aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Programın açılışını yaklaşık yarım saat süren bir ön sunumla ben yapıyorum, ardından farklı sosyal bilimsel ilgi ve uğraşlarıyla sayıları 130’a varan katılımcı gruptan isteyenler söz alıyor, görüşlerini özetliyor, soru soruyor, tartışmaya dahil oluyorlar. Katılımcıların çeşitliliği, kendi düşüncesinin hâkim olmasından çok kendi düşüncesine de alan açma çabasındaki ortak bir yönelim grubu besleyen bir motivasyona dönüşüyor.

Kimler katılıyor, ne tür veriler ortaya çıkıyor ve bu verileri nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?
Katılımcılar yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden oluşuyor. Sosyal bilimler alanında ağırlığını sosyoloji, siyaset bilimi, psikoloji ve tarih alanlarından öğrencilerin oluşturduğu grupta oransal düzeyde az da olsa başka bilim alanlarından arkadaşlar da var. Elden geldiğince Türkiye’nin seslerini yakalamayı amaçlayan bir çeşitliliği sağlamaya çalışıyoruz. Programa dahil olanlar oturumlara tek kelimeyle kendi müktesebatlarıyla katılıyor. Bu yapaylığı, sahteliği, ön almayı, öne çıkmayı, tekrarı ve yüzeyselliği bir noktaya kadar da olsa kısıtlamış oluyor.

Önceki Yazı

Sanat İnsanları Bir Araya Getirmeye Devam Edecek

Sonraki Yazı

Kültür ve Sanata Büyük Ödül

Son Yazılar

Kandahar

Kandahar Büyük İskender’in gelişi ile batılı tarihçilerin ilgisini çekmiş, hakkında çok sayıda yazılar ele alınmıştır. Antik

Ramazan Penceremde

Pandemi öncesi sokaklara taşan Ramazan ruhunu evlere sığdırmak isteyen bir grup genç anne, sosyal medyada başlattıkları