Dijital platformlardan kim ne bekliyor?

9 dakikada okunur

Mercan HAYAL

Dijital platformlar dünyasına Disney Plus’un içerikleri, Mubi’de yayınlanan “Drive My Car” filmi ve Netflix yapımı “Mezarlık” dizisiyle giriyoruz.

“Ne izlesem?” sorusu günlük hayatımızın bir parçası oldu. Dijital platformlara eklenen her yeni içerikle de bu sorunun cevabını vermek zorlaşıyor. Nerede ne olduğunu bilmek ayrı bir dert, bilmemek ise ayrı. Platformların içeriklerini yakından takip edenler içerikteki yoğunluğun bir aynılaşma oluşturduğunun farkında. Vakti olduğunda, kafasını dağıtmak, eğlenmek için bir şeyler arayanlar ise yeni çıkanlar sekmesinin önerilerine göre yollarına devam etmekte. Belli bir yerden sonra ise onlarda aynılaşma ile karşı karşıya geliyor. Disney Plus’un içeriklerinin bazılarını mercek altına alarak başladığımız yazıyı Mubi’de yayınlanan “Drive My Car” ile devam ediyor ve Netflix’in “Mezarlık” dizisiyle sonlandırıyoruz.

Yakın plan: “Disney Plus”
Platformlar arasında hızlı ve dikkat çekici bir şekilde yerini alan Disney Plus, ilk yerli projesi “Kaçış” ile çeşitli tartışmaların odağı oldu. Diziyi beğenenler olduğu kadar beğenmeyenler oldu. Sosyal medya ikiye bölündü. Açıklanan birçok proje heyecanlandırmadı değil. O projeler yayınlanana kadar Disney’de ne var derseniz, dikkatimizi çeken yapımlara gelin yakından bakalım. Disney kendi yapımları başta olmak üzere PİXAR, Marvel ve Star Wars ve National Geographic yapımlarına kütüphanesinde yer veriyor. Sıraladığımız yapım şirketlerinin filmleri, dizileri, belgeselleri izleme listesinin tamamını doldurmaya yeter de artar bile.
Wes Anderson’un filmografisinde bir adım öne çıkan “Büyük Budapeşte Oteli”ni (2013) izleme fırsatınız olmadıysa Disney’de izlemek için tam zamanı. Oluşturduğu dünyası ve iddialı oyuncu kadrosuyla her daim dikkat çeken Anderson, filmde Avrupa’nın hayali Zubrowka şehrinde bulunan Büyük Budapeşte Oteli’nin ihtişamlı dönemini anlatıyor. Otelin emektarı Gustave H., oteli büyük bir titizlikle idare eder. Bir gün yeni işe başlayan komi görevlisi Zero Mustafa ile usta çırak ilişkileri ilerler. Bir yandan da savaşın ayak izleri kendini gösterir. Gustave H.’in yaşlı sevgilisi Madam D.’nin vefatıyla ise işler sarpa sarmaya başlar. Cinayeti çözmeye çalışan ikili kendilerini bir kovalamacanın içinde bulurlar. Bu kovalamacının içinde aşk, sadakat ve fedakarlıkta vardır. Anderson’un dünyası sizi etkilerse son filmi The French “Dispatch” (2021), animasyon filmi “Köpek Adası” (2018) ve “The Royal Tenenbaums” da (2001) sizleri bekliyor.
Biraz nostaljiye ne dersiniz?
Yaz tatili geldiğine göre hem büyükler için nostalji hem küçükler için önerilere geçersek; ilk olarak televizyonda hepimizin bir kez olsun izlediği 1994 yapımı “Bebek Firarda” filmi desem. New York sokaklarında bebek Bink kendini kaçıran üç şapşal hırsızdan kaçmasını izlemek ne keyifliydi. Sanki tehlikeler gerçek değil, çocuk bir oyun oynuyor gibiydi. Belki de Bink’in tatlı, sempatik bir bebek olmasından kaynaklanıyordu. Ya da “Evde Tek Başına” (1990-1998) serisi… Kevin kalabalık ailesinin tatile çıkma telaşları arasında evde unutulur. Noel’de evleri soymayı planlayan ıslak haydutlarla karşı karşıya gelir. Kevin’in evini korumak için girdiği macera bir film serisi olarak farklı rotalarda devam eder. “Bebek Firarda” ve “Evde Tek Başına” filmlerini yeniden izlendiğinde de eğlenceli kılan, hikâye dinamiklerini sağlam oluşturmalarından kaynaklanıyor. Normalde absürt olabilecek bir olay kurulan dünya ile eğlenceli ve komik hale geliyor.
Bu sefer oldu!
Az yermedik Netflix’i bu köşede. Umudumuz da pek kalmamıştı. Ama sürprizlerin yeri olan dijital platformlar yine yaptı yapacağını. Övgüyle bahsedeceğimiz yapım Abdullah Oğuz yönetmenliğinde çekilen polisiye dizi “Mezarlık”. Televizyon dizisi olarak çekilen “Çember”, yayınlanan birkaç bölümüyle izleyiciden tam not almıştı. Ama uzun soluklu olmamıştı. Netflix için çekilen dizinin haberi kulislerde biliniyordu. Birce Akalay’ın başrolünde yer aldığı dizisi ülkemizin kanayan yarası kadın cinayetlerini ele alıyor. Ele alırken temposuyla, sinematografisi ve hikâyenin temellendirilişiyle tam not alıyor. Dört bölümden oluşan dizinin her bir bölümü de bir film uzunluğunda denilebilir. Daha iyisi olabilir mi? Evet. Ama elimizde olan diğer yapımlara bakınca belli bir özen, hassasiyet içeren bir dizi de derdini anlatabiliyor. Sezon finalinde ikinci sezona göz kırpan yapımın bakalım geleceği ne olacak?

Evini arayan iki ruhun hikâyesi
Yılın en çok konuşulan filmlerinden “Drive My Car” (2021), geçtiğimiz günlerde Mubi kütüphanesine eklendi. Ünlü yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Ryūsuke Hamaguchi oturuyor. “Drive My Car”, tiyatro yönetmeni Yusuke Kafuku’nun eşinin ölümü sonrasında Çehov’un “Vanya Dayı” adlı eserinin uyarlaması için Hiroşima’ya gider. Hiroşima’da Yusuke’ye 20 yaşında genç bir şoför tahsis edilir. İlk başlarda Yusuke’ye bu durum tuhaf gelse de alışır. Şoför Misaki sessiz ve sakindir. Üç saat süren film yas, yaşam ve ölüm üzerine bir yolculuk sunuyor. “En sevdiğimizi, sevdiklerimizi kaybettikten sonra hayat nasıl devam eder?”, “Devam eden hayat içerisinde biz neredeyizdir?” sorularını içimize salıyor. Kafamızda dolaşan soruların yanına “Ev neresidir?” sorusu da ekleniyor. Cevabı kolay olan bir soru. Çünkü filmde iki karakterinde en rahat ettiği yer olan araba, onların kaybettikleri evlerinin yerini dolduruyor.

Önceki Yazı

Özgün sanata değer verilmiyor!

Sonraki Yazı

Deklanşörün usta isimleri

Son Yazılar