Ebru kutsal değildir!

13 dakikada okunur

Sanatçı Garip Ay: “Neden resim yapıyorsun?” diye kimse birbirine sormuyor. Ya da hiç kimse “Resmin içinde neden heykel kullandın?” diye hesap sormuyor. Bu sanatlar metadır, lütfen kutsallaştırmayalım. Ebru kutsal değildir! Kutsal olan emektir. Orada sarf ettiğiniz çabadır.” diyor.

Garip Ay ile her dakikası ayrı keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Atölyesine misafir olarak onu yakından tanıma fırsatı bulduk. Belki tanıyanlarınız vardır fakat tanımayanlarınız için hemen tanıtıyorum. Kendisine ebru sanatçısı demek pek yerinde bir ithaf değil çünkü kendisi ebrunun tabularını yıkalı çok oldu. Geleneksel sanatlarımızı kendi yorumu ile dünyaya tanıtıyor. Öyle ki şimdilerde ünlü markalar için ebrunun kumaş halini 2m’lik kasnaklarda çalışıyor. Ebru sanatı ile modern resmi birleştiriyor. Sanatçı, başta portreler olmak üzere birçok resmi ebru tekniği ile kağıda aktarıp eşsiz eserler ortaya çıkarıyor. Kendisi ve sanatı ile ilgili detaylar söyleşimizde.
Biraz kendinizden, yol haritanızdan bahseder misiniz?
Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü eğitiminden sonra Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nde okudum. En son ise Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Hat Bölümü’nü 2011 yılında bitirdim. Daha sonra ebru yolculuğum başladı. Ebru’nun video ilintisi ile fazla mesai yapıyorum. Güzel bir çocukluk yaşadım doğa ile iç içe olan bir köyde büyüdüm. İlerleyen süreçte güzel sanatlar lisesine yöneldim. Yatılı okullarda okudum. Uzun bir yolum vardı. Hatta bir hocam “Yıllardır hiç değişmeyen bir kural var. Bu okula kim daha uzaktan geliyorsa gayreti de o kadar çok oluyor.” derdi. Gerçekten de öyleydi. İnsanın koyulduğu yoldaki ciddiyeti de asabiyeti de odaklanmasını arttırıyor. Yapmış olduğunuz tercih o kadar zor bir tercih olduğu için bu kadar ısrarcı olmaya sebep oluyor diyebilirim.
Ebru ile resim yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız? Geleneksel ebru sanatı ile doğrudan ilgilenen sanatçıların tepkileri nasıl oldu?
Eskilerinde dediği gibi işin kolaylığı kadar vazgeçilebilirliği, zorluğu kadar da bu konudaki emeği değerlidir. Zorluğun sonunda lütuf görmüş gibi oluyorsunuz. Geçenlerde bir yerde Nuri Bilge’nin sözüne denk geldim. Diyor ki: “Bazen sette bir şeyler çok aksi gittiğinde ben sahneyi tekrar bağlıyorum ve içten içe bu olumsuzluklar ile nasıl başa edeceğimin sevincini yaşıyorum. Bu olumsuzluklar bana yeni bir şey keşfetmeye fırsat veriyor.” O an yıllardır içimden geçenleri duymanın sevincini yaşadım. Bana yaşadığımız bütün aksilikler o işi daha iyi yapmak için bulduğumuz fırsatlar gibi geliyor. “Neden resim yapıyorsun?” diye kimse birbirine sormuyor. Ya da hiç kimse “Resmin içinde neden heykel kullandın?” diye hesap sormuyor. Bu sanatlar metadır, lütfen kutsallaştırmayalım. Ebru kutsal değildir! Kutsal olan emektir. Orada sarf ettiğiniz çabadır. Ebru’yu yapış şeklimle alakalı benim için ne diyorlar bilemiyorum.
Ünlü ressamların öncelikle Van Gogh’un “Yıldızlı Gece”, “Sessiz Çığlık” tablolarını ebruya dönüştürdünüz. Van Gogh’un sizin için önemi nedir?
İzlenimcilerin yaptığı resimde ebruya benzeş noktalar görebiliyorsunuz. Van Gogh’un “Yıldızlı Gece” eseri de ebruyla benzeşiyor. Devamında “Çığlık” da var o benzeşmeyi yakalayan ve daha birçok tablo var. Aslında özellikle bir alakam bir bilgim olduğu için değil. Ben bütün disiplinleri bir yerde dönemsel olarak kendime yakın hissetmişimdir. Bir talep üzerine bu benzeşmeyi göstermek istemiştim. Pek işe yaramadığı düşünüldü. O zaman ben de ilk defa sosyal medya da bunu paylaşma refleksi gösterdim ve fazla ilgi gördü. Benim için ayrıca bir özelliği yok. Ama şunu biliyoruz ressamın kişisel hayatı ile ilgili duyguları anlatan birçok eserinden bizlere yoğunlukla hissedebileceğimiz duygusu ulaştı. Sanatçıların bir ızdırap bir sancı alanının içerisinde olduğu gerçeğini görebiliyoruz. Vang Gogh’un bize fazlaca bize ulaşmış ve kendimizden pay biçtiğimiz bazı dertleri var. Bu benzeşmelerle de onunla anılmak rahatsız etmiyor aksine mutlu oluyorum.
Ebru sanatını modern bir bakış açısıyla birleştirip farklı işler çıkartıyorsunuz. Peki bu sürecin çıktısı ile dijital platformlarda kendinizi nereye yakın görüyorsunuz? Gelecek hedefleriniz, projeleriniz nelerdir?
Modern bir şey yaptığım düşüncesinde değilim. Sadece olması gereken buydu. Onun dışında çok ekstrem bir şey yapabileceğimi sanmıyorum. Gelecekte yapmak istediklerim ile ilgili çok yeni bir planım yok. Tahmini, rastlantısal olarak gelişen süreçlere ciddi bir şekilde odaklanmaya çalışıyorum. Benden istenen şeyleri yaparken ben de kendimden istiyorum. Hayallerim yok. Gelecekten hayattan bir isteğim yok. Animasyon ile ilgili bir çabam var. Beş altı aydır üzerine çalıştığımız 78 bölümlük bir dizi projesi var ama daha neticelenmedi. Ebru ile başlayıp bitebilir yanına teknik teknoloji de dahil olabilir. Bunu dışında yakın zamanda görüştüğümüz Norveç’te bir film sekansında “rüya”yı çalışmayı planlıyoruz. Orada uzay ve Norveç’in Kuzey ışınlarının gerçekleştiği gökyüzü hareketlerini nasıl yapacağımız ile ilgili konuşuyoruz. Konuşulan bu proje için tüm malzemeyi, suyu, kabı değiştiriyorum ve ilk defa ben de bir şeyler keşfetmeye fırsat buluyor, özen gösteriyorum.
Diller değişiyor ama insanlar hep aynı
Türkiye dışında İskandinavya, Rusya, ABD, Basra Körfezi gibi dünyanın birçok yerinde sergileniyor işeriniz. Sizce bu konumların ortak özelliği nedir?
Din, dil, ırk, coğrafya gözetmeksizin insanoğlu hep aynı. Coğrafya sınırı ayırt etmedim. Dünyanın her yerinden Sudan’dan Norveç’ten hep aynı insanlar çağırıyor beni sanki. Tenleri değişiyor konuşmaları değişiyor ama hep aynı insanlar. Her yerde insanlar güzelliği seviyor veya güzelliği özellikle seven insanlar var.
Oruç da ebru da sabır kavramını içselleştiriyor
Ramazan’ın manevi atmosferiyle ebruyu nasıl ilişkilendirirsiniz?
Sabır süreçleri vardır. Örneğin oruç gibi. Bende oruç gibi davranış biçimini tekrar ettiğimi düşünüyorum. Mesela yorulsam da uykumda gelse çalışmaya devam ediyorum. Bazen kendime bazı sınırlar koymaya başlıyor, bunu hak etmen lazım buraya kadar varman lazım diyorum. İnsanın bu hallerinin en güzel tarafı ise daha sonrasında bir erdeme dönüşecek sabır kavramını içselleştirmesini sağlıyor olması.
Ebru için video yapmıyorum
Video Art’ı ebru ile birleştirmenin temelinde ne var?
Video aslında bizlere sunulan bir imkan. Bugün yapıyor olduğumuz bir davranışı tekrar tekrar izlemeyi müsaade ediyor. Bazı eylemler gerçekten süreçleri bakımından sonuçtan daha kıymetli olabiliyor. Süreci izlemekten keyif alıyorum. Duran kareden daha değerli bir anı hissettiriyor. Fotoğraf-video çatışması diyebileceğimiz bu söylem veya duran eserle akışkan hareket eden şey ile ilgili dönüp dönüp yaptığım şeyin nasıl dönüştüğüne dair bir fikir veriyor. Süreci kayıt altına almak, izleyicinin reaksiyon ve reflekslerini göz önünde bulundurmaya başladığımda, medya kavramını video dünyasını veya sinema ile ilgili bazı doneleri algılamaya başladım. Ebru yapmak için video yapmıyorum da sanki video yapmak için ebru yapıyorum gibi geliyor bazen. Yarım saatte yaptığım ebru ile 3-4 gün montajda gözlemler dönüşümler ve değişiklikler yapmama video imkan veriyor. O açıdan süreci paylaşmak veya süreci kendin için durdurmak izlemek ayrı keyif veriyor. Video, neredeyse son 10 yıldır yoğun olarak odaklandığım kısım olabilir.

Önceki Yazı

Ramazan’ın manevi atmosferini müzikle de hissediyoruz

Sonraki Yazı

Her yaşam bir yol denemesidir

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham