En son ölüm gelir, yine de erken deriz

19 dakikada okunur

2022 yılı edebiyattan, sinemadan, tiyatrodan ve sahne sanatlarından pek çok önemli ismin dünya sürgününü bitirdiği zaman dilimi oldu. Öykü yazarı Rasim Özdenören, şair ve çocuk kitapları yazarı Mevlana İdris Zengin, akademisyen, yazar ve şair Hayrettin Orhanoğlu, sinema oyuncusu Cüneyt Arkın, sinema yönetmeni Erden Kıral ve mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer artık aramızda yok…

Ölüm karşısında herkes eşittir. Ve Cemal Süreya’nın ifadesiyle “Her ölüm erken ölümdür”: “Ölüyorum Tanrım/ Bu da oldu işte/ Her ölüm erken ölümdür/ Biliyorum Tanrım…”

İnsanın tek ve en önemli çaresizliğidir ölüm. Kendini ölümsüz görenler için bir trajedidir; başkasının ölümüne odaklanır, odaklandığını zannederek kendini dışında tutar ölümün… Geride kalanın hayatında atom bombası derinliğinde bir çukur bırakır bazı ölümler. Ne yapılırsa yapılsın dolmaz o çukur, kapanmaz. Bazı ölümler beklenendir. Bazıları sürprizdir fakat her ölüm vakti gelmiş vedadır aslında. Sadece biz böyle addederiz.

Son birkaç yıldır ‘büyük’ ölümler düştü tarihimize. Bir yıl önce Sezai Karakoç’la (22 Ocak 1933-16 Kasım 2021) boşalan hayat zembereğinin çarkı ardı ardına başka ve çok kıymetli isimleri çekip aldı bu dünyadan… Edebiyat, sinema, tiyatro, televizyon, müzik, spor ve eğlence dünyasının zirveyi görmüş isimlerinin yanı sıra değer üretmeye henüz başlamış kıymetleri de kayıp gitti hayat semasından…

 

İzdiham’ın Bülent’i gitti

 

2022 yılı, Hekimoğlu İsmail adıyla anılan yazar Ömer Okçu’nun (15 Ocak 2022) vefat haberiyle selamladı bizi. Minyeli Abdullah, Derdimi Seviyorum, Maznun gibi kitaplarıyla tanınan Okçu, gazete ve dergi yazıları ile de tanınıyordu. Uzun yıllar boyunca çok satan kitaplara imza atan Okçu’nun aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan Minyeli Abdullah isimli eseri çok farklı kesimlerden tepkiler almış ve 1990’lı yılların en çok gişe kazanmış projelerinden biri olmuştu.

Ardından gelen başka ölüm haberleri de ya şaşırttı veya tepkisizliğe neden oldu. Çünkü salgın sebebiyle artık olağanlaşmış olan ölüm haberleri karşısında tamamen tepkisizleştik.

Nisan ayına geldiğimizde, ‘sürpriz’ bir ölüm haberiyle sarsıldık; kültür, sanat ve edebiyat dergisi İzdiham’ın kurucusu ve genel yayın yönetmeni de olan şair ve eğitimci Bülent Parlak (19 Nisan 2022) 43 yaşında veda etti dünyaya. Üsküdar’da Atik Valide Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na sırladığımız Bülent Parlak, hepimizin ölecek yaşta olduğumuzu hatırlatarak, “Anne abartma ölümü/ Arada çık gel” dizeleriyle hemen her gün zihnimizdeki varlığını hatırlatıyor ve sürdürüyor. Ve hala okurunu bekleyen “Sevgili Huzursuzluğum”, “Yalnızlığın İcadı”, “Ricakeş” ve “Her Şey İçin Çok Geç” kitaplarıyla…

 

57’sinde veda etti dünyaya

Bülent Parlak’a son vazifemizi yapıp dönerken aldık bir ölüm haberini; edebiyatçı, şair, akademisyen dostumuz Hayrettin Orhanoğlu (21 Nisan 2022) da toplamıştı dünya dengini. O da genç sayılabilecek bir yaşta, 57’sinde çıkmıştı ebedi yolculuğuna…

Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı olan Doç. Dr. Hayrettin Orhanoğlu’nu gece yarısı, bir sahur vakti kapısını çalan kalp krizi koparmıştı dünyadan. 1991-1997 yılları arasında özel bir tiyatro grubu kurarak yönetmenlik yapmıştı. “Taşra Edebiyat” adlı felsefe-edebiyat dergisini çıkarmıştı. 1990’lı yıllardan itibaren ulusal ve uluslararası çeşitli dergilerde şiir, öykü, deneme ve makaleleri yayımlanmıştı.

 

Kitapları bize emanet

Ve haziran ayı…

Yine gencecik bir insanı, Mevlana İdris Zengin’i (7 Haziran 2022) alıp gidecekti elimizden. 56 yaşında idi… O da tıpkı Cemal Süreya gibi söylüyordu: “En son ölüm gelir/ Yine de erken deriz…”

Onu biz Kahramanmaraş’ta yayımlanan Andırın Postası gazetesinin edebiyat ekinde gördük ilkin. Ardından Diriliş. Dergah, Albatros, Geniş Zamanlar, Gerçek Hayat dergilerinde…

Birçok dile çevrilen “Kuş Renkli Çocukluğum”un yanında “Hayal Dükkanı”, “Korku Dükkanı”, “Tehlikeli Bir Kipat”, “İyilik Dükkanı”, “Kirpiler Şapka Giymez”, “Tuhaf Adamlar,” “Acayip Hayvanlar” gibi çocuk edebiyatı alanında pek çok kitabını bizlere emanet bıraktı. “İyi Geceler Bayım” ismini verdiği şiir kitabını da…

Hüzün ayı eylül de büyük bir kayıpla sarstı hepimizi: Avukat, mutasavvıf, kudümzen ve musikişinas Ömer Tuğrul İnançer (4 Eylül 2022) de tamamladı dünya sürgününü.

 

Rasim Özdenören: Çok sesli bir ölüm

“Ölüm nedir biliyor musun? Önünde sonunda çalacağımız tek hakikat kapısı… İnsan aslında ölüm karşısında daima hüsrana uğrar ama bu ölüm asla kendi ölümü olmaz; o, daima başkasının ölümü karşısında hüsranı tadar.”

Bu biraz böyledir…

Kendi ölümüyle ilgili değildir insan. Eğer ölüm meselesini içselleştirmemiş ise…

“Çok Sesli Bir Ölüm”ün de yazarı olan Yedi Güzel Adam’ın bu dünyadaki son temsilcisi Rasim Özdenören (20 Mayıs 1940 – 23 Temmuz 2022) öyküleri ve denemeleri ile derin izler bıraktı edebiyat tarihimizde.

Hukuk ve gazetecilik eğitimi almış olsa da daima edebiyatın merkezinde oldu. Tıpkı diğer güzel adamlar (Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan, Sezai Karakoç) gibi…

Rasim Özdenören’in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllarda, köy romancılığının etkisi azalmaya, varoluşçu yazarların etkisiyse artmaya başlamıştı. Dönemin eserlerinde rastlanan ağırlıklı Batılı anlayışın aksine Özdenören, öykülerini çocukluğundan itibaren Anadolu’nun köy ve kasabalarında edindiği izlenimlerden yararlanarak ayrıntılı betimlemelerle ve insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır. İlk dönemlerde kendi arkadaş grubu ile hareket ederken sonraki dönemlerde Sezai Karakoç’un etkisiyle farklı bir izlek oluşturmayı başarmıştır. Modern edebiyatta yerlilik meselesine kafa yormuş önemli bir isimdir.

Hatırlamamız ve döne döne okumamız gereken bazı kitaplarının isimlerini zikretmekle yetinelim: “Aşkın Diyalektiği”, “Çarpılmışlar-Çözülme”, “Deniz Açılan Kapı”, “Gül Yetiştiren Adam”, “İki Dünya”, “Kafa Karıştıran Kelimeler”, “Köpekçe Düşünceler”, “Red Yazıları”, “Yaşadığımız Günler”, “Kuyu”, “Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı”…

 

Onlar birlikte çok güzeldi

Türk sineması kamera önü ve arkasından çok sayıda ismi kaybetti 2022 yılında. Sinema tarihine yönetmen ve oyuncu olarak mührünü vurmuş ve neredeyse yarım asırdır filmleri yayınlandığında hep aynı saygı ve ilgi ile izlenmiş isimleri de uğurladık.

Neredeyse ömrünün tamamını sinemaya adayan Fatma Girik ve Cüneyt Arkın da bu iki müstesna isimden ikisi. Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Torba Mahallesi’nde yaşayan ve tedavi için getirildiği İstanbul’da 79 yaşında hayata veda (24 Ocak 2022) eden Fatma Girik geride “Boş Beşik”, “Kanlı Nigar”, “Japon İşi”, “Postacı”, “Toprak Ana”, “Yılanların Öcü”, “Rabia”, “Ağrı Dağı Efsanesi” gibi filmlerdeki üstün performansı ile hafızalarımızda yerini aldı. Ailesine yardım etmek için Cağaloğlu Ortaokulu’nu yarıda bırakan ve 1957’deki ilk filmi Leke ile kamera karşısına geçen Fatma Girik’le 85 yaşında İstanbul’da hayata veda eden (28 Haziran 2022) Cüneyt Arkın’ın yolları birbirinden önemli projelerde kesişti. “Gönülden Yaralılar”, “Gelincik”, “Köroğlu”, “Murat ile Nazlı”, “Vatan ve Namık Kemal”, “Önce Vatan”, “Satın Alınan Koca” gibi filmlerin iki başrol oyuncusu oldu onlar.

Cüneyt Arkın veya doğum adıyla Fahrettin Cüreklibatur, her ne kadar Türk sinemasının jönlerinden sayılsa da asıl mesleği tıp doktorluğu idi. Senaryoları, yapımcılığı ve yönetmenliği ile de sektöre büyük hizmetleri olmuştu. 1963-2021 yılları arasında 330 sinema filmi, dizi ve tiyatro oyununda rol alan sanatçının “Ayrı Dünyalar”, “Kara Murat”, “Battal Gazi”, “Dünyayı Kurtaran Adam”, “Gelincik”, “Arım Balım Peteğim”, “Büyük Yemin”, “Malkoçoğlu”, “Babaların Babası” gibi kült filmleri hem sinema sektörü hem de Türk sineması tarihi açısından çok önemli eserler olarak arşivdeki yerini koruyor.

2022’nin önemli kayıplarından biri de tiyatro ve sinema dünyamız için olduğu kadar Türk edebiyatına da harika şiirler hediye eden Semih Sergen oldu. 3 Mayıs 1931 İstanbul doğumlu olan sanatçı, 6 Ağustos 2022 tarihinde hayata veda etti. Çocukluk yaşlarından itibaren tiyatroya merak salan Sergen, aralarında “Yunus Dürür Benim Adım”, “Bir Yaz Gecesi Rüyası”, “Resimli Osmanlı Tarihi”, “Fehim Paşa Konağı”, “Bir Hilal Uğruna”, “III. Selim”, “Çil Horoz”un da bulunduğu 100’e yakın oyunda başrol oynadı. 1958’de Işık Yenersu ile “Duvaklı Göl” için kamera karşısına geçti ve “Sultanın Sırrı”, “Galatalı Mustafa”, “Altın Şehir”, “Birleşen Yollar” gibi filmlerle izleyicinin karşısına çıktı. Televizyon dizilerinde rol aldı. Cüneyt Arkın’la yolları “Malkoçoğlu” filmleri serisinde kesişti. 17 şiir kitabı yayımlandı, tiyatro ve sinema dünyamıza Burak ve Toprak Sergen gibi iki yetenekli evlat bıraktı.

 

Ekrana mıhlayan sunucu: Halit Kıvanç

Asıl adı Halit Mecit Kıvanç olan hukukçu, radyo ve televizyon sunucusu, gazeteci, çevirmen ve yazar Halit Kıvanç (doğumu 18 Şubat 1925) 2022 yılında dünyaya veda eden isimler arasında idi. 25 Ekim 2022’de vefat eden Kıvanç, ülkemizde radyo ve televizyonculuğun gelişmesine çok önemli katkılar vermiş bir isimdi. Hem kamera hem de mikrofon karşısında bu iki alanın ilklerine imza atmış, rol model olmuş ve bugün dahi örneğine rastlanmayan bir enerji ile hafızalardaki saygın yerini almıştı. Onu en çok olimpiyatlar ve uluslararası müsabakalardaki spor karşılaşmalarında üstlendi maç spikerliği ile tanıdı geniş çevreler. Brezilyalı futbolcu Pele ile röportaj yapan ilk gazeteci, Papa ile söyleşi yapan ilk Müslüman gazeteci olması ve TRT’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sunuculuğu ile de çok sevildi.

Hukuk okumasına rağmen o gazeteciliği seçti. Yeni İstanbul gazetesi bünyesinde 1952’de günlük olarak yayınlanan Türkiye Spor gazetesinde mesleğe adımını attı ve ardından Milliyet, Tercüman, Hürriyet, Güneş başta olmak üzere pek çok gazetede çalıştı. 1955’ten itibaren TRT’de ve bir yıl da BBC’de (1963) görev aldı. “Hopdediks”, “Dertsiziks”, “RipKirby”, “Zehir Hafiye” gibi çizgi romanlarını dilimize kazandırdı. Tertemiz bir Türkçe ile yaptığı sunumlar ona çok sayıda ödül getirdi. “Kazulet Hanımın Minisi”, “Gülmece Güldürmece”, “Mikrofonunu Kordonuna Göre Uzat”, “Gelin Yarışalım”, “Çok Affedersiniz Ama, Futbol Bir Aşk” gibi kitaplara imza attı.

Biz onu TRT için yaptığı eğlence programları ve yarışmalarla hatırlayacağız…

 

Önceki Yazı

Festivallerle dolu bir 2022 

Sonraki Yazı

Revnakoğlu’nun İstanbul’u tüm yönleriyle ele alındı

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de