Esenler’e özet bakış ve önerdiklerim

17 dakikada okunur

Ülkemizde her geçen gün yayıncılık ivme kazanıyor. Yayınevlerinin sayısı artıyor ve prestijli eserler kazandıran yayınevlerinin sayısı da artış gösteriyor. Bunun yanında belediyelerin de bu alana girerek önemli bir yer kapladıkları da bir gerçek. Esenler Belediyesi de bu alanda kültür sanat ve okur dünyasının takdirini kazanacak çok sayıda işlere imza attı ve atıyor. Başta Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi, yayınları ile şehircilik literatürüne önemli katkılarda bulunuyor. 11. yılını dolduran Şehir ve Düşünce Dergisi 21. sayıya ulaştı. İçinde Müzik İstanbul ve Rüzgârla İyi Geçinmek gibi prestijli eserlerin de bulunduğu, 5’i şehircilik rehberi olmak üzere 25 kitap meydana getirildi. Kültür Kitaplığı başlığı altında, Esenler’in Tarihi, Vesiletü’n-Necât Mi’râciye, Ahilik ve Öykümüzün Serüveni gibi kültür kitapları ve Çitlembik serisi gibi çocuklara yönelik olmak üzere şimdiye kadar 24 eser meydana getirildi. Dergicilik Okulu, Edebiyat Okulu ve Çizgi Okulu gibi atölyelerde yer alan öğrencilerin katkılarıyla hazırlanan Koyu Muhabbet, Esenlik, Esenler Çizgi, Sarmaşık, Evlere Şenlik ve Düş Peşinde dergileri yayımlanmaya devam ediyor. Esenler Sanat Evi tarafından hayata geçirilen onlarca sergi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ÂB-RÛ’larda Su Kasidesi, İstanbul’dan Esenler & Türk İslam Eserleri ve Âkif’in Çizgisi gibi onlarca sergi kataloğuyla taçlandırıldı. Saydığım tüm eserlere ve daha fazlasına https://esenler.bel.tr/kultur-sanat/yayinlar/ linkinden ulaşmanız ve PDF olarak indirmeniz de mümkün. İyi okumalar dilerim.

Önerdiklerim

Charles Dickens Hayatı ve Edebi Faaliyetleri / Aleksandra N. Annenskaya / Dorlion Yayınları

Dickens, “Washingtonhouse Klasik ve Ticaret Akademisi” ismini onurla taşıyan Bay Jones’un okulunda iki yıl öğrenim gördü.1836´da yayınlanan The Pickwick Papers romanı ile şöhrete kavuştu. Birkaç yıl içerisinde uluslararası tanınan bir edebiyatçı oldu, kişilik ve toplum üzerine mizahi, satirik ve keskin gözlemleri ile ünlü oldu. Romanlarının çoğunlukla haftalık ya da aylık yayınlar şeklinde çıkması Viktorya döneminde en yaygın basım şekli olan dizi yayınlara öncülük etti. Dickens kendi çağının en önemli edebiyatçılardan biri olarak görülür. 1843 tarihli romanı A Christmas Carol yazılan en etkili eserlerden biridir. Her zaman popüler kalmıştır ve hala her sanat tarzında uyarlanmaya devam ediyor. Gerçekçiliği, mizahı, yazım şekli, benzersiz karakterleri ve toplum eleştirileri sayesinde yaratıcı dehası Leo Tolstoy´tan G. K. Chesterton ve George Orwell´a kadar pek çok yazar tarafından övülmüştür.

 

Petrol! / Upton Sinclair / Sel Yayıncılık

Pulitzer ödüllü yazar Upton Sinclair’in ABD tarihinde yaşanan en büyük finans skandallarından biri olan Teapot-Dome Skandalı bağlamında Güney California’dan sunduğu bu küçük kesit “Amerikan yüzyılı”nın başlangıcına işaret ediyor. Rüşvet, yolsuzluk, medya manipülasyonu ve usulsüzlükle beslenip büyüyen kapitalist çarkın barındırdığı çelişkiler tüm sertliğiyle hicvedilirken, bu çarkı döndüren arazi sahiplerinin, tarikat liderlerinin, petrol baronlarının, senatörlerin ve Hollywood yıldızlarının resmigeçidi okuru baş döndürücü ve provoke edici bir politik serüvene sürüklüyor. 2008 yılında Kan Dökülecek adıyla sinemaya uyarlanarak izleyicilerin beğenisini kazanan, petrol endüstrisinin temelleri atılırken kitlesel tüketim politikasının ve açgözlülüğün yaşamın merkezine oturmaya başladığı erken dönem Amerikası’nın ayrıntılı tasvirleriyle örülü Petrol!, fırsatlar çağının büyüleyici atmosferi ardında gizlenen yozlaşmayı, sınıfsal çelişkileri ve insanın ne denli canileşebileceğini gözler önüne seren bir roman.

 

İkinci Hayat / Nurdan Gürbilek / Metis Yayınları

İkinci Hayat’ta “yer duygusu” üzerine düşünüyor Nurdan Gürbilek. Bir yandan “yer”e, “yurt”a, “ev”e edebiyatın, bazen sinemanın açtığı kapılardan giriyor; kökenlere ve başlangıçlara, kaçanlara ve dönenlere, eve ve sırlarına yakından bakıyor. Diğer yandan anlatı, üslup ve dili bu ana eksen etrafında değerlendiriyor; “dilsel vatan” ve sınırları üzerine düşünüyor. Bazı sorular eşliğinde: Kapısını başkalarına sımsıkı kapatmış bir kompartmana, bir özel sığınağa, bir kişisel hücreye mi dönüşecek ev, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz? Etrafına kalın duvarlar çekmiş bir “coğrafya kaderdir”e mi sürükleniyoruz, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz? Bugün evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine düşünmeye çağıran deneme ve fragmanlardan oluşuyor İkinci Hayat.

 

Doğu Avrupa’da Yolculuk / Gabriel Garcia Marquez / Can Yayınları

Sınıfların ortadan kalkması hayret verici bir şey… Herkes eşit, herkes aynı düzeyde, herkes kötü dikilmiş eski püskü giysiler içinde, ayaklarında kalitesiz ayakkabılar var. Hiç acele etmiyorlar, telaş yok, sanki yaşamak için her şeyi ağırdan alıp tüm vakitlerini kullanıyorlar. Burada da köylerdeki aynı saf, iyi kalpli ve sağlıklı kalabalık kitleler var ama devasa boyutlarda. Doğu Avrupa’da Yolculuk Gabriel Garcia Marquez’in 1950’lerde gazeteci olarak Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkelere yaptığı seyahatin bir güncesi. Doğu Almanya’dan başlayıp Çekoslovakya, Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliği’ne uzanan bu serüven boyunca okurlar Marquez’in hem yol arkadaşları ve tanıştığı kişilere dair gözlemlerini hem de dönemin toplumsal ve siyasi gelişmeleriyle ilgili yorumlarını bulacaklar, elbette hepsi yazarın kendine has renkli anlatımıyla.

 

Yeni Çıkanlar

 

Garp Âlemindeki Kasırga / İsmail Habib Sevük / Ötüken Neşriyat

27 Ekim 1946’da Cumhuriyet gazetesinde “Türk çocuklarının Avrupa serbest güreş birinciliklerinde kazandıkları zafer, bütün memleketle beraber bizi de bu millî sporumuz üzerinde ehemmiyetle tevakkuf ettirdi. Bu münasebetle üstad İsmail Habib Sevük’ün Türk Güreşi ismiyle hazırlayıp birkaç gün önce bize tevdi ettiği çok şayan-ı dikkat bir yazı serisinin neşrini tacile karar verdik. Mevzunun cazibesi ve üstadın kaleminden çıkmış olması gibi iki büyük mazhariyeti olan bu yazıların alâka ile takip edileceğinden emin bulunuyoruz,” şeklinde müjdelenen yazı dizi aynı gün iç sayfada okurla buluşmuştu. 1948’de Türk Güreşi ve Elli Yıl Önce Garp Âlemindeki Türk Kasırgası ismiyle neşredilen eser, yanlış bilinen pek çok konuyu düzelttiği gibi uzun yıllar boyunca bitmek bilmeyen tefrikalarda sündürülen anlatıları özetleme işlevini de üstlenmişti. Bu sebeple meşhur spor yazarı Ali Gümüş, İsmail Habib Sevük’ü “Türk güreşini hurafelerden kurtaran adam” olarak nitelendirmişti. 

Nizamülmülk’ün Öldürülüşü / Ahmet Yıldız / Ötüken Neşriyat

Bu kitaptaki sert ve bir o kadar sürükleyici hikâyeler, insanoğlunun ölüm karşısındaki çaresizliğine isyanını hüzünle anlatırken, her edebiyat metninin birer tarih metni olduğunu da savlıyor. Ahmet Yıldız tarihi romanlara inat tarihi hikâyeler yazmakta ısrar ediyor. Borges, Umberto Eco, Amin Maalouf ya da Calvino’nun tarihle beslediği yazınsal tat, bu hikâyelerde, Türkçenin zenginliğiyle bize özgü bir sentez oluşturuyor. Bu kitapta, Enver Paşa’nın ölüm anından Türk Nestȗrîlerin Asya maceralarına, Hazar Kağanının toplantı salonundan yazar Muzaffer Buyrukçu’nun son nefesini verdiği odaya, eski bir Uygur metninde bulunmuş Buda öyküsünden Nâzım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı’nı yazdığı geceye, Papa Urbanus’un Haçlı Seferleri’ni başlatan ünlü konuşmasından Arap-Hazar savaşlarına, Sultan Alparslan’ın katlinden Nizamülmülk’ün öldürülüşüne dek oldukça şaşırtıcı konuları işleyen hikâyeler, her okurda unutamayacağı birer anlatıya dönüşüyor.

Roman Dersleri / Alper Çeker / Ötüken Neşriyat

Çin yıllığındaki Hunlara ait Türkçe beyit, Türk edebiyatının tarihinin iki bin yıldan daha eski olduğunu gösteriyor. Fakat bu köklü edebiyatın eleştirisi cılızdır hatta Türk romanı üzerine yazan nitelikli kalemlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Alper Çeker’in Roman Dersleri adlı kitabı bu eksiği kapatmayı amaçlıyor. Yazar metinleri ele alırken yöntem olarak bir terkibi kullanıyor. Bu terkip; Rus Biçimciliği, Yapısalcılık ve Göstergebilim gibi biçimci yaklaşımların açığını yorum geleneği ile tamamlayan bir yöntem. Roman Dersleri iki bölümden oluşuyor. Kitap birinci bölümde Cumhuriyet dönemi muhalif Türk romanının; Türkiye’de kamu kurumlarının yönetimini elinde tutan zümrenin uygulamalarına getirdiği eleştiriyi, romancının bu zümre ile bir tür hesaplaşmasını konu ediyor. İkinci bölümde ise yazar tasavvufi romanları değerlendiriyor. Alper Çeker bu romanları yorumlarken okurları tasavvuf konulu alt metinler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Taksim’den Galatasaray’a Amcabey ve Aydabir Yazıları / Sermet Muhtar Alus / Ötüken Neşriyat

Taksim’den Galatasaray’a kitabında yayımlanan yazılar 1930’ların ortasından 1940’ların ortasına bir sürece yayılır. Bunlar Alus’un artık hem İstanbul yazılarında hem de edebî kimliğinde kemale erdiğinin işaretleridir. Bu eserlerin tamamında eski İstanbul’un gölgesi hâkimdir. Alus, geçmiş zamanların İstanbul’unu ve insanlarını anlatmak için edebiyatın türleri arasında bir salıncak kurmuş gibidir. Çocukluğunun, gençlik heyecanlarının yansımalarını karanlığa terk etmemek arzusu onu daima tahrik eder. Bundan olsa gerek okuduklarımızın ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu anlamakta zorlanırız. Burada soluksuz bir cümbüşün inip çıkan nağmeleri, bazen gürültüsü arasında ihtişamlı bir dil zevkine, biraz daha üzerinde durulsa orijinal bir roman kahramanına dönecek tiplerin ayrıntı sarhoşu bir üslupla anlatılan dünyalarına yol alırız. Taksim’den Galatasaray’a, bu büyüleyici, cezbedici, muazzam dünyanın kapılarını aralayan bir kitap olarak yayımlanıyor.

 

Önceki Yazı

BABİM İstanbul için sorumluluğa davet ediyor

Sonraki Yazı

Zamanın mirası: İpek Yolu

Son Yazılar

Onun mirası tebessümü ve dostluğuydu

Şehit Mustafa Cambaz anlatılırken tebessümünden, kediseverliğinden, fotoğrafçılığından ve mücadelesinden bahsediliyor. Onun mücadelesi doğduğu andan başlıyor 15

Yazının nabzı vardır

Yazar Zeki Bulduk: “Yazı, yaşamaktan daha sahici geliyor bana. Yazıyı pek değiştiremeyiz ama anıları bile farklı