Eurovision güncelleniyor

/
16 dakikada okunur

67. yılında olan Eurovision’da artık şarkılar canlı performanslardan ziyade elektronik ritimler ile öne çıkmaya başladı. Değişen müzik anlayışının etkisiyle oluşan bu yeni düzende benzer tınılardan bir noktada farklılığı yakalayabilen ülke, birincilik ipini de göğüslemiş oluyor. Radyo programcısı Serdar Gökalp ile 1992 Eurovision temsilcimiz sanatçı Aylin Vatankoş’un değerlendirmeleri: “İçinde bulunduğumuz teknoloji çağı bunun en büyük sebebi. Her dönemin kendine özgü bir ifade biçimi var. Geçen sene ile bu sene arasında bile fark var. Kitlelerin müzik anlayışlarının değiştiğini görüyorum. Bunların hepsi farklı konjonktürler.” şeklinde oldu.

 

Geçmişe duyulan özlem duygusu kendini, kültürel etkinliklerde de göstermeye başladı. Her yılın Mayıs ayında büyük bir heyecanla gerçekleşmesi beklenen, sene boyu birincilik tahminlerinin yapılıp milli duygular içerisinde bestelerin yarıştığı Eurovision, birçok noktada eski tadını vermiyor örneğin. Yarışmayı halen takip eden birçok kişiye de “Ah nerede o eski Eurovision’lar, şarkılar” dedirttiği de olası. Çünkü platform kendi içerisinde büyük bir değişim halinde. Eurovision Şarkı Yarışması, 67 yıldır hayatımızda olan uluslararası bir müzik yarışması. Tam tanımı bu olsa da aslında Eurovision için, müziğin Avrupa Şampiyonası demek doğru olacaktır. Bu yıl geçtiğimiz yılın birincisi Ukrayna’nın yarışmaya ev sahipliği yapamayacak durumda olması nedeni ile ikinci olan Birleşik Krallık’ta yapılan Eurovision Şarkı Yarışması için sadece; müzik alt yapısının değişimi ya da ülkelerin katılımındaki gözle görülür azalma durumu göze çarpmıyor. Dünyada değişmekte olan müzik anlayışı ve sosyal medyanın bundaki baskın etkisi de belirleyici bir faktör oluyor. 2022 yılından bu yana sosyal medyaya endeksli şarkı ve performanslar tercih edilir oldu. Özellikle bu sene; parti müziği diyebileceğimiz elektronik soundlu parçalar yarıştı. Öyle ki bu durum, canlı müzik kullanımını severler için eleştiri de alır durumda. 

Peki bu müzik alt yapısındaki keskin dönüş nasıl yorumlanmalı? Artık hem bir şarkı hem de şov yarışmasına dönüşen Eurovision için, bilgisayar müziğinin ön plana çıkmasında sosyal medya ne kadar etkileyici? Katılımcı ülke sayısının geçmiş yıllara oranla düşüş yaşamasındaki tek etken, oylama sistemindeki belirgin komşuculuk siyaseti mi? Eurovision ile ilgili tartışma konusu olmaya neden olan tüm bu etkenleri, radyo programcısı Serdar Gökalp ile 1992 Eurovision temsilcimiz sanatçı Aylin Vatankoş Litros Sanat’a anlattı.

Eurovision’da mahallecilik yapılıyor

Serdar Gökalp (Radyo Programcısı): Eurovision ile ilgili mahallecilik yapıldığını düşünüyorum. Ki bunu sadece ben değil bütün dünya düşünüyor. Canlı söylenen performansa değil de bilgisayar müzikleri sistemine döndü yarışma. Bunun da sebebi, bu tarz şarkıların sosyal medyada ve dışarıda çok fazla tüketildiğini görmeleri oldu. Öyle olunca yarışma da buna evrildi. Eskinin müzik anlayışı ile şimdinin müzik anlayışı gençlerde değişti. Genç sanatçılar eskinin müzik anlayışını bilmedikleri ve öyle yetişmedikleri için günümüz müzik anlayışına uygun şarkılar yapıyorlar. Bir yarışmada hastalık vb. durum olmadığı sürece sanatçının canlı bir şekilde şarkısını söyleyip şovunu yapması lazım. Sahne yüzde 50 şarkı ise yüzde 50 de şovdur. Sertab Erener’i hatırlayalım; şarkısı çok güzeldi evet ama sahnesi, en az şarkısı kadar güzeldi.

Eski heyecanı yok

Bazı ülkelerin yarışmadan çekilmelerinin sebebi, oylamadaki mahallecilik durumu. İşi tam anlamıyla jüriye bıraksanız yani oylama olmasa, onda da bir şaibe ve muamma var. Eski Eurovision’lara bakıldığında daha şarkıyı dinlerken kaçıncı olacağı tahmin edilebiliyordu. Örneğin; benim canlı yayın kayıtlarımda da vardır. Sertab Erener’in şarkısını dinlediğim gün, bu şarkı birinci olur dedim. Diğer eserlerde de aynı şekilde tutan tahminlerim oldu. Ama yeni nesil şarkılar için böyle bir durum yok. Dinliyorsunuz… Size hiç hitap etmiyor da olabilir fakat birinci oluyor. Bu da işte biraz mahallecilikten kaynaklı oluyor. Belki ülkeler birazcık bundan şikayetçidir. E biraz tabii siyaseti, politikayı da dahil ettiler bu işin içerisine. Müzisyenler genellikle çok siyaset ve politika ile müzik içerisinde ilgilenmek istemiyorlar. Bana soracak olursanız; eskisi kadar katılım olmamasının başlı başına sebepleri bunlar. Ama tabii müzik de oylama sistemi kendi içerisinde başka bir maddeye ayrılıyor. Mahallecilik… Mahalleciliği ayırırsanız da siyaset ve politika çıkar. İzleyici katılımı anlamında da eski heyecan yok. Ülkemizde Eurovision’a yönelik eski heyecanın olmaması; katılmıyor oluşumuzdan kaynaklı. Katıldık ve yalan yok gözle görülür bir şekilde hakkımız yendi orada.

O zaman müzik anlayışı farklıydı

Sertab Erener şarkıyı ilk söylediğinde yüzde 30 oran ile bizim gönlümüzde birinciliği almıştı. Çünkü insanlar “Acaba İngilizce şarkıyı söyleyebilecek mi?” diye düşünüyorlardı. Çıktı ve söyledi… Şarkı güzel, tartışmanın lüzumu yok. Şebnem Paker’in şarkısı da güzel ama onun zamanında birçok güzel şarkı vardı. Yiğidi öldür, hakkını yeme. Dünya’da müzik anlayışı farklıydı. Şimdi o tarih ile bu tarih arasında nasıl fark varsa; geçen sene ile bu sene arasında bile fark var. Yayınlarımda eski şarkılardan da yeni şarkılardan da çalıyorum, katılımlara baktığımda kitlelerin müzik anlayışlarının değiştiğini görüyorum. Bunların hepsi farklı konjöktürler.

Her ülkenin bir şikayeti var

Eurovision, bir müzik yarışması ise şayet; oradaki ülke­nin dış siyaseti, hangi ülke ile arasının iyi ya da kötü olduğu oradaki insanları enterese etmemeli. Bu süreç bir futbol maçı gibi. İki savaş içerisindeki ülkenin bile dünya tarihinde bir fut­bol maçı yaptıklarını görmüşüzdür. Maçlarını yaparlar, kazanan olur ya da berabere kalınır vs. ve dağılır­lar. Bence müziğin de böyle olması lazımdı. Ama tabii Eurovision ile alakalı sadece ülkemizin değil her ülkenin bir şikayeti var. İnşallah ilerleyen tarihlerde, hakkın yerini bulacağı şekilde katılırız biz de.

Her dönemin kendine özgü bir ifade biçimi var

Aylin Vatankoş (Sanatçı): Artık günümüzde bilgisayar ağırlıklı müzikler daha çok ilgi görüyor. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağı da bunun en büyük sebebi bence. Ben buna karşı biri değilim, her dönemin kendine özgü bir ifade biçimi var. Haliyle; son yıllarda Eurovision Şarkı Yarışması’nda izlediğimiz şarkılarda bu müziği çok net algılıyoruz… Ama şahsi fikrim, Eurovision Şarkı Yarışması deyince aklıma orkestrasyonu olan, akılda kalıcı ve şarkıcının performansının önde olabileceği şarkılar geliyor. Uzun zamandır bu tarz şarkılarla karşılaşmadık diye düşünüyorum. Elbette ki izleyici açısından elektronik ağırlıklı yapılan müzikler geçerli not alacaktır… Haliyle tüm dünyada kültür ve sanat değişmekte.

Politik sebepler yüzünden de değişiklikler olabilir

Avrupa ülkeleri çok uzun yıllar bu yarışmaya katıldı… Belki de popülerliğini yitirmiş olabilir diye düşünülebilir… Yeni yaklaşımlar ve ülkeler ile tekrar bu popülerliği yakalama çabası olabilir… Ayrıca üzülerek söylüyorum ki politik sebepler yüzünden de bu değişiklikler olabilir diye düşünmüyor değilim.

Eurovision sahnesinde kalbim duracak gibiydi

Benim Eurovision’a katılmam büyük bir tesadüf eseri oldu. İlk olarak demo şarkıyı seslendirdiğimde kazanmak aklımın ucunda yoktu. O zaman konservatuvar öğrencisi, tecrübesiz biriydim. Şarkı finale kaldığı zaman Ankara’ya gitmek istemedim, çünkü bu çok büyük bir sorumluluktu. Fakat böyle bir şeyin mümkün olamayacağını öğrenince iş başa düştü. Ankara’da final gecesini gerçekleştireceğimiz gün Erzincan Depremi oldu ve yarışma naklen yayınlanamadı… Bir hafta sonra banttan yayınlandı ve halk jürisi tarafından tam not aldı… Böyle bir sonuç benim için inanılmazdı. Düşünsenize henüz öğrencisiniz ve böyle büyük bir sorumluluk alıp ülkenizi temsil edeceksiniz… Neyse ki grubumuz ve orkestra şefimiz sayesinde çok rahatladım. Elimizden gelen her şeyin en iyisini yapmak için çok çalıştık. Provalar çok rahatlattı. Yarışma günü sahneye çıktığımda kalbim duracak gibiydi… Müzik başladığı an sadece şarkıya konsantre oldum. Şarkıyı en iyi bir şekilde seslendirdiğimi düşünüyorum… Alkışlardan sonra bir oh çektim.

Eurovision Şarkı Yarışması 1956 yılından bu yana düzenleniyor. Bir tek Covid–19 pandemisinin yaşandığı 2020 yılında gerçekleşmeyen müzik yarışmasında bu zamana kadar en çok birincilik derecesi elde eden ülke, tam 7 birincilik ile İrlanda olmuştur. Yarışma Avrupa dışındaki ülkelerde de yoğun bir ilgi ile takip ediliyor. Bu ülkeler arasında; Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Brezilya, Çin Halk Cumhuriyeti, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Kanada, Kolombiya, Meksika, Mısır, Japonya, Surinam, Tayland, Tayvan, Ürdün ve Yeni Zelanda yer alıyor.

Önceki Yazı

Dünyadaki savaşları bilge edebiyatçılar durdururlar

Sonraki Yazı

Podcast dinleme kültürünü yeniden inşa ediyor

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan