Eyüp Sultan’da Oyuncağın Ruhuna Yolculuk

11 dakikada okunur

Şeref YUMURTACI

İstanbul’un en eski semtlerinden Eyüp Sultan’da oyuncağın tarihiyle beraber bugün oyuncak ruhunun hala diri tutulduğu Geleneksel Eyüp Oyuncakçısına, Eyüp Oyuncak Müzesi’ne bir yolculuğa çıkalım.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken diye başlayan masalları hepimiz dinlemişizdir çocukluğumuzda. Bu masallar tamamen hayal ürünü olan, bilinmeyen bir yerde ve zamanda geçen, dinleyicileri inandırmak iddiası bulunmayan nesirle söylenen kısa anlatı türüdür. İşte bir şeylerle vakit geçirmek istediğinizde hemen cep telefonuna sarılıp sanal oyunlarla vakit geçiriyor, çocuklarınız biraz sıkıştırdığında onu bu sanal dünyaya doğru itiyorsanız emin olun şimdi okuyacaklarınız size bu masallardan farklı gelmeyecektir. Çünkü bugün sizlerle İstanbul’un tarihi semtlerinden Eyüp Sultan’da, Peygamber Efendimizi Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra evinde misafir eden Eyüp Sultan Hazretleri’nin huzurunda oyuncakların ruhuna yolculuğa çıkacağız.

 

25 BİN YILLIK OYUNCAKLAR

Eskiden, benim gibi otuzlu yaşlarda olanların hayal meyal hatırladığı yaşı kırkın üzerinde olanlarımızın ise akıllarına geldikçe hala yüzlerinde tebessüm oluşturan ve birçok örneğinin hala Anadolu’nun farklı yerlerinde az da olsa görme imkânı bulabileceğimiz birbirinden güzel toprak, tahta, deri ve tenekeden yapılan çeşit çeşit suluboya ile süslenmiş oyuncaklar vardı. Aslına bakarsanız işte bu oyuncakların tarihi en az insanlık tarihi kadar eskidir. Arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen bugün Çek Cumhuriyeti’nin en büyük ikinci kenti olan Brno’da bulunan Moravian Museum’da sergilenen 25 bin yıl öncesinden kaldığı tahmin edilen pişmiş topraktan yapılan mamut ve M.Ö ikinci yüzyıla ait olduğu düşünülen, Mısır’da rastlanan topaç ve misketleri buna örnek olarak verebiliriz.

TARİHİ EYÜPSULTAN OYUNCAKLARI

Tarihini çok eski zamanlara dayandırdığımız bu doğal oyuncaklar çok yakın zamana kadar hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya devam ediyordu. Özellikle Osmanlı Devleti zamanında Payitaht’ta Eyüp Sultan semtinde bu oyuncakların ayrı bir yeri vardı. Evliya Çelebi 1635’li yıllarda kaleme aldığı Seyahatnamesinde Eyüp Sultan’dan bahsederken yüz kadar oyuncakçıdan ve yüz beş neferin varlığından söz etmiştir. Evliya Çelebi’nin abartmış olduğunu düşünsek bile Osmanlı usta – çırak ilişkisi içinde yarısı kadar oyuncak dükkânının bile Haliç gibi ticaret hayatının canlı olduğu bir bölgede bulunabilmesi için en az yüz yıllık bir geçmişinin olması gerektiğini söyleyebilirim. Bu sebeple biz Eyüp Oyuncakçılığı kültürünü İstanbul’un fethinden sonra Eyüp Sultan semtinin kurulduğu 1400’lü yılların sonu 1500’lü yılların başına kadar dayandırabiliriz.

 

NEREDE BU OYUNCAKÇILAR?

Eyüp Sultan Hazretleri’ni ziyarete gelen çocuklar kuşlara yem atarak merhamet duygusunu hisseder, burada aldıkları birbirinden güzel oyuncaklarla güzel anılar biriktirirlerdi. İşte bugün sizlerle yüzyıllarca çocukların mutlu anılar biriktirdiği Eyüp Sultan Oyuncakçılarını ziyaret edelim, o ruhu birlikte yaşayalım istedim. Acaba bu tarihi semtin neresindeydi oyuncakçılar çarşısı? Biraz araştırdıktan sonra bu çarşının sadece adının kaldığını öğrenmek beni çok üzdü. Eyüp Sultan’a ziyarete giden birçok kişinin dikkatini çeken daha çok dini ürünlerin satıldığı bir çarşı haline gelen bu mekân bir zamanlar birbirinden yetenekli oyuncak ustalarının çocukların gönlüne dokunduğu bir medeniyet merkeziydi. Şimdi o medeniyet merkezinde kalan tek bir oyuncakçının da teknolojik oyuncaklara yenik düştüğünü görünce üzüntüm bir kat daha arttı.
Biraz daha araştırınca İslambey Caddesi üzerinde Eyüp Sultan Oyuncakları Müzesi diye bir yer olduğunu duydum. Hiç vakit kaybetmeden hemen telefona sarıldım kendimi tanıttıktan sonra ziyaret etmek istediğimi söyledim. Ardından Geleneksel Eyüp Oyuncaklarına, daha doğrusu çocukluğuma doğru bir yolculuğa çıktım. Kapıyı çaldım. Müzenin işletmecisi Geleneksel Eyüp Sultan Oyuncaklarını bugün hala yaşatan güler yüzlü bir hanımefendi açtı kapıyı. Şennur Hanım, müzenin işletmecisi… Gerçekten çok ilgili, yaptığı bu mühim işin her anını yaşayarak anlatıyor oyuncakları. 2005 yılında eğitimini almış bu nadide mesleğin. Ülkemizdeki nadir Eyüp Oyuncakçılarından biri.  Bu güzel anlatımının tesiri ile belki de çocukluğuma gidip geliyorum.

BU KUMBARA BAŞKA…

Ağaç parçalarının içi oyularak yapılmış ve üzerine al ve yeşil boyalar sürülmüş sandallar, padişah kayıkları, şehzade oyuncakları, tahta kılıçlar, küçük küçük yapılmış beşik salıncakları, sandalyeler, masalar, eski saklama dolapları, kaynana zırıltıları, gelin dırıltıları, çocukluğumuzda oynadığımız tahta topaçlar, testi kumbaralar, düdüklü testiler hepsi birbirinden güzel… Hele o testi kumbaralar yok mu aldı götürdü beni. Bugün kilidi açılabilen, çocukların zaman zaman içinden para tırtıkladığı o modern kumbaralara hiç benzemiyor. Çocuğun istediği zaman açabileceği bir yapıya sahip değil. Harçlıklarını biriktirirken sabretmeyi öğrenen çocuk ancak küp dolduğunda küpü kırarak biriktirdiği paraya ulaşabiliyor.

En güzel yanı da burası sadece gezilecek bir yer olmaktan öte oyuncak atölyelerinin olduğu, çocukların bu eski oyuncakları kendilerinin yaptığı ve kendilerinin boyadığı tahtayla, toprakla vakit geçirdikleri yaşayan bir müze…
Bence kendinize bir güzellik yapıp bu teknolojik keşmekeşin arasından sıyrılıp çoluk çocuk ailecek bir gününüzü buraya ayırarak hoşça vakit geçirebilirsiniz.

OYUNCAKLARIN ATASI: ÇIN ÇIN ARABA

Şehzade Oyuncağı olarak bilinen Eyüp oyuncaklarından birisi Çın Çın Araba. Osmanlı şehzadelerinin göz bebeği… İlk dönem Eyüp Oyuncakları arasında yer alan Çın Çın Araba mekaniğin iyi bir şekilde kullanıldığı, renkli ve ses çıkaran bir oyuncak örneği olmakla beraber, günümüzde kullanılmakta olan birçok oyuncağın da atası sayılabilir.

SALTANAT KAYIĞI

Geleneksel Eyüp Oyuncakları arasında en çok dikkat çekenlerden biridir. Osmanlı Devleti zamanında padişahların Eyüp Sultan ilçesine gelmek için kullandığı dönemin en üst protokol aracı olan Saltanat Kayığının minyatür ve oyuncak halidir. Huş ağacından üretilmektedir. El ile orijinal haline benzer desenlerde ve farklı renklerde boyanmıştır.

Önceki Yazı

Hat Sanatının Gönüllü ‘Çelebi’si

Sonraki Yazı

Berlin Film Festivali’nde Adaylar Açıklandı

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş