Fabrik Kitap yeni bir yayıncılık hareketi

/
12 dakikada okunur

Pandemiden sonra yayıncılık dünyasında maddi krizin de etkisiyle birçok yayınevinin zorlandığını hatta yayıncılık faaliyetlerini noktalamak zorunda kaldıklarını gördük. Buna rağmen butik yayıncılık atılımları, yayınevlerinin stratejik dizi hamleleri, kültür hayatının etkinliği devam ediyor. Fabrik Kitap bu süreçte yayıncılık için yeni bir adım attı. Yol boyunca hareket sahaları belli olacak elbette. Sektöre kendince giriş yapan Fabrik Kitap’tan M. Burak Çelik ve Kadir Tepe ile yayımlama arzusunu, yayıncılığı ve yol haritalarını konuştuk.

 

Nereden çıktı bu yayınevi fikri? Eserlerinizi muhtelif yayınlardan okuyorduk zaten, böyle bir tercihin sebebi ne sizce?

Burak Çelik: Evet, bizim eserlerimiz yayınlarda yer buluyordu. Fakat sağlam metinler yazıp bir türlü yayımlatamayan şair ve yazarlar da çoktu çevremizde. Sık sık değindiğimiz meselelerden ötürü kendilerini gösteremiyorlar ve bir mecra ihtiyacı duyuyorlardı. Ruhsatsız Dergi’yle bunun süreli yayın ayağını oluşturmaya çalıştık. Dinozor diye tabir ettiğimiz kesime inat biz yalnızca metne baktık. Dergicilik bir cemiyet işidir. Bu cemiyeti yayınevi de kurarak devam ettirmek istedik. Zaten yıllardır aklımda olan bir eylemdi. Fabrik Kitap’la hayata geçirmiş oldum.

 Kadir Tepe: İlk Ruhsatsız Dergi’yi kurduk. Kendimize bir alan yarattık. Bu alanı yayıneviyle de genişletmek istedik. Ruhsatsız’da iyi eser üreten ama yer bulamayan insanlar yer buldu. Yayınevinde de iyi eser üreten ama yer bulamayan yazarlara yer açmak istedik. Çoğu kesimin kısıtlı bir alanı var, çekingenliği var ve bu da sınır oluşturmalarına neden oluyor. Biz bu sınırı silmek istedik. Edebiyat bir bencillik olmamalı. Sadece kendi metnini pazarlamak olmamalı. Etrafımıza da katkı sağlamak istedik.

Özel bir okur kitlesini mi hedefleyeceksiniz, ana akımdan uzak öncü bir yayıncılık anlayışı anlamına geliyor mu yayıncılığınız?

Burak Çelik: Her yayıncının isteği olabildiğince çok okura ulaşmaktır. Ama önceliğimiz yaptığımız işi anlayan ve kıymetini bilen belli bir kitleye ulaşmak önce tabii. İyi hazırlanmış kitaplarla kaliteli okura ulaşmak istiyoruz.

Kadir Tepe: Ben özellikle şiir editörü olarak, vasata ve klişeye karşı bir tepki yaratarak şiir alanında genel bir yayınevi çerçevesinden çıkıp Fabrik adını bu alanda duyurmak istiyorum. Ruhsatsız serisinde çoğu yayınevinin düştüğü klişe handikapına, isim odaklı yayıncılığa ve ahbap çavuş ilişkisine düşmeden yayıncılık yapmak istiyoruz. Bu da başta belli bir kitleye hitap ederek olacaktır.

Yayıncılık bitmek bilmeyen bir arzu

Fabrik Kitap kurucuları Roland Barthes’ın yazma arzusunun kökenine dair yaptığı tespitleri yaşayan bununla yetinmeyerek yayımlama arzusunu da deneyimleyen bir ekip, buna rağmen neden yayıncılık?

Burak Çelik: Bitmek bilmez bir arzu. Önceden de dergicilik ve yayıncılık yaptım. Her defasında bir daha yapmama kararı aldım ama bir hafta sonra arkadaşlarla yeni bir yayıncılık işi konuşurken buldum kendimi her defasında. Bir yazarın kitabını ham haliyle alıp yoğurmak, şekil vermek ve beğeniye sunmak gerçekten hayatta bulabileceğim çok az zevkten biri. Kendim yıllarca yazmasam da insanların yazdıklarını piyasaya çıkarmak bana yeter gibi geliyor.

Kadir Tepe: Bu bir zehir. Bir yere bağlı olmadan kendi işini yapmak da cabası. Şair aklı biraz da. Yoldaşlık meselesi olarak da bakıyorum. Yolun olması için yoldaş olması lazım. Burak abiden aldığım güçle bu yola girdim.

 

Tasarımın da bir şiir olduğunu düşünüyorum

Bir butik yayıncıyı, yaşadığı içten coşkuyla hemen ayırt edebiliriz, nedir bu coşkunun sebebi? Hangi eserleri bastınız bugüne kadar?

Burak Çelik: Yukarıda da bahsettiğim gibi bir çeviri eser ya da yerli eser bulup bu esere şekil verip piyasaya sunmak ve gelecek tepkileri beklemek çok heyecanlı. Kitabın iç tasarımından kapak tasarımına kadar her yerini tasarlamak ve yeni fikirler bulmaya çalışmak çok keyifli. Sürekli kitap basma coşkusuyla dolanıyorum evin içinde bile. Çevremdekilere sürekli basacağımız kitapları anlatıyorum. Şimdiye kadar dokuz kitap bastık. Sadık Yalsızuçanlar’dan Pir Sultan Abdal, Abdullah Enis Savaş’tan çizgi şiir Kalemler, Yasin Taçar’ın öykü kitabı Çatlaklar ve Kusurlar Sayesinde, Kadir Tepe’nin şiir kitabı Ayıp El İşaretleriyle Gösterilen Uzaklıklar, Şeyma Subaşı’ndan Soru Sormak Güzel Geliyor, Cüneyd Ensari’nin şiir kitabı Usturakesmez Sirkülasyon, Eray Sarıçam’ın eleştiri kitabı Mesuliyet Günlerinde Şiir, Semih Samyürek’in Türklerin Öteki Kaderi kitaplarını bastık. Bu ay dört kitap daha basılmayı bekliyor.

Kadir Tepe: Bir insanın çocuğu olacağı zaman bir ad koymak ister. Ben de bu olaya öyle bakıyorum. Sürekli bir yaratım coşkusu. Bu ay iki şiir, bir deneme ve bir öykü kitabıyla çıkacağız.

 Fabrik deyince bu şiir serisi akla gelmeli

 Bana göre butik yayıncılık, belli bir alan ya da alanlarda örneğin şiir, çevrecilik, mimari, avangard eserler, polisiye gibi yayıncılığa emek eder. Spesifik yayıncılık mı yapacaksınız nasıl bir yol haritanız var?

Burak Çelik: Kendimize belli bir sınır koymadık ama özellikle tasavvuf ve şiir alanında yetkin eserlere yer vermek istiyoruz.

Kadir Tepe: Ben özellik Ruhsatsız şiir serisini önemli bir yere getirmek istiyorum. Fabrik deyince bu şiir serisi akla gelmeli.

Şu an Türkiye’de bazı yayınevlerini dışarıda tutarsak çeşitli ama birbirine benzeyen kitaplar, riski en aza indirgemek için genel beğeniye hitap etme kaygısıyla, özensiz bir çeviri ve editörlüklerle hazırlanıyor. Bu anlamda Fabrik Kitap’ın hedefleri neler?

Burak Çelik: Biz editöryel anlamda gerçekten alanında iyi olduğunu düşündüğümüz arkadaşlarla çalışıyoruz. Mesela öyküye Kürşat Çelik, düşünce ve tasavvufa Yasin Taçar ve şiire Kadir’le ben bakıyoruz. Daha çeviri çıkarmadık ama hazırladığımız kitaplar var. Bu dosyalara da titizliğine güvendiğimiz çevirmen arkadaşlarla çalışıyoruz. İlk amacımız beğenilmek ya da tembel okura hitap etmek değil. Kaliteli eserleri en güzel şekilde hazırlayıp nitelikli okura sunmak. Kapak da ayrı bir sanat alanı ve bu alanda da Merve Yaylacık (Arketip Pa) ile çalışıyoruz ve tatmin edici sonuçlar alıyoruz.

Kadir Tepe: Eserin iyi olması dışında iç dizayn ve her alanında titizlikle çalışıyoruz. Tasarımın da bir şiir olduğunu düşünüyorum. Tüm dokümanlara dikkatle çalışıyoruz. Okura kusursuz ve tam bir eser sunmak istiyoruz. Ben de bir şair olarak yer yer müdahil olarak kitapları yayına hazırlıyorum.

Bütün hayatını, satmayacağını bile bile, kültürel yaşamımızı uzun vadede etkileyen çeşitli kitapları çevirmeye ve yayımlamaya adamış kişilerin varlığına da borçluyuz. Bu anlamda Fabrik Kitaphangi eserlere talip?

Burak Çelik: Biz gelip geçici, popülist eserler basmak istemiyoruz. Okurun karşısına çıkmaya hazır, olgun eserlere talibiz. Maddi ve manevi varlığımızı bunlara harcamak amacımız.

Kadir Tepe: Bir plan program dahilinde ilerlesek de sürpriz dosyalar kapımızı çalıyor. Yayıncılık işi bir bakıma sürprizdir. Bunları da değerlendirip zaman zaman da biz yazarlara giderek kaliteli metinler basmak istiyoruz.

 

Önceki Yazı

Bir dönem portresi: Yusuf ile Kenan

Sonraki Yazı

“Şiir garabetten uzak bir ülke”

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan