Fotoğrafçı kadraj ve ışık avcısıdır

/
22 dakikada okunur

Fotoğraf sanatçısı Saime Güler: “Fotoğrafçı aynı zamanda bir nesne ve ışık avcısıdır. Düşünün çok güzel bir ışık gördünüz onu kaçırmamak için gösterdiğiniz çaba, heyecan, hız anlatılmaz sadece yaşanır. Sabahın ışığını yakalamak için erken saatlerde kalkmak, kilometrelerce gidip hayalinizdeki kareyi çekmek fotoğraf sevdalısının işidir.”

Büyük Çamlıca Camii ve 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatları çocuğu gibi gözünün önünde büyüyen, özellikle Çanakkale Köprüsü fotoğraflarıyla tanınan ve fotoğraflardan biri köprünün açılış hatırası olarak madalyona basılan fotoğraf sanatçısı Saime Güler ile Çanakkale Lapseki’de o güzel kareyi çektiği noktada siz Litros Sanat okuyucuları için bir söyleşi gerçekleştirdik. Usta fotoğraf sanatçısı Cemil Şahin de bizim fotoğraflarımızı çekti.

Herkesin beğendiği güzel fotoğraflar çekiyorsunuz. Fotoğraf sanatçısı Cemil Şahin ile de iyi bir ikili oldunuz. Bu işe nasıl başladınız?

Sürekli aktif bir iş hayatının içinde oldum. Yoğun bir iş hayatının ardından boş kalamıyor insan. Bir şeyler yapmak istiyorsun. Kültür sanata dair bir ilgi duyuyordum. Resim yapmayı seviyordum. Bir arkadaşla konuşurken dedi ki: “Saime sosyal medyada güzel fotoğraflar paylaşan Cemil Şahin adında bir fotoğraf sanatçısı var. Camilerden, kubbelerden güzel fotoğraf  çekiyor.” Ben de merak ettim baktım. Gördüğüm fotoğraflar etkilemişti beni. Açıları farklı, çekilen yerler farklı. Kareleri daha detaylı incelemeye yorumlar yapmaya başladım. Meğerse ben bilmeden kareleri okumaya başlamışım. Bir gün fotoğrafların altına yorum yaparken “Üstadım güzel kareler ama siz bu fotoğrafları bir şiir ile paylaşsanız daha iyi olmaz mı?” diye yazmıştım. Hocanın hoşuna gitmiş. Yorumlarım da dikkatini çekmiş. Sonra bir kahve eşliğinde konuşmak için buluştuk. Ondan sonra hocanın çekimlerine eşlik etmeye başladım. O fotoğraf çekiyor ben onu izliyordum ama bende makine olmadığı için bir süre sonra sıkılmaya başladım. Hoca anlamış olmalı ki bana “Ya sana da bir makine alalım” dedi. 

Siz daha önceleri önceden fotoğraf çekiyor muydunuz?

Resme ilgim vardı ama fotoğraf çekmiyordum. Damadımın bir makinesi vardı. İlk zamanlarda onunla başladım. Sonradan yeni bir makine aldık. İnanın aldığım gün makineye dokunmaya kıyamadım. Korktum bir şey olacak diye. Hoca ‘Korkma bozulmaz makineyi tanı’ dedi. Öyle böyle derken bir baktım ben işin içindeydim.

Hocanızla iyi bir usta çırak ilişkinizin oluşmasının nedeni nedir?

Bilmiyorsunuz ve öğrenmek istiyorsunuz. İlk zamanlarda ben çektiğimi zannediyordum ama çekemiyormuşum. Görmeyi, bakmayı bilmek lazım. Açı çok önemli. Işığı bilmek de öyle. Bilmediğim her şeyi sordum. Hocayı izliyorum. Nereden hangi açıdan nasıl çekiyor diye.  Tekniği de öğrendim. Gece yattığımda kendi kendime gündüz öğrendiklerimi hatırlıyor ve kendi kendime tekrarlıyordum. Hatalarımı da görerek ben şunu, böyle yapmalıydım diyordum. 

Korkularımı fotoğraf çekerek aştım

İlk minareye çıkışınız nasıl oldu? 

İlk minareye çıktığım zaman ki anımı unutamıyorum. Fatih Camii. Hoca “Ben yukarı çıkacağım sen de çıkabilir misin?” dedi.  Çıkarım dedim ama bir yandan da korkuyorum. Hem yükseklik hem de kapalı alan korkum da var üstelik. Korku heyecan karışık hızlı hızlı çıkmaya başladık merdivenleri. İkinci şerefeye gelince ben fenalaştım. Ayağımla kapıyı yavaşça açtım nefes almam lazım çünkü bayılacağım. Ben derin bir nefes alırken karşımdaki manzara beni büyülemişti adeta. İyi ki çıkmışım. Yükseklik korkumu da yenmiş oldum. 

Görmek yetmez bakmayı bilmek lazım

Fotoğraf çekmek  size önce neyi öğretti?

Önce bakmakla görmek arasındaki farkı öğrendim. Gerçekten fotoğraf gözüyle görmek ayrı bir şey. Görmem gelişince yeteneğim olduğunu hocam da keşfetti. Tekniği, ışığı, açıyı bilince en önemlisi gönül de verince oluyor. 

Çok güzel anlatıyorsunuz. Fotoğraf çekmek size terapi gibi mi geliyor? 

Benim için fotoğraf o kadar güzel bir şey oldu ki. Fotoğraf çekerken vizörden baktığım zaman her şeyi unutuyorum.  Negatif olan ne varsa yok oluyor. Sadece fotoğrafını çektiğiniz yere ve ana odaklanıyorum. Bir de işin güzelliği şurada camilerle başladığım için o tarihin içinde olmak bambaşka bir duygu veriyor. Benim için güzel bir alan oldu. Çok güzel anılar yaşadık.  Çok güzel dostluklar edindik. Nereye gidersek gidelim insanların sevgisini kazandık.  Misafirperverliklerini gördük.  Fotoğraf çekmenin çok güzel yanları var. İnsanlarla sosyalleşiyorsun.  

Kendinizi bir an bir ışık avcısı gibi hissediyor musunuz?

Fotoğrafçı aynı zamanda bir nesne ve ışık avcısıdır. Düşünün çok güzel bir ışık gördünüz onu kaçırmamak için gösterdiğiniz çaba, heyecan, hız anlatılmaz sadece yaşanır. Sabahın ışığını yakalamak için erken saatlerde kalkmak, kilometrelerce gidip hayalinizdeki kareyi çekmek fotoğraf sevdalısının işidir. Akşamın gün batımı, gün batarken gökyüzünün rengarenk oluşu büyüler sizi. 

Fotoğrafçı aynı zamanda gezmeye, keşfetmeye başlıyor değil mi Saime hanım?

Bu işte ilerledikçe daha sonra güzel yerler keşfetmeye başlıyorsunuz. Fotoğrafçılığın sonu yok. Yeter ki azmin ve hırsın olsun. İyi bir fotoğrafçı ışığı takip edendir. Siz ışığı kovalayacaksınız. Işık size güzel renkler ve kadrajlar sunar.

Türk kadının başaramayacağı bir şey yoktur

Kadınlara da örnek olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Biz Türk kadınları güçlü insanlarız. Yapamayacağımız bir iş olduğuna inanmıyorum. Her işi yapabileceğimize inanıyorum. Kadınlarımıza da ben örnek olmak istiyorum ve şu çağrıyı yapıyorum. Hiç boş durmasınlar. Mutlaka yapabilecekleri başarabilecekleri bir iş vardır. 

Büyük Çamlıca Camii’nde de emekleriniz var. Oranın sizin için iyi bir tecrübe olduğunu söyleyebilir miyiz?

Çamlıca Camii için Metin Külünk’ün ağabeyi Ergin Külünk tarafından güzel bir fotoğraf ekibi kuruldu. Hocam Cemil Bey ile birlikte ekibin içinde olmakta büyük heyecan ve gurur verdi bana. Büyük Çamlıca Camii’nin tüm inşaat aşamalarını izledim. Her çekimde ayrı bir heyecan duyuyorsunuz. Çok farklı duygular bunlar. Büyük Çamlıca Camii benim için çocuklarımın gözümün önünde büyümesi gibi oldu. Hatta şöyle bir şey oluyor. Yıllar içinde çok benimsiyorsunuz. 6 yıl sürdü caminin inşaatı. Ben acemiliğimi orada attım ve ilk mimari çekimlerimi yine orada yaptım. Tam 6 yıl Çamlıca Camii için çok güzel hizmetlerde bulunduk. Çok güzelde dualar aldık.  

Camiyle ilgili bir anınız var mı?

Anı değil de bir hissiyatımı paylaşayım. İlk açılacağı gün artık sizin dışınızda çok sayıda insanın camiye gireceğini bilmek tuhaf bir duygu oluşturdu içimde. Sanki onu başkalarıyla paylaşacak ve onu başkalarına verecekmişim hissine kapıldım. Açıkçası kıskandım. 

Yapılan inşaatın bir cami olduğunu biliyorsunuz? Ne hissediyordunuz?

İnşaat bir cami inşaatı ama çağın mührü olacak olan bir camii olduğunu da biliyorsunuz. Sanki bir Süleymaniye yapılıyor ve siz onun içindesiniz. Zaman için de bir seyir halinde gibi hissettiğim anlar oldu. Tarihi camilerimizde de ben bu duyguyu çok yaşadım. Manevi bir atmosferin içindeymişsin gibi bir durum. Minare basamaklarından her adım attığınızda tarihin içinden yükseldiğinizi hissediyorsunuz. Şehre tarihten bakıyorsunuz. Ecdadımız bize harika bir miras bırakmış. Bizler fotoğraf sanatçısı olarak bu tarihi eserlerimizi çekerken ecdadımızın büyüklüğünü, sanatının derinliğini, zarafetini ve saygınlığını da çekiyoruz. Arşive fotoğraf belgesi koymaktan onur duyuyoruz. Burada ecdadımızı saygı duymakla birlikte şükranlarımızı iletiyoruz. Umarım ben de bir gün çektiğim fotoğraflardan ötürü benzer övgüleri alırım. Bir kadın fotoğraf sanatçısı olarak bu güzel eserler için yorulmaktan hiç çekinmedim. Hep koşarak ve büyük heyecanla önden gittim. Bundan sonra da ömrüm yettiğince, sağlığım el verdikçe önden gitmeye devam edeceğim. 

Çanakkale Köprüsü çağa vurulan mühürdür

Çanakkale ve 1915 Çanakkale Köprüsü ile ayrı güçlü bir bağınız var?

Bir şehit torunu olduğumdan olsa gerek temel atma törenini haberlerde görür görmez Çanakkale’ye gitmeyi çok istedim. Hatta hocama ısrar ettim. Bir baktım bir gün Çanakkale’deyiz. Köprüyü ilk gördüğümde heyecanlandım. İlk kareleri çekerken ellerim titredi. Benim için maneviyat dolu bir andı. Köprünün sadece iki ayağı, halatı ve ortasında sadece bir tabyası vardı. Diğer tabyalar daha yeni yeni konmaya başlamıştı. Bir yılı aşkındır çekiyoruz. Sürekli geldik gittik. 

Kar demedik, kış demedik, yaz demedik sürekli geldik. Bir yıl içinde iki üç tane ayakkabı eskittim. Ellerim dondu, deklanşöre basamaz hale geldim. Ben buraya gönülden bağlı kaldım. 

Aylarca geldiniz gittiniz köprü açıldığı gün ne hissettiniz?

Farklı bir hissiyat içindeydim. Çamlıca Camii’nde olduğu gibi köprünün açıldığı gün biraz kıskandım sanki. Bizim köprümüzden artık herkes geçecek mi demiştim kendi kendime. 

Bana köprülerin sultanı diyorlar

Aylarca Çanakkale’ye gidip geldiniz, köprü fotoğrafları çektiniz. O fotoğraflar çok beğenildi ve sizi gururlandıran bir ödüle sahip oldunuz. Neler hissediyorsunuz?

Benim aile ve arkadaş çevrem benim için ‘Fotoğrafların Sultanı’ dediler. Sosyal medyadan tanıyanlar ise ‘Köprülerin Sultanı’ dediler. Bu seviyeye gelmek için gerçekten çok emek verdim. İyi ki de vermişim. Emek ve gönül vermeden de olmuyor. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Ben gerçekten hiçbir zaman ustamın önüne atlamadım. Yani hiçbir zaman oldum demedim.  Ecdadımız da böyle yapmış. Ustasının önüne geçmemek için yaptığı bir işte küçük bir kusur bulundururmuş. Ne güzel değil mi? Bizler böyle büyüyen nesilleriz. Ustam Cemil Şahin ‘Camilerin Sultanı’ oldu. Ben ise ‘Köprülerin Sultanı’ oldum. Biz gönüllü olarak bir buçuk seneye yakın her hafta sonu çekimlerine gidip geldik. İlk zamanlarda en iyi açıyı bulabilmek için köprünün görüldüğü her yere ayak bastık. Kilometrelerce yürüdük. Dağa tırmandık. O fotoğraflar kolay elde edilmedi. Büyük bir foto belgesel yapmış olduk. Sonunda güzel şeyler oldu. 1915 Çanakkale Köprüsü yüzyılın en büyük projesi. Asrın sembolü. 21. Yüzyıla vurulmuş mühürlerin başında gelir. Ben Cumhurbaşkanımıza bu yaptığı hizmetlerden dolayı çok büyük bir minnettarlık duyuyorum. Asrın mührü Büyük Çamlıca Camii’si dedik. Asrın ikinci mührü ise 1915 Çanakkale Köprüsü’dür. 

Fotoğrafımın madalyona basılması çok anlamlı

Madalyona fotoğrafın basılma sürecinin anlatabilir misiniz?

1915 Çanakkale Köprüsü’nün madalyonunun yapılmasına karar verildikten sonra sertifikasını önce mimari çizim olarak tasarlamışlar. Cumhurbaşkanımıza arz edilince mimari çizim olmaz fotoğraf olsun talimatından sonra gece saat 11 gibi Darphane Genel Müdürü Yasir Şahin Bey’in araması ve “Bize bu konuda da yardımcı olursanız seviniriz.” demesinden sonra hemen fotoğraflardan kadraj olarak en iyisini bulup mail olarak gönderdim. Fotoğrafım beğeniliyor ve kabul görüyor. O fotoğrafımın madalyona basıldığını görmenin sevinç ve hazzını tarif etmem mümkün değil. Herkese nasip olmaz bu duygu. Benim mutluluğum aynı zamanda tüm kadınların mutluluğudur. Hocam Cemil Şahin’in mutluluğudur. Çocuklarımın, torunlarımın yıllarca anlatacakları bir anıdır. Gurur ve onur vesilesidir.

Az önce muhabbet ederken Cumhurbaşkanımızı Mimar Sinan’a benzettiniz? Bunu biraz açabilir miyiz?

Mimar Sinan o kadar güzel eserler bırakmış ki aradan yıllar geçmesine rağmen dualarla anıyoruz kendisini. Cumhurbaşkanımız da birbirinden değerli ve önemli eserler yapıyor. Her alanda yapıyor. Yaptığı tüm yatırımlar Cumhurbaşkanımızı tarihe altın harflerle yazdıracak.

Bütün masrafları kendimiz karşıladık

İstanbul’dan Çanakkale’ye gidip gelmenizde maddi destek olanlar oldu mu?

Bütün bu yaptıklarımızı biz kendi çabamızla ve kendi cebimizden yaptık. Kimseden destek almadık. Bu işin güzelliği de kendi imkanlarımızla yapıyor olmamız. Çocuklarıma ve torunlarıma çok güzel bir miras ve anılar bırakıyorum. Diyeceğim o ki tarihe not düştük.

Önceki Yazı

İslam dünyasını fotoğraflamaya Mekke’de başladım

Sonraki Yazı

Sai̇t Fai̇k, Oğuz Atay ve Seli̇m İleri̇

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye