Genç Hikâyeciye Yol İşaretleri – III

6 dakikada okunur

Başlangıçlar

Bir Alman deyimine göre bütün başlangıçlar zordur (“aller Anfang ist schwer”). Yemeğe başlamak isteriz, herkesin masaya gelmesini bekleriz; uyumak isteriz, yatak ritüelleri ve uykunun gelmesini bekleriz; bir yere gitmek isteriz, aracın gelmesini bekleriz; cenneti isteriz, sevaplarımızın çoğalmasını ve tabii ölümün gelmesini bekleriz; hikâye yazmak isteriz, ilhamın, zamanın, kurgunun, kelimelerin ama en önemlisi de başlangıç cümlesinin gökten bir haber gibi gelmesini bekleriz.

Hikâyenin ilk cümlesi, devamında gelecek olan metnin giriş kapısıdır. Oradan geçecek olan kişiye, içeride kendisini nelerin beklediğini haber verir. Saray kapısında misafirleri karşılayıp onlara hiçlik sunulamayacağı için her kapı, arkasındaki hazinenin yansıması olacaktır. Geriye doğru açılıp arkasındaki dünyayı gösterirken beklentiyi tam manasıyla karşılayacaktır. Hikâyeci, metnine en iyi kapıyı bulmakla yükümlüdür. Hatta dehasının büyük kısmını ona harcamalıdır ki bir büyü oluşturabilsin de gelen kişi, ona bakarak hayal ettiği dünyayı bulabilsin.

Hikâyeciye yol işaretleri belirlerken ona sakınılması gereken alanları işaret etmek, izlenebilecek en sağlıklı plan; bunu yapmayıp yürüyeceği güzergâhı oluşturmak ise hikâyecinin özgünlüğüne vurulacak en büyük darbe olur. İşte bu nedenle bir hikâyeciden beklemek istemediğim başlangıçları sıralayacağım:

  • Merak uyandırmayan, okuru peşinden sürüklemeyen bir başlangıçtan uzak durmalısın sevgili hikâyeci adayı. Bu çağın insanını heyecanlandırmanın zor olduğunu aklından çıkarma. Bir yazarda görmek isteyeceğin ilk cümleyi kendi okurundan esirgeme.
  • Yıl bildirimiyle başlama. Çünkü okurun zihninde canlanabilecek resim, senin oluşturmak istediğin resimle örtüşmeyebilir. Başka bir tehlike daha var bu seçimde. Bahsettiğin yılda, okurlarının bir kısmı henüz doğmamış olabilir.
  • Hava olaylarıyla hikâyeni açma. Yağmurun veya karın yağış, rüzgârın esiş şekli, hikâyenin merkezine hizmet etmeyecektir büyük olasılıkla.
  • Soyut kavramlardan ilk cümlede özellikle uzak durmalısın çünkü herkeste bu kavramların çağrışımları çok farklıdır. Okurunu, bulunması gereken yere çekememe tehlikeni kendi ellerinle hazırlama.
  • Uzun cümleler güzeldir ama dozunda ve yerinde. Başlangıç cümlesini uzunluktan koru.

 

Bitişler

Başka bir Alman deyimine göre son iyiyse her şey iyidir (“Ende gut, alles gut”). Bir hikâyecinin belli başlı sorumlulukları vardır okurlarına karşı. Hiçbir yerde kuralı ya da yazılı nüshası yoktur bu sorumlulukların ama iyi bir hikâyeci/hikâyeci adayı yazmaya başladığında peşinen onları da kabul etmiş olur.

Okuru, bilinmeyen bir dünyada yolculuğa çıkaran ve ona kendini çok göstermeden rehberlik yapan kişidir hikâyeci. Onu hiçliğin ortasında bırakma hakkı yoktur. Kapıyı açıp okurunu içeri davet edecek ve görülecek, gezilecek yerler bittikten sonra onu sağ salim kapıdan uğurlayacaktır ki bir gün yine yolunu bu büyülü dünyaya düşürebilsin okur. O hâlde bir hikâyeciden beklemek istemediğim bitişleri sıralamanın vaktidir:

  • Heyecandan uzak bir son tasarlama sevgili hikâyeci adayı. İlk cümlene nasıl emek verdiysen son da aynı emeği hak ediyor.
  • Öğüt/mesaj türünde cümlelere başvurmamak gerekir. Okurunun özgürlüğünü elinden almak istemezsin.
  • Örtülü bir sondan uzak durmalısın. Son derece net ve çarpıcı bir şekilde kapanmalı hikâyenin kapıları.
  • Herkesin aklına gelebilecek ilk -hatta üç- son alternatifini kullanmamalısın. İyi bir hikâyeci, başka son üretilemeyecek zannedilen yerde dümeni bilinmeyen sulara defalarca kırabilendir.

İyi bir hikâye, iyi bir başlangıç ve iyi bir bitiş arasındaki hazinedir.

Önceki Yazı

Yazmanın büyüsü!

Sonraki Yazı

Bacanağım Oscar, baldızım Cannes

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye