Gençlere Göre Geleceğin İkilemi De Aynı: Adalet mi Menfaat mi?

8 dakikada okunur

2021’in de sonuna geldik. Yüzyılın ortasına doğru hızla ilerliyoruz. Bir yandan akıl almaz teknolojik gelişmelere bakıp kim tutar sizi diyerek uçmalarını beklediğimiz yeni nesiller, öte yandan bu gelişmeler sayesinde en ücra köydeki haneye bile ışık hızıyla ulaşan karamsarlık. Karamsar K Kuşağı dünyayı varoluşsal bir tehdit olarak algılıyor. İşsizlik, ilişkilerdeki hakkaniyetsizlik, terör, savaş, şiddet, göç, ekonomik problemler ve insanın insana reva gördükleri. Sosyal medya sayesinde dünyanın dört bir yanındaki acıları kendi yaşamış gibi deneyimleme imkanı. Bütün imkansızlıklara rağmen “dünya fırsatlarla dolu” diyerek yola çıkabilen önceki nesillerin aksine, hayal kuramıyorum, ileriyi göremiyorum diyen gençler hiç de az değil.

Gündelik yaşam farklılaşmasında milat internetse, ondan önceki ve sonraki hayatın hiçbir şekilde aynı olamayacağını bilmemiz lazım. Fakat bu, kolaycı kuşak tasniflerinin meseleyi çözdüğü anlamına gelmemeli. X, Y, Z’den önce de küme şeklinde algılama çabaları vardı, 1927-1945 “Sessiz Kuşak”, 1946-1964 “Baby Boomers” sonra Çiçek Çocuklar denilen 68 Kuşağı ve daha niceleri. Belli eğilimlerde ortaklaşma söz konusu olsa da insanları kutulara doldurup tek tip etiketler yapıştırmak yeterince açıklayıcı olmuyor.

Daha önceleri en az onbeş yılda farklı bir neslin geldiği düşünülürken, şimdi her doğan çocuk yeni bir nesil neredeyse. Zamanla mekanla kayıtlı olmayan temel değerler nasıl aktarılabilir? Gençlere sürekli başöğretmenlik yapmak, kendi zamanının düşünme hızını, davranış biçimini, alışkanlıklarını dayatmak çok yersiz. Başka bir gündelik akıştayız artık. Bedensel emeğin önemini kaybettiği bir zamanda çalışkanlığın tanımı değişti mesela. Kuşaklar arasındaki iletişimi doğallığa, kendiliğinden oluşan ahenge bırakmak en iyisi. Yeni çağın iş ve meslek dünyasına, teknolojik ilerleyişine geç kalmanın getirdiği acele ile, zamanı, yeterince sindiremeden yaralı bir bilinçle idrak ediyoruz. Hala doktor mühendis ve avukatlık gibi temel meslekler dışındaki hiçbir eğitime ve mesleğe değer vermeyen yetişkinler ordusu var.

Bizim kuşağımızın soyut dünyayı kurtarma fikri, gençlerde daha sağlam sahici hedeflere dönüştü. Daha bireyselleşmiş olan nesiller, düşünsel ve siyasi mahalleler arasındaki geçişkenliğin artacağını, keskin ayrımların ortadan kalkacağını düşünüyor. Kendi uzmanlık alanlarında sözlerinin geçmesi, dikkate alınmak, hızla değişen teknolojik dinamikleri yakalayabilmek, açta açıkta kalmamak gibi beklentileri var. Bilim ve teknolojinin yanı sıra tarıma da yatırım yapılmasını, doğaya duyarlı bir toplum oluşmasını istiyorlar. Partizanlığın komşuları ve arkadaşları birbirine düşman etmesi onları korkutuyor. Madem dünyayı kurtaramayacağım, o halde tek başıma elimden geldiğince bilinçli bir hayat sürmeye çabalarım. Yürüdüğüm yolu güzelleştirmeye, an’a odaklanmaya çalışırım, çünkü elimde bir tek o var fikrindeler. Yüz yıl öncesinde bile olmayan sığlıkta yürütülen din siyaset milliyet hakkındaki sonu gelmez tartışmaları çürüme olarak görüyorlar. Birçoğu çevreyle dengeyi bozmayan bir hayata, kültür ve belleğin korunmasına, sanat ve edebiyat ortamlarının gündelik yaşamla entegrasyonuna vurgu yapıyor. Geleceğin dünyasında ayrımcılık kayırmacılık eşitsizlik adaletsizlik partizanlık ve cemaatçiliğin yeri olmadığını düşünüyorlar. Bu noktada görüyoruz ki gençlere verilen desteklerin bir santimi bile boşa gitmiyor ve hayata bağlanmalarında büyük destek. Nefret söylemleri yüzünden duyarsızlaşan, topluma inancını güvenini kaybeden içe kapanık gençler hiç de az değil. Fikirlerin ideolojilerin hatta dinin bile moda olarak yaşandığını düşünen bir öğretmen adayı, çocukları sahici bir inanca ve yaşama hazırlamak istiyor. Astronomi ve Uzay Bilimlerine daha çok değer verilmesini, yatırım yapılmasını isteyenler var.  Geleceği öngören Rabia’ya göre Mars’ın yüzeyine ekin eksek de, yapay zekaların inşa ettiği gökdelenlerde otursak da 2050’de bizi aynı varoluşsal gerçeklik beklemekte; aşk ve ayrılık, doğum ve ölüm.

Işıklı bir gelecek için sağlam amaçlara sahip olmak şart. Neden yaşıyorum sorusunun cevabını bulan genç, sağlam bir geleceğin inşasına başlamış olur. Fakat her şey hazır lokma ya diyor Rabia, “istiyoruz ki amacımızın ne olması gerektiğini de biri çıkıp söylesin.” Belli ki gelecekte de amacı bir ikilem belirleyecek: adalet mi menfaat mi.

Önceki Yazı

Gül Bir Yelpazedir

Sonraki Yazı

Sinema 2021’i Nasıl Geride Bıraktı?

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye