Hacı Bayram Velî ve Akşemseddin Yılı

5 dakikada okunur

2021 senesini Yûnus Emre, 2022’yi ise Süleyman Çelebi yılı olarak idrak ettik. Bu iki mübarek şair ve mutasavvıfın, bir ödev olarak kültür hayatımıza dahil edilmesi -eksiklere rağmen- bizlere şüphe yok ki emsalsiz bir renk ve şevk getirdi. Bu süre zarfında birçok yeni yazma da tespit edildi: Yûnus Divanı ve Süleyman Çelebi Külliyatı -tartışmalı noktalarıyla- genişletildi. Tarihsel alana dair de yeni bilgi ve belgeler paylaşıldı. İki isme dair tespitler, kıstırıldıkları salt kültür alanından adeta kurtarıldı ve 13. yy ile Fetret Devri bağlamı etrafında ‘kültür politik’ bir zemine doğru yaklaştırıldı ki bana göre en önemlisi de buydu. Nihayetinde Moğol İstilasını anlamadan Yûnus’u, Ankara Savaşı çöküntüsünü bilmeden de Süleyman Dede’yi tanımamızın mümkün olmadığını öğrendik. Neden? Çünkü elbette Muhammedî duruş aksiyonerdir.

Şimdi 2023’e yaklaşıyoruz. Tarih ve geleneğimizi anma/anlama noktasındaki ısrarımızın -biyografiler üzerinden- devam etmesi gerektiği kanaatindeyim. İstanbul’un Fethi’nin 570. yılında, en doğru karar, Akşemseddin ile mürşidi Hacı Bayram Velî’yi kültür gündemimize ısrarlı bir şekilde almak olacaktır. Yani bu bir naçizane tavsiyedir. 2023, bana göre, Bayramîlerin pîri Hacı Bayram Velî ile talebesi ve yolunun emanetçisi Akşemseddin yılı olmalıdır. Böylelikle tarihimizin bu büyük fethini müyesser kılan manevî veche çok daha iyi anlaşılacak, Hacı Bayram ile Akşemşeddin’in -su üzerinde durmalarına rağmen pek kimsenin dikkat etmediği- eserleri hakettikleri ilgiyi belki de bulacaktır.

Hacı Bayram Velî, mâlum, Somuncu Baba olarak bilinen Hamid-i Velî’nin mürididir. Ankara’da mı, Kayseri’de mi yoksa Bursa’da mı tanıştıkları meselesi karanlıktadır. Fakat kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki intisabı Bursa’dan sonra gittikleri Adana’da olmuştur. Ankara Savaşı’nın (1402) bir evvelinde Somuncu Baba Bursa’yı -efsaneye göre kimliği açığa çıktığı için- terk etmiş, bu sırada Bursa’da müderrislik yapan ve Yıldırım Bayezid’ın Bey Sarayı’nda da vazifeleri olan Hacı Bayram peşinden gitmiştir. Bir bayram günü intisap ettiği için Numan olan adı Bayram olmuştur. Hac vazifelerini yerine getirdikten sonra Hamid-i Velî Aksaray’a (ya da Malatya’ya), Hacı Bayram ise Ankara’ya yerleşmiştir.

Bayramîlik, Akşemseddin’in başta olduğu bir koldan Üftade ve Aziz Mahmud Hüdâyî üzerinden Sultan Ahmed’in de teveccühüne mazhar olan Celvetîlik’i doğurmuş, diğer taraftan ise Bıçakçı Ömer Dede’nin silsilesi ile üçüncü devre Melamîlik’in kaynağı olmuştur. Bu kaynaktan İdrîs-i Muhtefîler, Osman Kemalîler, Pir Ali Aksarayîler, İsmâil Ma’şûkîler -manevi olarak- doğmuştur. Osmanlı tarihi bana göre Bayramî denizi anlaşılmadan çözülemez. Sadece iç işler değil, haricî meseleler de çözülemez. Dikkat: Bayramîlik denizinin şelalesi olan Somuncu Baba’nın, Şah İsmail ile aynı ocakta, Erdebil ocağında yetiştiğini söylesem, ne dersiniz? Ne diyordu üstadımız H. Necdet İşli. Arzdır.

Önceki Yazı

“Doğaçlama müzik” üzerine bir deneme – 4

Sonraki Yazı

Ömrü eve giden yolda geçenlere ve uyurken bir ev düşleyenlere 

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye