“Hayvan Hakları” Meselesi

5 dakikada okunur

“Hayvan hakları” tabirine itiraz edenlerin gerekçelerine kısmen katılıyorum. Lakin bunu bir zuhûl olarak düşünelim. İsim tabii ki önemlidir ama aslolan müsemmadır. Bu yüzden, bu söz grubunu tırnak içinde kullanıyorum.
Öncelikle bir yaramı ifade etmeliyim: Ne yazık ki, Allah’ın can bağışlamaya değer bulduğu her varlığa hürmet, merhamet ve siyanet etmemiz gerekirken, bilhassa Müslümanlık kaliteleri bakımından iddialı pek çok kişinin bile bu konuda yetirince duyarlı olmadığı bir gerçek. Bu yakıcı gerçeği, sokak hayvanlarına ilgimin arttığı bu günlerde daha net görebiliyorum. Geçenlerde sosyal medyada, “Allah aşkına, sokaktaki canlara iyi davranan bir kurum var mı, söyleyin de gözüm açık gitmesin” gibisinden bir şey paylaştım. Bunun üzerine, fotoğraf, video vb. belgelerle birçok güzel örnek paylaştı dostlar. Çok sevindim. Bir belediyemiz mesela, sokak hayvanları için gezici bir tedavi ünitesi üretmiş, sokaklarda dolaştırıyor. Bazılarının barınakları harikulade. Kapalı alanlar geniş, veterinerler yetkin ve duyarlı, görevliler müşfik, merhametli. Ama ne yazık ki bunlar sınırlı denilebilecek ölçüde örnekler.
Yaşar Kemal, “bu memlekette kadın, çocuk, ağaç ve sokak hayvanı olmayacaksın!” demişti.
İlk bakışta bedbin ve aşırı olumsuz görünen bu yargının, hele altmışlı, yetmişli, seksenli yıllarda ne kadar doğru olduğu açık. Şimdilerde sokak canlarına ilişkin duyarlık hayli gelişti. Gönüllüler, dernekler, vakıflar ve yerel yönetimler daha duyarlı hale geldi.
Yeni çıkan yasa ile de, canlar, nihayet “mal” olarak nitelenmekten çıkıp, “can” olarak vasfedildi ve cezai müeyyideler de o oranda artırıldı. Ama yasanın bazı eksik yanları olduğu kesin. İnşallah tekemmül ettirilir. Onaydan önce gönüllüler feryad ettiler, bu feryatlar umarım dinlenilir.
Hz. Harakanî, Kars’ın fethinden önce, dergâh açarak dervişanını çağırıp, onlara, “buraya gelene ekmeğini suyunu verin, sakın dinini, inancını sormayın. Allah’ın can bağışlamaya değer bulduğu her varlık, bizim soframızda rızıklanmaya layıktır” demişti.
Bu vahdet ahlakına bugün daha çok ihtiyacımız var.
Yoksullara, evsizlere, yetimlere, kimsesizlere ve sokakta yaşayan hayvanlara merhametli olmak, rızkımızı onlarla paylaşmak, insanlığımızın gereğidir. Bu şuurun yaygınlaşması gerekiyor. Kurumsal düzeyde de, şehrin insanlar dışındaki sâkinlerine de ilgili ve duyarlı olmak, onları beslemek, hastalandıklarında iyileştirmek, onlara temiz, ferah barınaklar sağlamak görevimiz olmalı.
Hayvanlar için onlarca vakıf kurmuş bir ecdadın vârisleri olarak, bize düşen çok ödev var. Sokak canlarına değil zarar vermek, onların da bizim gibi can taşıdığı şuuruyla yardım etmek, şefkatle muamelede bulunmak, sevmek, doyurmak durumundayız. Bunu çocuklarımıza da bilhassa aşılamamız gerekiyor. Ağaca, ormana, kurda kuşa dostluktan söz ediyordu Fethi Gemuhluoğlu. O’nun Dostluk Üzerine sohbetini hatırlamanın vaktidir… Bu dünyayı, Rabbimiz bütün canlara tahsis etmiştir, bunu asla unutmayalım.

Önceki Yazı

14. Sayı Halil İnalcık Kitaplığı

Sonraki Yazı

The Turk Bekleniyor

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.