Kültür sanatın sezonu olur mu?

30 dakikada okunur

“Kültür sanatın sezonu olur mu, olmalı mı? Bu, ülkemizde doğru algılanan ve uygulanan bir tanım mı? Peki bu tanımın dünyadaki karşılığı ne? Sezon anlayışı büyük şehirlerden farklı olarak küçük şehirlerde nasıl işler?” Tüm bu soruların cevabını Uniq İstanbul Genel Müdürü Serhan Coşkun, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, Atatürk Kültür Merkezi Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı, kültür sanat gazetecisi Gülcan Tezcan ve Beyoğlu Belediyesi Kültür Müdürü Yasir Ahıskalı ile yaptığımız sohbetimizde aradık.

Tiyatro izlemek, konsere gitmek, bir sergiyi gezmek, merak ettiğimiz bir film için sinema bileti almak, kısacası bir kültür sanat etkinliğine dahil olmak, deneyimlemek… İçeriği veya beklentimiz farklılık gösterse de herhangi bir kültür sanat aktivitesi biz insanlar için özellikle günümüz dünyasında bir ihtiyaç niteliği kazanmış durumda. İçinde bulunduğumuz sosyal ve psikolojik duruma göre yılın herhangi bir ayında veya gününde buna ihtiyaç duyabiliyor, farklı bir deneyime dahil olmak istiyoruz. Hal böyleyken özellikle son yıllarda daha da kavramlamış durumda olan ‘kültür sanat sezonu’ insanların kültür sanat ve sosyal yaşam ihtiyacını yeniden tanımlar durumda. Hakikaten bu ihtiyaçların sezonu olur mu? O zaman neden kültür sanatın sezonu var? Varsa da bunun ölçütleri ve gerekçeleri ne olmalı? Çok uzatmadan tüm bunları Litros Sanat’ın yeni sayısı için Uniq İstanbul Genel Müdürü Serhan Coşkun, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, Atatürk Kültür Merkezi Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı, kültür sanat gazetecisi Gülcan Tezcan ve Beyoğlu Belediyesi Kültür Müdürü Yasir Ahıskalı ile konuştuk. Kimi kültür sanatın sezonu olur derken kimi de olmaz dedi. Kimisi de bu sezon tanımın mecburen olması gerektiğine dikkat çekti…

Kültür sanat aslında en yıpratıcı sektörlerden biri

Sizce kültür sanatın sezonu olur mu? Kültür sanat sezonu tanımı doğru veya doğru algılanan bir tanım mı?

Serhan Coşkun: Öncelikle sanatın sürekliliğinden yana olduğumu söylemek isterim. Ancak kamu kuruluşları eliyle yürütülen kapalı mekân etkinlikleri için bir kültür sanat sezonundan bahsedilebilir. Uzun yıllardır sürdürülen bu uygulamada her yılın ekim – mayıs aralığı kültür sanat sezonu olarak belirlenmiş görülmekte. İlk bakışta ‘kültür sanat sezonu’ söylemi kulağa pek hoş gelmemekle birlikte, uzun yıllardır sürdürülmesinin nedenleri neler olabilir? Bu soru üzerinde fikir yürütürsek cevaba yaklaşabiliriz belki. Öncelikle bilinenin aksine kültür sanatın en yıpratıcı sektörlerden biri olduğunu düşünmekteyim. Ciddi bir organizasyon, hassasiyet ve konsantre gerektiren sektör çalışanlarının belli aralıkta dinlenebilmesi, teknik donanımın, mekanların gözden geçirilmesi, planlama süreci için çalışma zamanı ayrılması sanırım bir mecburiyet. Yaz aylarında mekânlarda gerçekleştirilen programların ‘sekteye uğradığı’ dönemde açık alanlarda kültür sanat faaliyetleri devam ediyor bir yönüyle. Kültür sanat sezonu kavramı bu açıdan bakıldığında kapalı mekân ve açık alan etkinliklerinin birbirinden kalın bir çizgiyle ayrılması olarak görülebilir öyleyse. Mevsim koşulları ve eğitim takviminin de bu ayrımda rolü olduğu düşünülebilir.

Derya Bigalı: Bence kültür, sanatın sezonu olmaz. Kültür sanat kesintisiz devam eden bir şeydir. Ama eğer etkinliklerin zamanları anlamında soruyorsanız, tabii ki etkinliklerin belli tarihleri vardır ve sanatseverler ilgilerine göre bunları takip ederler. Örneğin festivaller, bienaller gibi uluslararası çapta büyük etkinliklerin yıllar içinde oluşturdukları alışkanlıklar belki sezon gibi algılanabilir. Açıkhava etkinlikleri yazın daha çok planlanır. Sonbaharda şehre dönüşle birlikte doğal olarak etkinlikler de artar. Bu aslında sezondan ziyade farklı etkinliklerin farklı tarihlere yayılması ve izleyicide bir algı yaratmasından dolayıdır. Bugün İstanbul dünyanın en önemli sanat şehirlerinden biri ve her yıl binlerce etkinlik gerçekleştiriliyor. Yurt dışından da bu etkinliklere katılmak için sanatseverler geliyor.

Remzi Buharalı: Kültür sanatın sezonu elbette olur. Bu birçok meslek alanında, ürün tanıtımı, kurum tanıtımı adına ortaya atılmış bir tanıtım ifadesidir. Çünkü yıl içerisinde yapılan sezonluk çalışmaların hemen hemen her türlü meslek grubunda, sporda, moda dünyasında olduğunu görüyoruz. Tüm bu çalışmalar insanların yaşam içerisinde ihtiyaç duydukları farklılıklara, çeşitliliklere ve beklentilere cevap niteliğindedir. Dolayısıyla sanat tarafında da bunun uygulanabildiğini ve uygulanabileceğini, planların sezonluk olarak yapılabileceği konusunu ben de doğru buluyorum. Tabii bu noktada şehirlerin ve o şehirde yaşayan insanların kendi içerisindeki ayrımları, beklentileri de bu sezon tanımına farklı bir boyut kazandırıyor.

Gülcan Tezcan: Olmaz! Yemek yemenin, su içmenin, nefes almanın mevsimi olmadığı gibi kültür, sanatın da sezonu olmamalı bana kalırsa. Bunu zorunlu kılan en çok da kapitalizmin dayattığı tatil kültürü. Hayatı ve mevsimleri kompartımanlara ayırarak kış döneminde sinema, tiyatro, kapalı alanda icra edilebilecek işler yazın da müzik ve konser, yazlık sinema gibi sanatsal etkinlikler sanat alıcısına sunuluyor. Oysa sanat eseri üretildiği andan itibaren alıcı ile buluşabilmeli. Ama kapitalizm hazretleri kışın çalış, yazın gez, tatil yap, dinlen diye hayatımızı ve gündemimizi belirlediği için bizler de gönüllü olarak bu ayrımı kabulleniyoruz. Yine de her disiplin kendi içinde bu ‘sezon’ meselesini çözümleyecek formüller üretiyor. Tiyatrolar yaz aylarında turneler yapıyor, sinema sektörü setlere yöneliyor. Artık Anadolu’nun pek çok şehrinde bienaller, sergiler yapılıyor yıl boyu. Talep oldukça dayatılan bu ‘sezon’ meselesinde de kırılma yaşanıyor.

Yasir Ahıskalı: Kültür sanat bir ‘yaşama’ biçimi. İnsanı, tarihi, coğrafyayı, eşyayı, tabiatı, olan biteni ve düşünceyi okuma birikimidir. Tüm disiplinleriyle hayatın tamamına egemendir. Bu sebeple genel anlamda kültür sanat sezonu ifadesini kategorik olarak çok doğru bulmuyorum. Kültür ve sanatın yığılarak ilerleyen bir kavram olduğunu da düşündüğümüzde sezon, dönem vb. zamansal kısıtlamaların çok da yerinde olmadığını düşünüyorum. Ancak kültür sanat etkinlikleri üreten kamu ve özel kültür kurumları nezdinde böyle bir sezon kavramı sistematik hale getirilmiş durumda. Bu da anlaşılabilir bir yaklaşım olabilir elbette.

Her şehir kendi kültürel yapısını izleyiciye sunuyor

Peki ‘kültür sanat sezonu’ kavramının Anadolu bölgesindeki bir şehir ile bir metropol şehrindeki karşılığı aynı veya benzer mi? Olması mümkün olabilir mi?

Serhan Coşkun: Güncel istatistik verilerle daha net cevap verilecek bir soru bu. Genel bir ayrım yapmak gerekirse kültür sanat mekânı olmayan ya da sınırlı sayıda olan şehirler, daha ziyade açık alan / yaz programlarıyla öne çıkmaktadır. Bu yönüyle çoğu şehir çeşitli festivallerle bir ‘şenlik’ havasında yaz dönemini geçirmektedir. Bahsi geçen kültür sanat sezonunu takipçilerdeki algısı yönüyle değerlendirirsek kültür sanat mekanları olmayan şehirlerde ‘yaz’, büyük şehirlerde ise ekim – haziran dönemi ön plana çıkacaktır.

Derya Bigalı: Anadolu’daki şehirlerde büyük metropollerdeki etkinlikler kadar olması maalesef mümkün değil. Bu sadece talepten değil aynı zamanda yatırımdan da kaynaklanıyor. Her bölgeyi ve şehri ayrı değerlendirmek gerekir. Mesela sahil şehirlerinde yaz dönemi turizmin de etkisiyle kışa göre çok daha fazla etkinlik yapıldığını görüyoruz. Arkeolojik alanları bulunan şehirler mevsime göre daha çok ziyaret edilebiliyor. Kültürün lokal çalışmalarla da arttırıldığı bienallerin organize edildiği şehirlerde ise o dönem çok daha fazla izleyici o şehre gidiyor. Her şehir kendi kültürel yapısını izleyiciye sunuyor.

Remzi Buharalı: Her ülkenin coğrafyası kendi içinde de yaşam modelleri oluşturuyor. Bu yaşam ve demografik modelin oluşmasında da elbette ülkeyi yöneten kesimin, yerel yönetimlerin, özellikle de eğitim politikaları etkili. Özellikle kültür ve sanat alanında İstanbul, Ankara ve İzmir yoğun olarak sanatın birçok dalında farklı çalışmaları ortaya koyuyor. Ve bu noktada Anadolu bölgesindeki birçok şehir Ankara ve İstanbul İzmir’de yapılan çalışmaları örnek alarak kendi şehirlerine adapte etmeye çalışıyor. Ama halen bu üç şehirde yapılan çalışmaların diğer Anadolu illerinin önüne geçmesinin mümkün olamadığını görüyoruz. Nüfus konusundan dolayı bu çok normal. Tabii Anadolu’da sanatın tüm alanlarının yayılması, o bölgede yaşayan insanların sanatla buluşturulması da son derece önemli. Öte yandan yine de Anadolu bölgelerinde özellikle Mersin’de Samsun’da ve birçok şehrimizde kültür ve sanat faaliyetlerinin yoğunlaştığını görüyoruz. Bu yoğunlaşmanın diğer illerimizde de artarak ilerlemesini bekliyoruz. Bunun için sadece büyük şehirlerimizde değil, Anadolu şehirlerimizde de kurumlar, sezonluk programlarını yapıyorlar. Bu sezon periyodu da sonbaharla başlayıp yaz aylarının başında sona eren sezonlar olarak göze çarpıyor. Bazı çalışmalar da vardır ki açık hava etkinlikleri olarak da yaz sezonunun kaçınılmaz etkinlikleri oluyor. Yılın belli dönemlerini periyotlara bölmenin sezon olarak algılanması ve bunu bir sezon programı olarak yansıtmaları da son derece doğal.

Gülcan Tezcan: Anadolu ve metropol şehirleri anlamında bir fark olduğunu düşünmüyorum. Kayseri’de de yaşasanız, Erzurum’da da kamusal kültür kurumları mayısta sezonu kapatıyor. Dediğim gibi özel tiyatrolar farklı şehirlere turne yapıyor. Çeşitli organizasyon firmaları yaz konserlerini talep oluşan illere taşıyor. Bu anlamda meseleye popüler kültür ve sanat olarak bakarsak belki daha doğru cevabı bulabiliriz. Öte yandan kamuya bağlı kültür kurumları ve yerel yönetimler ile özel vakıf ve sanat kurumları genellikle eş zamanlı olarak Eylül ayından itibaren yeni kültür sanat sezonlarını açıyor. Özellikle İstanbul’da aynı anda onlarca etkinlik, sergi, konser, festival, tiyatro, bienal vb. kültür etkinleri gerçekleşiyor. Bu bir bakıma ciddi bir zenginlik ve sanat üreten için de alıcısı için de demokratik bir ortam olduğunun göstergesi. Önünüzde a’dan z’ye çok geniş bir yelpaze var. Elbette bu zenginlik ve çeşitlilik içinde çok nitelikli işler olduğu gibi aşırı politize ya da çer çöp sayılabilecek üretimler de var. Bunun ayırdını yapmak ve kaliteli işlerin peşine düşmek de kültür sanat alıcısına düşüyor. Tabi bir de biz kültür sanat gazetecilerine.

Yasir Ahıskalı: Kültür ve sanatın etki gücü açısından bakmak lazım bu sorunuza.  Geniş bir tesir kabiliyeti olan iki güçlü kavramdan söz ediyoruz. Metropol, taşra, Anadolu vb. mekânsal farklılıklar kültür ve sanatın etki gücünü ölçmede doğru bir yaklaşım olmaz. Bugün gelişen imkanlar, sosyal medya gücü, aktif iletişim imkanları sayesinde kültür sanat etkinliklerinin aynı etki hızıyla tüm bir sahaya eş zamanlı olarak tesir ettiğini görüyoruz. Bu müthiş bir etkileşim. İster popüler ister geleneksel kültür unsuru olsun mühim olan aynı etkinin hızla yayılması. Kanaatimce asıl olan bu.

Hayatın genel akışında sanat sezonsal olarak durmaz

Peki tüm bunlarla beraber sizce ‘kültür sanat sezonu’ kavramı neden var ve ülkemizdeki pratiği nedir? Dünyadaki karşılığından farkı var mı?

Serhan Coşkun: Kültür ve sanat sezonu kavramı neden var hususuna yukarıda büyük oranda değinmiş olmalıyım. Sezon diye bölümlediğimiz geçişler mevsimlere ve mekâna bağlı performanslara göre şekillendirilmiş, sınırlandırılmış tanımlamalar. Aslında hayatın genel akışında sanat sezonsal olarak durmaz veya değişiklik göstermez, sanatın icra edildiği alanlar sezona mevsime göre değişiklik gösterir. Ama tabi ki mevsimsel başlangıçları her endüstride olduğu gibi kültür & sanatta da bir milat olarak tanımlıyor ve performanslar aynı olsa bile sezon kavramını mevsim döngüsüne göre her yıl yeniden tanımlıyoruz. Bu tüm dünyada böyle…

Derya Bigalı: Yukarıda da belirttiğim gibi her şehir kendi üretimini ve pratiğini sunar. Dünyada da bu böyledir. Venedik Bienali’nin, Art Basel’in, Montreal Caz Festivali’nin, Salzburg Festivali’nin (bu örnekleri çoğaltabiliriz) hangi sene hangi aylarda olacağını biliriz. Bu hem o şehrin turizmine katkı sağlar, hem de dünyanın her yerinden sanatseverleri buluşturur. Ülkemizde de aynı şekilde, İstanbul Bienali’nin, Contemporary İstanbul’un, festivallerin tarihleri bellidir. Bu sadece Türkiye’deki sanatseverler değil tüm dünyadaki sanatseverler tarafından takip edilir.

Remzi Buharalı: Hem dünyada hem de ülkemizdeki kültür ve sanat sezonu kavramı hemen hemen global bir kavram. Bu sadece Türkiye’ye özgür bir kavram değil. Çünkü insan yaşadığı dünyada birbirinden etkilenen varlıklar ve bu etkilenme çerçevesinde insanlar yapmış oldukları işlerin farklı yönlerini farklı yüzlerini farklı anlatımlarla farklı deyimlerle toplumla buluşturuyorlar ve bu da biraz dikkat çekme özelliği taşıyor. Bunun için tüm dünyada kültür sanat sezonu kavramı vardır.

Gülcan Tezcan: Neden var sorusunu bu kavramı ortaya atanlara sormak lazım. Benim görebildiğim kadarıyla kültür sanat hizmeti veren kamu kurumları ve yerel yönetimler okulların açılması ve tatildeki vatandaşların şehre dönmesi ile yeni dönemde yeni içeriklerini sanatseverlerle buluşturur. Sekiz aylık bir süre sonunda da personelin dinlenme ihtiyacı ve sanat eserlerinin sergilendiği mekanların onarım, tadilat ve yenilenmeleri için kültür sanat sezonu sonlandırılır. Sanatçılar açısından ise yeni üretimlere hazırlık süreci olarak değerlendirilebilir bu durum. Ancak dediğim gibi kültür sanat insanların yılın sadece sekiz ayında ihtiyaç duyacağı bir mesele değil. Belki de böyle görüldüğü için bu alanda bir çoraklaşma yaşanıyor.

Yasir Ahıskalı: Sezon kavramı neden var? Belirli bir plan dahilinde etkinlikleri gerçekleştirmek, kitle ilgisini domine etmek, üretici kurumları teşvik ve motive etmek, bir pratiklik yaratmak gibi nedenler sıralanabilir elbette. Dünya ölçeğinde de böyle olduğunu düşünüyorum.

Önemli olan sanatın sürekli olmasıdır

Peki kurumunuzun ‘kültür sanat sezonu’ anlayışı nedir?

Serhan Coşkun: UNIQ İstanbul olarak kültür sanat etkinliklerimizi BKM ile yapmaktayız. İstanbul’un kültür sanat hayatına yeni bir renk kattığımızı düşünüyoruz. Kültüre ve sanata sezon kavramı olmaksınız devam ediyoruz çünkü, kültür & sanat insanı insan yapan en değerli olgulardandır. Nefes almak, beslenmek gibi kültür & sanat da insanı canlı tutar, ruhunu besler, geliştirir. Bu nedenle kültür ve sanatın saati, günü, ayı ve mevsimi olduğunu düşünmüyoruz. Dilimize yerleşen ‘yaz sezonu’, ‘kış sezonu’ gibi kavramları, açık ve kapalı mekân değişimleri sürecinde kullandığımız kavramlar olarak değerlendiriyoruz. Bizce önemli olan sanatın sürekli olmasıdır.

Derya Bigalı: Biz yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştiriyoruz, bu etkinlikler tüm seneye yayılıyor. Ama tabii ki sonbaharda şehre dönüş tüm İstanbul’da daha yoğun kutlanırken bizde de sonbahar sezonu yoğun olarak başlıyor. Her yıl eylül – ekim döneminde Akbank Caz Festivali’mizi gerçekleştiriyoruz. Yeni sergiler, Contemporary İstanbul ve diğer tüm etkinliklerimiz daha da yoğunlaşarak artıyor.

Remzi Buharalı: AKM, geçmiş yıllarında olduğu gibi çağı yakalayan çağın ötesine geçen kültür sanat sezon anlayışla hizmet etmeye gayret ediyor. Bizim içerisinde bulunduğumuz en büyük zenginlik kurumlarımız ve faaliyetleridir. Bu anlamda içerik olarak çok zengin bir repertuvara sahibiz. Bu çerçevede AKM’de aslında 4 mevsim bir anlayışla yılın 365 günü hizmet eden yıllık sezonu da ortaya koyuyoruz. Tabii bu yıllık sezon kendi içinde güz aylarında başlayan ve yaz aylarının başlamasına dek süren uzunca bir sezon. Yine yaz sezonu da AKM’nin kültür sanat sezonunu oluşturmakta. Bu sezon içerisinde hem kurumlarımız çalışmalarını sürdürürken hem de misafir sanatçılar ve kurumlar da AKM içerisinde yer alabiliyor. AKM’nin kültür sanat sezonu çok renkli, çok farklı sanat ve gösterilerle devam ediyor.

Yasir Ahıskalı: Beyoğlu kültür sanatın kalbi.  Her an yaşayan, her an yeniden doğan bir kent. Tarihi birikimiyle, medeniyet hazinesiyle, sanata sanatçıya ilham veren dokusuyla ve hepsinden önemlisi asırlarca tüm renklere, inançlara, düşünceye göğsünü açmış, özgür, dinamik ve değer üreten bir şehir Beyoğlu. Bu sebeple bizim Beyoğlu Belediyesi olarak kültür sanata yön vermek, kültür ve sanatın tüm disiplinlerinde içerik üretmek, bunu yaymak ve tüm bu süreçlerde diğer kültür kurumlarına da öncülük etmek gibi bir sorumluluğumuz var. Bu sebeple zamansal kategorinin bu dinamizmi yavaşlatacağını biliyoruz. Sürekli üretmek, içerik geliştirmek, sanatseverlerin ve sanatçılarımızın motivasyonunu üst seviyede tutmak. Tüm bunlar belirli bir sezonla kısıtlanamaz Beyoğlu’nda. Bunun için diyoruz ki: Beyoğlu Belediyesi’nde yılın 365 günü kültür sanat sezonudur.

Önceki Yazı

Sisin içinde kaybolup giden “anneler”

Sonraki Yazı

Kültür sanat ajandası yine çok dolu

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de