Herkes kendine düşen mesajı alır

//
11 dakikada okunur

Kaligrafi sanatçısı Emrah Yücel: “Birçok mesaja maruz kaldığımız da manayı unutabiliyoruz. Alışkanlıklarımız mesajı anlayamamıza sebep oluyor. Sergimizde bir sürü okunmayan ilahi mesaj var. Herkes kendisine, kıssasına düşen mesajı alır.”

İnsanın her zaman iletmesi gereken bir mesajı anlatması gereken bir hikayesi vardır. İnsan bir iletici olduğu kadar alıcıdır da. İnsan ilettiği mesajlar kadar insanlardan, evrenden mesaj alan bir varlıktır. Özellikle de dijital dünya hayatımızla iç içe olmaya başladıkça çok fazla uyarıya maruz kalıyoruz. Bunu sosyal medya mecralarının oldukça çeşitliliğini göz önüne alırsak bu mecralardan aldığımız grup ve kişisel sohbetlerden mesaj yığınları artık bizi klavye başında hareket eden birer parmaklara dönüştürüyor. Önemli olan mesaj iletmek mi yoksa mesajı almak mı? Tüm mesele iletmek ya da almak değilde anlamak mı? Kaligrafi sanatçısı Emrah Yücel’de yeni sergisi “Bir Okunmayan Mesajınız Var”da bu konuya dikkat çekiyor. Kur-an’ı Kerim’de geçen ayetleri biliyoruz ama anlamaya çalışıyor muyuz, diyor. Bizde DG Art Galeri’de 5 Nisan’a kadar sanatseverleri bekleyen sergiyi küratörü Zeynep Gencal Öztürk ve sanatçı Emrah Yücel ile konuştuk.

Ramazan ayında bu sergi DG Art Galeri’de olmalı dedik

Bir küratör olarak kaligrafinin farklı formlara ev sahipliği yaptığı eserlerden oluşan bu sergiye ev sahipliği yapmak size neler hissettirdi?

Zeynep Gencal Öztürk (Küratör): Sanat eserlerine hem dokunarak hem de gözlerimle hissederek gördüğümde duygulandım. Emrah Yücel’i ve eserlerini tanıdıktan sonra  süreç çok hızlı gelişti. Kendisiyle anlaşıp bu serginin hazırlığı içerisine girdik. Normalde programımız ve takvimimiz çok farklıydı. Ben Emrah Yücel’i tanıdıktan sonra dedim ki on bir ayın sultanı Ramazan ayında kesinlikle Emrah Yücel sergisi burada olmalı. Böylelikle eserlerini herkes görmeli. Eserleri öyle bir sunmalıyız ki eserlerin görselliğiyle beraber büyüsünü herkes tanıklık etmeli. Ve bu büyüleyiciliğinin arasında bir performans da olmalı ki bir bütün sağlamalıyız. Aslında ben Emrah Yücel’e giderken sizin açılışta gördüğünüz mizanseni kafam da kurmuştum ve  ben hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Balat’ta hayal ettiğim performans DG Art Galeri’de hayata geçmiş oldu. Şöyle de bir şey var Emrah Bey başka bir sergiye hazırlanırken benim kendisine anlattığım hayalimden o kadar etkilendi  ve  “Tamam hocam beraberiz, bu sergiyi açacağız” dedi.  

Semavi dinlerdeki ortak hikayelerden yola çıktım

Emrah Yücel (Sanatçı)

“Bir Okunmayan Mesajınız Var” adlı serginizdeki eserleriniz ayetleri ve Kur-an’ı Kerim’de geçen kıssaları anlatıyor. Ayetleri ve kıssaları kaligrafi ile çalışma fikri nasıl ortaya çıktı?

Misafirliğe gittiğim bir evde Hilye-i Şerif vardı. Hilye-i Şerif’in olduğu odada yatak vardı ve demek ki o odada yatılıyordu. Hilye-i Şerif’in olduğu yerde  sanki Peygamber Efendimiz varmış gibi davranırsınız. Onun olduğu yerde yatılmaz, ayak uzatılmaz ahlaka mugayir davranışlar sergilenmez bilgisine vakıftım. Demek ki ev sahipleri bu bilgiye sahip değildiler. O an şöyle dedim demek ki bununla ilgili bir şey yapmak gerekir. Kaligrafiye ilk defa Türkçe olarak Hilye-i Şerif’i yazarak başladım. Sonrasında fark ettimki biz sureleri, ayetleri biliyoruz ama anlamlarını bilmiyoruz. Örneğin Fatiha bu topraklarda bir müslümanın en çok okuduğu sure olmasına rağmen Fatiha’nın tek bir ayetini bile bilmiyoruz. Bilmek ile ilgili bazı problemler var. İnandığımız, inandığınız şey farklı olabilir. Ama inandığınız şeyin muhtevasını bilmek zorundasınız. Eğer bir Müslümansanız o zaman Kur-an’ı Kerim’in tüm ayetlerini bilmek zorundasınız. İnancınızı kalitesini artırmak için bilmelisiniz. Kur’an’ı Kerim’de ki ayetleri ve kıssaları eser yapmama iten sebep ise insanların inandıkları şeyin manasını bilmediklerini düşünüyor olmamdı. 

Bölünmüşlüğe dikkat çekmek için ortak hikayeler

Ne söylediğimizi bilmek zorundayız ama buradan insanlara 40-50 yaşından sonra gidin Arapça öğrenin dediğim gibi bir mana çıkmasın. Hiç değilse bu toplumun üzerinde anlaştığı mealdan haberleri olsun. Hiç değilse Fatiha suresini ya da Hz. Muhammed’in (sav) Kur-an’ın kalbi dediği Yasin suresi anlaşılsın. Beni Türkçe eser yapmaya iten sebep bu. Son dönemlerde spordan siyasete bir bölünmüşlük içerisindeyiz. Bu bölünmüşlüğe nacizane hem dikkat çekmek hem de bütünleştirici bir anlayışla tüm semavi dinlerede geçen ortak hikayelerden hareketle eserler oluşturdum. Örneğin “Yusuf’un Kuyusu” ve “Kehf Suresi” eserleri  bunlardandır. 

Alışkanlıklarımız mesajı anlayamamıza sebep oluyor

Serginizin adından yola çıkarak şunu sormak istiyorum; sizin okunmayan mesajınız nedir? Neden “Bir Okunmayan Mesajınız Var” başlığını tercih ettiniz?

Benim okunmayan mesajım; bu topraklara değmiş tüm hikayeleri, ilahi mesajları insanların anlamasına vesile olabilmektir. Bizim burada söylediğimiz nezaketten söylediğimiz ve önüne arkasına bakmadığımız şeylerin bir anlamı olduğu. Fatiha suresini her rekat namazda okuyoruz. Ama Fatiha suresinin anlamını bilmiyoruz. Anlamını bilmekle alakalı bir gayretimiz yok. Birbirimize sürekli selamün aleyküm diyoruz ama selamla alakalı bir derdimiz yok. Selamla alakalı bu ne demek niye biz birbirimize selam veriyoruz? Bizim barışla alakalı derdimiz ne? Biz  Allah’ın selamı üzerine olsun diyerek niye barış temelli bir selam veriyoruz? Bizim selamımız ile Yahudilerin şeromu arasında ne gibi bir benzerlik var? Kısacası biz çok fazla mesaja maruz kaldığımız da manayı unutabiliyoruz. Alışkanlıklarımız mesajı anlayamamıza sebep oluyor. İçeride bir sürü okunmayan ilahi mesaj var. Herkes kıssasına düşen mesajı alır.

Eserlerimdeki renkler insanları temsil ediyor

“Allah’ın Sofrası” adlı eseriniz üzerine duracak olursak malum Ramazan ayındayız şenlikli iftar ve sahur sofraları kuruluyor. Buradan yola çıkacak olursak sofra kavramını tek bir manaya indirgeyemeyiz. Siz bu eserinizle Allah’ın sofrası ile ne anlatmak istediniz? Eserde kullandığınız renk çeşitliliği sofra içinde neleri temsil ediyor?

Maide sofra demek. Maide suresinin 112. ayetinde Hz. İsa’ya Havarileri der ki “Ey İsa Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Bu da “İsa’nın Son Akşam Yemeği” tablosunda  karşımıza çıkıyor. Şurada ayrılıyoruz onlar sofranın indiğini söylüyorlar bizler sofranın inip inmediğini bilmiyoruz. Allah’ın bir sofrası var. Anadolu’da da  sofra dediğimiz şey bir masa düzeni değildir. Bir yer sofrasıdır. Bir sürü yer sofrası üst üste binmiştir ve renkler de çalışmam da insanları temsil ediyor. Allah-u Teala bunu Kur-an’ı Kerim’de dediği gibi kitabı sağdan verilenler namaza sağdan yaklaşanlar namazda önde olanlar gibi eğer onlardansanız renginizin ne olduğuna bakmıyor. Allah’ın sofrasında her renkten insan olabilirsiniz. Benim çalışmalarım da renkler sadece ve sadece insanı temsil ediyor.

Önceki Yazı

“Eflatûn” formüller peşinde koşmayan bir film

Sonraki Yazı

Tanpınar’a dair neler okunabilir? II

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde