Hiç Tanımadığımız Bir Orhan Veli…

/
11 dakikada okunur

Aylin İZMİR

Gazeteci Seray Şahinler tarafından kaleme alınan ‘Ağabeyim Orhan Veli’ adlı kitap, ünlü şairin kardeşi Füruzan Yolyapan’ın tanıklığıyla detaylı bir “Orhan Veli” portresini okurla paylaşıyor. 36 yıllık hayatına pek çok şey sığdıran ünlü şairin hiç bilinmeyen yönlerine ışık tutan kitap, okuru merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum…

Türk edebiyatının en çok okunan şiirlerinden biri olan “Anlatamıyorum” ile tanıdık pek çoğumuz onu. Erken ölümü ile sevenlerini üzüntüye boğan Orhan Veli’nin kısacık ömründe anlatamadıklarını “Ağabeyim Orhan Veli” ile kardeşi Füruzan Yolyapan anlatıyor bu kez… Ünlü şairin ilk şiirinden yaşadığı maddi sıkıntılara, aile ilişkilerinden ‘yalnız’ zamanlarına kadar hiç bilmediğimiz özelliklerine tanıklık edeceğimiz anı kitabını gazeteci Seray Şahinler ile konuştuk.

Eserde ünlü şairin kardeşi Füruzan Yolyapan’ın tanıklığıyla okurlara bir “Orhan Veli” portresi sunuyorsunuz. Füruzan Hanım ile yollarınız nasıl kesişti? Orhan Veli ile ilgili böyle bir çalışma yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

2012 yılında Orhan Veli’nin kendi şiirlerini okuduğu çok eski bir ses kaydı yayınlandı. Ona olan sevgim beni bu kayıtların peşine düşürdü. Perde arkasını araştırırken kayıtların kız kardeşi Füruzan Hanım’ın izniyle yayımlandığı öğrendim. Bir gazeteci olarak röportaj yapmak istedim, telefonunu buldum. Çok kibar bir sesle beni karşıladı ve röportajı kabul etti. Şişli’deki evine gittim, tanışıklığımız ve ilk röportajımız böyle gerçekleşti. Ben daha sonra kendisine ziyaretlerde bulundum. Konuştukça Orhan Veli’ye ve ailesine dair yeni detaylar öğrendim. Tüm bunların kayıt altına alınması gerektiğini düşündüm.

Orhan Veli, 1939

Ah Orhan ağabeyim ah…
Füruzan Hanım ile Orhan Veli arasında nasıl bir ilişki var?

Füruzan Hanım ağabeyine çok düşkün. Hayat felsefesini onun öğütleri doğrultusunda şekillendirmiş. Ağabeyi ona sürekli, “Kendi ayaklarının üstünde durmalısın, hayatta ne yaparsan yap hiç pişman olma” dermiş. Füruzan Hanım bunları kendi yoluna ışık yapıyor. Ağabeyini çok seviyor. Onunla ilgili anıları çok taze. Beni çok etkileyen ise ölümünün üstünden 70 yıl geçmesine karşın onu her anışında “Ah Orhan ağabeyim ah” deyip gözyaşlarını tutamaması… Hepsi insanı derinden etkiliyor.

Eser, Orhan Veli ile ilgili bu zamana dek kimsenin bilmediği pek çok konuya ayna tutuyor. Füruzan hanımı bu anıları anlatmaya nasıl ikna ettiniz? Bu zamana dek bu anıları neden anlatmayı tercih etmemiş?

Füruzan Hanım 97 yaşında. Daha önceden çeşitli yerlere röportajlar vermiş. TRT’de çok eski kayıtlar var mesela… Geçmiş zamanda kimi gazetelere verdiği mülakatlar var, belediyelerin anma etkinliklerine katılmış, Orhan Veli severlerle konuşmuş. Fakat çoğu belli konular etrafında gerçekleşiyor. Dolayısıyla ben araştırma sürecimde edindiğim detayları da sordum kendisine. Edindiğim yeni bilgileri ona sordum, hatırında olanlar aktardı. Hepsi çok kıymetli anılar…

Çok önemli bir hazine
Orhan Veli hakkında bu zamana kadar doğru bildiğimiz yanlışlar neler oldu sizce?

Doğru bildiğimiz yanlış yahut yanlış bildiğimiz doğru çerçevesinde değil, pek bilmediğimiz detayları öğrenmiş olduk diyebiliriz. Orhan Veli’nin ailesiyle ilişkisi, insanlarla kurduğu iletişim, çocuklara olan sevgisi, annesine düşkünlüğü, babasıyla şiir yüzünden yaşadığı tartışmalar başta olmak üzere tiyatro çevirileri, Garip şiirini eleştirenlere verdiği nükteli yanıtlar, Yaprak dergisinde yapmak istedikleri ve yazdıkları… Öldüğü gün yaşananlar, ailenin tepkisi, akabinde yaşananlar… Bunlara hem kendi araştırmalarımla hem Füruzan Hanım’ın anlattıklarıyla ışık tuttuk. Dolayısıyla “Ağabeyim Orhan Veli” hem anı hem bir araştırma kitabı…

Bu tanıklık sürecinde sizi en çok ne etkiledi?

Ben hem Orhan Veli’nin hayatından hem Füruzan Hanım’ın nezaketinden ve olaylara yaklaşımından çok etkilendim. Hem Orhan Veli’nin kız kardeşi olması hem tarihin önemli dönemeçlerine tanıklık eden 97 yaşında bir İstanbul Hanımefendisi olması hasebiyle bugün için çok önemli bir hazine kendisi. Orhan Veli’nin hayatı hep zorluklarla geçmiş, maddi açıdan hep çok zor günler yaşamış. Yeri gelmiş paltosunu satmış. Fakat buna rağmen hayatı hem ciddiye almıyor ama aynı zamanda hayata öyle bir dirençle tutunuyor ki… Bugüne de çok şey söylüyor…

Orhan Veli Moleire oynardı
Şiirleriyle tanıdığımız Orhan Veli’nin başka hangi alanlara ilgisi vardı?

Füruzan Hanım, Orhan Veli’nin tiyatroya son derece ilgi duyduğunu söylüyor. Hatta bunu da şu cümlelerle anlatıyor: “Beykoz’da oturduğumuz sıralarda onun doğduğu evin büyük bir bahçesi vardı. O bahçeye sahne kurar, komşuları çağırırlardı. 20-30 kişi sandalyelerini alır gelirdi. Sahne büyük sayılırdı. Tatilde Moliere oynarlardı. Ciddi oyunlar oynadıklarını hatırlıyorum.”

Seray ŞAHİNLER

HİÇBİR KAYIP BU KADAR ACITMADI

Orhan Veli’nin ölümü de şüpheler içeren bir konu. Füruzan Hanım bu konuyla ilgili neler söylüyor?

Orhan Veli için “çukura düştü, öldü” deniyor ama işin aslı öyle değil. Şehir Tiyatroları, Orhan Veli’den “Saygılı Yosma” oyununun çevirisini istemiş. Fakat bu oyun Ankara’da birinin evinde kalmış. Orhan Veli onu almak için Ankara’ya gitmiş. Orada çukura düşmüş. İstanbul’a döndüğünde Füruzan Hanımla sohbet ederken ayağını göstermiş ve Füruzan Hanım, “Ağabey ne oldu sana?” diye bağırmış. Tam bir şok geçirmiş. Dizinden aşağı doğru kanama olmuş ve kabuk bağlamış. O da “Sakin ol, bir şeyim yok. Az daha gazetede Orhan Veli çukurda ölmüş diye okuyacaktınız” demiş. Bu olaydan kısa bir süre sonra Orhan Veli vefat ediyor. Füruzan hanım, “Annemi, babamı, Adnan Ağabeyimi, eşimi, arkadaşlarımı kaybettim ama hiçbiri Orhan Ağabeyimin ölümü kadar şu kalbimi acıtmadı” diyerek ağabeyine olan düşkünlüğünü dile getiriyor.

Önceki Yazı

100. Sayıda ‘Eleştiri Zamanı’

Sonraki Yazı

İnsan Kalmak İçin Yazdım

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş