İnandığımız müziği samimiyetle yapıyoruz

13 dakikada okunur

Cengiz Onural: “Biz üzerimize bir misyon yüklemiyoruz. Yalnızca tercih ettiğimiz, bizi temsil ettiğine inandığımız müziği samimiyetle yapıyoruz. Her ne kadar sayısız genç, İncesaz dinleyerek kemençe, tanbur, kanun öğrenmeye ve Türk Müziği makamlarına heves ettiyse de bizim temel çıkış noktamız böylesi bir eğitim ve sevdirme çabası değil. Anlamlı ve güzel bir müzik yapıldığında, bunun er ya da geç muhatabına ulaşacağına, kalplerde yankı bulacağına ve genç müzisyenlere ilham kaynağı olacağına inanıyoruz.” diyor.

“Mazi Kalbimde Bir Yaradır” şarkısının sözleri gelir kulağıma İncesaz’ı duyduğumda ya da Ekmek Teknesi dizisinin müziği “Balat”ın melodisi gelir. Üzerinde düşündükçe daha da sayısı artar hatırladığımız müzikler. Onların müziğini duyduğumuzda içimizden birçok duygu gelir, geçer. Yaşınızın, tecrübenizin, hayatınızın ne olduğunun bir önemi olmaz. Sadece içinizi ısıtan müziğin ahengine kapılırsınız İncesaz müziğiyle.
1997 yılında Cengiz Onural, Derya Türkan ve Murat Aydemir’in kurduğu İncesaz 25. yılını kutluyor. Bir çeyrek asra yayılan bu yolculukta isimler değişsede müziklerinin özü her daim kendini korumaya devam ediyor. Melihat Gülses, Derya Türkan, Cengiz Özkan’ın solistlik yaptığı İncesaz’ın şu anki kadrosunda; gitarda Cengiz Onural, tamburda Murat Aydemir, kontrbasta Volkan Hürsever, kanunda Taner Sayacıoğlu, kemençede Emre Erdal, perküsyonda Türker Çolak ve vokaller; Bora Ebeoglu ile Ezgi Köker yer alıyor.
“İkinci Bahar”, “Eski Nisan”, “Eylül Şarkıları”, “İstanbul’a Dair”, “Mazi Kalbimde”, “Elif”, “Kalbimdeki Deniz”, “Yollar”, “Geçsin Günler” ve “Peşindeyim” olmak üzere dokuz albüme imza atan İncesaz’ın 25 yıllık yolculuğunu, yeni albümlerini grubun kurucularından ve gitaristi Cengiz Onural ile Litros Sanat için konuştuk.Dile kolay çeyrek asırlık bir müzik yolculuğunu kutluyoruz. Bu yolculuğu sizden dinlemek istersek nasıl anlatırsınız?
Hayatında bir kez olsun evlilik tecrübesi yaşayan insanlar, hepsi değişik karakterde 8 müzisyenin bir arada 25 yıl geçirmesinin ne zor bir deneyim olduğunu sanırım daha iyi anlarlar. Peki neydi bizi birleştiren ve bunca yıl bir arada tutan? Cevap basit gibi duruyor: “Müzik”. Ama biraz daha irdeleyince o kadar basit olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü zor dönemler oldu, konser veremediğimiz, albümlerin duyulmadığı, satmadığı dönemler… Hepsi birer profesyonel olan, müzik dünyasında çok rağbet gören, sanatıyla, kişiliğiyle öne çıkmış insanlar, yalnızca yaptıkları bu “incesaz müziği”ne inandıkları, bunun neredeyse tarihi bir duruş olduğunu düşündükleri ve birbirlerini sevip saydıkları için bağlarını koparmadılar. Yoksa 25 senede 10 albüm, sayısız konser ve turne başka türlü gerçekleşemezdi.
Ürettiğimiz tüm müzikler bizim çocuğumuz
“Balat”, “Kalbimdeki Deniz”, “Mazi Kalbimde Yaradır”, “Bir Çapkına Yangınım” ve adını sayamayacağımız birçok parçaya imza attınız. Sizin için şarkılarınız arasında hikayesiyle özel olan ve öne çıkan parça ya da parçalar var mıdır?
Kendi yazdığımız hemen hemen bütün şarkıların ve saz eserlerinin bir hikayesi var. Bu hikayeleri yazsak kitap hatta kitaplar olur. Ama yine de müzik kanımca en yüksek anlatım dillerinden biridir. Hem güzel hem de tuhaf olan yanı her dinleyenin kendince başka türlü algılamasıdır. Geçmişteki üstadlardan alıp yorumladığımız şarkıların da ruhuna vakıf olmaya çalışıyoruz. Belki hepsinin hikayesini bilemeyiz ama anlamaya, sahiplenmeye çalışıyoruz. Ürettiğimiz tüm müzikler bizim çocuklarımız olduğu için aralarında ayrım gözetmiyoruz. Ancak dinleyicilerin öne çıkardığı eserler oluyor. Onlara konserlerimizde daha fazla yer veriyoruz.
İstanbul’un müziğinizde ayrı bir yeri olduğu biliniyor. 25 yıllık zaman diliminde İstanbul ve İncesaz arasındaki bağlar nasıl değişti ve dönüştü?
“İstanbul Müziği” denildiğinde yalnız “alaturka müziği” anlamamak gerekir. İstanbul şehri, kozmopolit yapısı ve binlerce yıllık kültürel birikimiyle tek bir kalıba sığamayacak zevkleri yansıtır. Tarih boyunca bu çeşitli zevklerin bu şehirde üreticisi ve tüketicileri bulunmuştur. İncesaz’ın yaptığı da bu yelpazedeki müziklerden biridir. Geçmişten gelen arayışların bir devamıdır. Yaptığı müzik, yalnızca bir kesimin, bir zümrenin malı olmamış, hemen hemen tüm halkın beğenisini kazanmıştır. Türkiye’nin politik olarak keskin ayrımlar yaşadığı bir dönemde bu kapsayıcılık ayrıca anlamlıdır.
Mozart olsanız o dizilere müzik yetiştiremezsiniz
“İkinci Bahar” ve “Ekmek Teknesi” gibi televizyon tarihinin kültleşmiş dizilerinin kültleşmiş müziklerine imza attınız. Yakın zamanda ise imzanızın geçtiği bir dizi müziği duymadık. Duyar mıyız yoksa dizi müziği yapmak ile ilgili aranıza bir mesafe mi girdi?
O diziler, İncesaz müziğiyle aynı dokuyu paylaşıyordu. Bu açıdan mükemmel bir uyum gerçekleşti. Daha sonra, diziler farklılaştı, içerikleri tamamen değişti. Müziğimizin dokusuyla bağdaşacak bir dizi ya olmadı, ya da bize nasip olmadı. Ayrıca 45 dakikalık bir süreye sığan, başı sonu belli dizi uzunlukları da zıvanadan çıktı. Dizi bölümleri 2 buçuk saatleri buldu. Böyle bir ortamda Mozart olsanız o dizilere müzik yetiştiremezsiniz. Hülasa, dizi müziği İncesaz’ın kapsama alanından çıktı. İnşallah bir gün yine böyle bir çalışma nasip olur.
Son albümünüz “Peşindeyim” albümü üzerinden beş yıl geçti. Ufukta yeni bir albüm var mıdır?
Yeni albümümüz, “10 – Güzel Günler” çoktan beridir yayına hazır. Pandemi nedeniyle bekledik. Şimdi artık 25’inci yılımızda yayınlama zamanıdır. Kısmetse en yakın sürede yayınlayacağız. Ayrıca, bugüne kadar yayınlanmış (bu yeni albümümüz de dahil) tüm eserlerimizi içeren bir nota kitabının çalışmasını tamamladık. O da ilkbahar aylarında Pan Yayıncılık tarafından yayınlanacak inşallah.
İncesaz müziğinin geleceğe mirası ne olacaktır?
Biz üzerimize bir misyon yüklemiyoruz. Yalnızca tercih ettiğimiz, bizi temsil ettiğine inandığımız müziği samimiyetle yapıyoruz. Her ne kadar sayısız genç, İncesaz dinleyerek kemençe, tanbur, kanun öğrenmeye ve Türk Müziği makamlarına heves ettiyse de bizim temel çıkış noktamız böylesi bir eğitim ve sevdirme çabası değil. Anlamlı ve güzel bir müzik yapıldığında, bunun er ya da geç muhatabına ulaşacağına, kalplerde yankı bulacağına ve genç müzisyenlere ilham kaynağı olacağına inanıyoruz. Dolayısıyla böyle bir tarihsel miras meselesinin bizi aştığını, bunun yine gelecekte kendiliğinden gerçekleşeceğini veya gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum.
Sizi her daim aşkla, şevkle dinleyen dinleyicilerinize ve röportajı okuyacak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Dinleyenlerimiz, İncesaz müziğinin onlara huzur verdiğini, sağaltıcı bir etkisi olduğunu, kimi zor dönemlerini atlatmakta can yoldaşı olduğunu söylüyor. Müziğimiz konusunda en ortaklaşılan bu yorumlar bizlere büyük bir kıvanç veriyor. Ne bir ticari başarı, ne de bir ödül, bundan daha yerinde bir manevi tatmin yaratamaz.
Şarkılarımızı hep birlikte söyleyelim
25. yılını kutlayan İncesaz grubunun yolculuğunun konuştuğumuz Cengiz Onural röportajımızı tamamlarken bütün müzikseveleri konserlerine “Konserlerimizde birlikte şarkı söylemeye pek yatkın olmayan halkımız, konserlerde şarkılarımızı hep birlikte ahenkle söylüyor. Bunun verdiği manevi hazzı da kelimelerle anlatmak pek güç. Şarkılarımızı hep birlikte söylemek için, tüm müzikseverleri konserlerimize davet ediyoruz. Herkese sağlık, barış ve mutluluk diliyoruz.” diyerek davet ediyor.

Önceki Yazı

Kendimi ifade edebilmemin tek yolu “oyunculuk”

Sonraki Yazı

Çerkes değil “Beyaz Köleler”

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de