İnsan: Sınırlı ihtimal sonsuz imkân

21 dakikada okunur

Modern dünya elbette dönmeye devam ederken diğer yandan insan olmanın yükümlülüğü her geçen gün başka şekilde zorlaşıyor. Hazların, egoların, dürtülerin, oynak zevklerin iktidarı çağın kabul gören gerçekliği haline gelmiş durumda. Yeni teknoloji kendisini ve kültürünü modern özneye dayatıyor. Günlük hayatı yüksek teknoloji belirlerken insan ilişkileri de hız ve haz odaklı seçeneklere teslim oluyor. Bu dünyaya gelmiş olmanın anlamı, sonsuz imkanların dayatmasında sınırlı ihtimallere bırakılıyor. Özne bir seçim yaptığını zannederken aslında belirlenmiş bir olasılığa hapsediliyor. Tüm bu kaos ortamının içinde varoluşuna bir anlam arayacak olan insan nedir, kimdir peki? Anlam arayışı insanın vazgeçilmezidir. İlerlemeci tarih anlayışının aksine insan ne olduğunu ve hayatta nerede olması gerektiğini kendinde kazıyacaktır mutlaka. Tüm bu kaosun içerisinde bu dünyaya gelmiş olmanın yükümlülüğü, seçenekleri, sınırlarını bize neyin hatırlatması gerekir? Doğruyu arıyor ve hakkında emin olamıyorsak zıddından gidelim: İnsanın yanılgısı ve yenilgisi değişir mi? Hayır. Çünkü: Zaman ve insan kendini tekrara mahkumdur.

Önerdiklerim

  • İnsanın Anlam Arayışı

Victor E. Frankl 

Okuyan Us Yayınları

Viktor Frankl Avusturyalı bir psikiyatrist, varoluşçu terapinin en önemli isimlerinden. İnsanın Anlam Arayışı’nda logoterapiyi keşfetmesine yol açan deneyimlerini anlatıyor. Logoterapi, “anlam kazandırma yoluyla tedavi” yi amaçlayan bir terapi metodu. Frankl’ın bu terapideki temel düşüncesi: İnsanların acılarını başarı ve kazanıma çevirebilir olduklarını düşünmelerini sağlamak. İnsanlar kendi içlerindeki boşluk duygusuyla baş edemiyor fakat bu varoluşsal boşluk. Yaşamın anlamını sorgulamalı. Frankl dediği gibi; “Yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılıklar göstermektedir. Kişinin yaşamın anlamını ne olduğunu sormaması, bunun yerine bu sorunun muhatabının kendisi olduğunun kavraması gerekir. Her insan yaşam tarafından sorgulanır. Kendi yaşamı için cevap verirken aslında yaşama cevap verir.”


  • Modern Dünyada Müslümanlar

Abdurrahman Arslan

İletişim Yayınları

Yazılarıyla birçok dergide yer aldı, kitaplarıyla kütüphanemizde yer edindi Abdurrahman Arslan. Temel olduğunu düşündüğüm “Modern Dünyada Müslümanlar” kitabı yazarın zihin dünyasını anlamak için girizgâh olabilir. Modernizme, liberalizme, yeni dünyaya karşı net bir tavrı var Arslan’ın. Yirminci yüzyılın bitişiyle dünyanın yaşadığı çalkantıya, değişime, Müslümanlar nasıl karşılık verecekti? Bu sorunun cevabı her yeni tarihsel kırılma sürecinde Müslümanların aramış olduğu önemli bir sorunu teşkil ediyor bu yüzden kitap güncelliğini her zaman koruyor. Modernitenin dayattığı; ilerleme, liberalizm, tüketim seçeneklerine yeni bir anlam mı bulunacaktı ya da sürece dahil mi olunacaktı? Abdurrahman Arslan kitaptaki yazılarıyla sorunu derinden analiz ediyor.

  • İnsanın Dört Zindanı

Ali Şeriati

İşaret Yayınları

Ali Şeriati‘nin ahlak üzerine yazdığı eskimeyen bir kitap İnsanın Dört Zindanı. Şeriati kitabında insanın dört ayrı zindan içerisine adeta hapis olduğunu ve bu zindanlar içinde tutsak şekilde hayatını devam ettirdiği söyler. Tutsak insanın davranışları da mahkumlar gibidir. İnsanın dört zindanı: 1- doğa/tabiat zindanı (naturalizm) 2- tarih zindanı (historisizm) 3- toplum zindanı (sosyolojizm) 4- benlik/kendim zindanı.  Şeriati’ye göre; İnsan dört zorlayıcının (cebrin) etkisindedir, insan dört zindanın tutsağıdır. Bu dört zorlayıcı gücün etkisinden özünü kurtarınca özde insan olabilir ve gerçek anlamı ile insan olmak bu dört zindandan kurtularak özgürlüğün elde edilmesine bağlıdır. İnsanın kendiyle kadim kavgası zor fakat değişmez bir bütün de.


  • Tatar Çölü

Dino Buzzati

İletişim Yayınları

Buzzati’nin Tatar Çölü romanı, varoluşçu edebiyatın temel köşe taşlarından. Umut etmenin kişinin hayatındaki varoluşsal bedeli, bekleyiş, arayış ve kabullenişin somut hali. Romanın ana kahramanı olan Giovanni Drogo’nun hikâyesi, ilk atandığı yer olan Bastiani Kalesine gitmek üzere kenti bir eylül sabahı terk etmesiyle başlıyor. Tatar Çölü’nde Buzzati, eserin esas karakteri olan Drogo Giovanni örneğinde bize, tıpkı Freud’un öğretisinde olduğu gibi, modern insan yaşamını belirleyen iki temel umudu gösteriyor: hayatta kalmak ve başarmak. Beklentilerimizi yaşamın sınırları içerisinde konumlandırmaya çalışmak, varoluşumuzu sınırlandırmak aslında. Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat “düşman”ın yerini tutar, hem de gizemli varlığıyla genç teğmeni cezbeder. Gerçek-dışı, soyut bir mekanda, zamanda, zeminde, olaysızlığın ortasında insana ilişkin temel sorular zihindedir, dünya gibi.

 

          Yeni Çıkanlar

  • Araziyi Düzleştirmek -Gülten Akın Şiirinde Ortaklığın İnşası

Hasan Turgut

 Metis Kitap

Gülten Akın şiirine ve poetik anlayışına yönelik Gülten Akın ve şiir okuyucularının dikkatini çeken bu çalışma Hasan Turgut’tan geldi. Gülten Akın’ın şiirindeki eşitlik ve ortaklık arayışını Bruno Latour’un aktör-ağ teorisi ve Kojin Karatani’nin izonomi kavramından yola çıkarak okuyan Turgut, şairin şiirinin güzergahlarını ve poetik bir görgü merakla diğer ayrımlarını da irdeliyor. Hasan Turgut; ilk bölümde şehre, ikinci bölümde doğaya, üçüncü bölümde anneliğe, dördüncü bölümde kanona ve zeyil bölümünde ise özel olarak Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı’na odaklanıyor. Metis eleştiri dizisi için dikkate değer bir kitap.


  • Kemal Tahir’in Entelektüel Portresi

Kurtuluş Kayalı

Ketebe Yayınları

Kurtuluş Kayalı’nın Kemal Tahir hakkındaki dikkati, Tahir’in romancılığı, Türkiye’ye bakışı, tarihsel koşullar içerisinde Türkiye özelinde analizleri konuşma ve yazılarında altını çizdiği noktalardı. Ketebe Yayınları’nın yeni edisyon ve titiz çalışmasıyla okuyucuyla buluşan Kemal Tahir romanlarının ardından Tahir yazımının poetik analizi, Tahir hakkındaki biyografik çalışmalar gelmeye başladı. Kemal Tahir’in Entelektüel Portresi’nde Türkiye’de sosyoloji, düşünce ve sinema tarihi alanlarının hatırı sayılır isimlerden Kurtuluş Kayalı, 1974-2021 yılları arasında Kemal Tahir üzerine yazdığı yazıları bu kitapta bir araya getirdi. 

  • Nova Roma’da Gece Güneş’i

Lale Müldür 

Yapı Kredi Yayınları

Lale Müldür şiirinin takipçileri için şairin son dönemde yayınlanan kitapları hayli kıymetli. Yapı Kredi Yayınları bu anlamda şairin yaşantısına tanıklık etmeye devam ediyor. Nova Roma’da Gece Güneş’i sonraki süreçlerde okuyucuya biyografi ve poetik bakış açısı kazandırması bakımından dikkate değer bir anlatı. Müldür. İlhan Berk, Ece Ayhan, Nilgün Marmara, Ömer Uluç, Komet, Orhan Duru, Ahmet Güntan, Gülseli İnal, Mazhar Candan, Hür Yumer, Fatih Özgüven, Hümeyra gibi pek çok sanat ve kültür insanı anlatının kurmaca yapısı içinde şiirsel kimlikler kazanıyor. 

  • T. S. Eliot- Bütün Şiirleri

Everest Yayınları çev. Cem Yavuz

Çeviri kelime işçiliğinin, harflerin altını oymanın, kökene doğru uzanmanın haz duyurduğu fakat hayli emek isteyen bir tür. Çevirmenlerin şairlerle ciddi bir bağı var, ikisinin de arayışlarını farklı görmüyorum. Öncesinde Eliot şiirini Cem Yavuz çevirisiyle Everest Yayınları yüzüncü yıla özel baskıyla sunmuştu. Bütün şiirler çevirisi ise Eliot şiirini takip edenler için hayli kıymetli oldu. Çevirmen Yavuz’un kapsamlı dipnotları okuyucu için nitelikli şekilde açıklayıcılık gösteriyor. Eliot notlarının yanında çevirmen kendi detaylı notlarıyla da Eliot şiiri bugünden tekrar kendine açıyor. Türk edebiyatı böylelikle her dönem dünya şiirinin izlerini sürmeye devam ediyor.

Ayşe Çelikkaya’dan tavsiyeler

Şair Ayşe Çelikkaya, “Açık Yara”, “Gitmek Dolu Evler” isimli iki şiir kitabının, “Anne Ben Hayal Kurucam” isimli çocuk kitabının yazarıdır. Senaryo ve sinemayla aktif ilgilenen, kısa film çeken Çelikkaya’ya son zamanlarda ne okuduğunu sorduk:

Cam

Sam Savage / Yapı Kredi Yayınları

Kitap, orta yaşın çok üstünde olan Edana’dan, ölmüş olan kocasının romanının yeni baskısı için yayınevinin ondan önsöz yazmasını istemesiyle başlıyor. Kocası öldükten sonra kendisiyle ne yapacağını bilemeyen Edna’nın düzensiz düşünce yapısıyla şekillenen roman yine Edna’nın kafa karışıklığına hep başlayıp bitiremediği kendisine de okuru onunla aynı binanın üçüncü katında beraber yaşıyormuş gibi eşlik ettiriyor. Eşinin kariyeri için hep kenarda beklemiş, silik, varlığı da yokluğu kadar dikkat çekmeyen Edna’nın yayınevinin isteği doğrultusundan sapıp kendi hayatını daktilo etmesiyle hikaye daha şahsi bir düşünme yönünde felsefi bir ivme kazanıyor. Cam, geçmişin ve şimdinin arasında buğulu, belirli bir zaman çizelgesi doğrultusunda ilerlemeyen, sıkıntılı olmayan bir detaycılık ve lezzetli bir akıcılıkta ilerleyen bir anlatı. 

Yazılar

Alberto Giacometti /Yapı Kredi Yayınları

Yapı Kredi yayınlarından çıkan ve sanatçının yayımlanmamış söyleşi, yazı ve karalamalarının bir kitap haline getirilmiş hali kısaca. Giacometti’nin sanatına maruz kalmak, insana, insanın yalnızlığına, pişmanlığına, kendine ve  topluma olan tahammülsüzlüğüne tanık olmaya tüm bu tanıklıkla yüzleşebilmeye maruz kalmakla eş değerdir biraz. Yazılar’da gravür, yontu ve eserleriyle değil şahsi bir rutin içerisinde kendini yakalama kendine yakalanma telaşında olan bir Giacometti var. Dünyayı yakasından tutup sarsmak isteyen, yalnızlığına bahane olmaya çalışan bir Giacometti. Kitap edebi bir dilden ziyade sanata, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenen herkese bir öğreti bir duruş bir sabır sunma gayretinde. Sayfalarında sürpriz niteliğinde karşımıza çıkan çizim ve karalamalarıysa ayrı bir lezzet katıyor. Samimi, akıcı ve sanatçıya engellere rağmen ve hatta kendisine rağmen dik duruşu öğütleyen değerli bir eser.

İza’nın Şarkısı

Magda Szabo / Yapı Kredi Yayınları

Sade, gösterişsiz, akıcı bir üslupla kaleme alınmış olan İza’nın Şarkısı Macar edebiyatının en iyi örneklerinden bence. Herman Hesse “Magda Szabo’yu keşfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir, yazmakta olduğu bütün kitapları alın ileride yazacaklarını da” der. 1940’lı ve 50’li yılların Macaristan’ın da ebeveyn ve çocuk ilişkisinin etrafında şekillenen hikaye, taşradan sonra yaşlı bir kadının şehre uyum sürecini ve buna eşlik eden ayrılık, ihmal, yalnızlık unsurlarını katmanlı şekilde ele alıyor. Bununla da kalmayıp aşk, gurur, kariyer ve vicdan bağlamında genç bir kadının bakmayı ve görmeyi başaramadığı yerden okuru baktırmayı başaran çok başarılı bir roman İza’nın Şarkısı. 

Yaradanımız Medya

Marshall Mcluhan /Turkuvaz Kitap

Kanadalı iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın 19. Asrın son çeyreğinde yayımlanmış olan “Yaradanımız Medya” 20. Asır’da ve sonraki asırlarda da hala geçerliliğini koruyan ve koruyacak olan bir kitap. Elektronik enformasyonun meydana getirdiği ve “Global Köy” olarak tanımladığı dünyada medyanın toplumu dönüştürebilme gücü üzerindeki kuramlarının şu an günümüzde hala geçerliliğini koruyor ve koruyacak olması onu ve yazarını eşsiz kılıyor. Hem anlatımının sadeliği kuram olmasına rağmen hem akıcılığıyla her kütüphanede olmayı hak ettiren önemli etken bence. Kitabın iç kapak tanıtımında yer alan “Medyanın gücünü, medyayı yönetenlerden çok zaman önce kavramış olan McLuhan, Yaradanımız Medya’da global köy, görünmez ortamlar, doğanın sonu, reklamcılık ve sanat konularındaki şaşırtıcı gözlemlerini okurlarıyla paylaşıyor” notuysa bence her kütüphanede olması önermesini destekleyen diğer önemli bir etken.

Önceki Yazı

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sonraki Yazı

Kültür alanında “pes” dedirten manzaralar!

Son Yazılar

Burgazada, Sait Faik ve gençler

Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle yazar Sait Faik’in vefatının 70. yılında Burgazada’da birlikteydik. Burgazada

Şiir daima bir fazladır

Şair İhsan Deniz: “Şiir kendi başına vardır, olduğu yerde durur, orda, ancak orada vardır. Tanımlar ne