İnsanlığın Sınav Yeri: Kudüs

16 dakikada okunur

Yeryüzünün ve insanın yaratılışı ile ilgili yazı yazmaya veya konuşmaya başladığınızda kuşkusuz Kudüs merkezli bir dil kurmanız gerekir. İnsanlığın yeryüzü serüveninin başlangıcından bugüne kadar oluşan tarih Kudüs üzerinden anlamlanmıştır. Bundan dolayıdır ki eski dünyanın çok tanrılı şehir panteonunu yerlebir etmiş ilk isyancı şehir Kudüs’tür. Kimliği tek tanrı inancıyla şekillenmiştir.Kudüs’ün ilk yerleşimcileri Kenanilerdir. Aynı zamanda ilk yerleşimciler şehre Salem (Selam) adını vermişlerdir. Salem/Selam barış ve esenlik yurdu anlamına gelmektedir. Tarıh boyunca şehrin egemenleri değişmiş olsa da; adı farklı okunuşlarda bile aynı kalmıştır. Mısır Orta Krallığı’na ait antik yazılarda şehrin adı “Ruşalim”, Mısır Kralı Abdi-Heba’nın Tel-Amarna Mektupları’nda “Urušalimin”, Kitâb-ı Mukaddes’teki Yeşua kitabında “Yeruşalayim”, İncil’de “Jerusalem” ve Arapça metinlere “Darüsselam” olarak geçmektedir. Yani “Barış ve Esenlik” yurdu anlamını taşımaktadır. Kur’an-i Kerim’de İsra Suresi’nde merkezinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bölge mübarek kılındığı için Müslümanlar “Barış ve Esenlik” şehrine Al Quds adın vermişler. Türkler ise bu şehri “Kuds-i Şerif” alarak anmışlardır. İnsanın ilk yaratılış ve yeryüzüne indiriliş hadisesine kadar uzananan bir tarihselliğe sahiptir Kudüs. Arkeologlar, antropologlar ve modern tarihçiler insanlığın yeryüzü serüveninde ilk yerleşik hayata burada geçtiğini söylerler. İlk tarım burada yapıldı ve en çok çiftlik hayvanı bu havzada evcilleştirildi. Bu havza Bereketli Hilal olarak adlandırıldı. Allah’ın özgür ve eşit olarak yarattığı insanın haklarını gasp eden otoritelere karşı gidilecek yurt olduğu için mübarek kılındı. Hz.İbrahim (as) Nemrut ve Hz. Musa (as) Firavun’un tanrılaşan oteritesinden uzaklaşmak yalnızca bir olan Allah’a özgürce ibadet etmek için bu bölgeye yöneldiler. Kudüs, özgür bir hayat için vaad edilmiş toprak oldu Millet-i İbrahim’e.
İlk Peygamber Hz. Adem (as)’den Hâtem-ül-enbiyâ Hz. Muhammed (sav)’e kadar bütün İslam Peygamberleri ya bu şehirde yaşamışlar, ya bu şehri ziyaret etmişler veya bu şehri ziyaret etmek için yola çıkmışlardır. Bütün peygamberler bir işçi gibi çalışarak bu şehirde evrensel masajin mekanını inşa ettiler. Medeniyetler Kudüs’ün duvarlarından doğdu. Şehrin arkaik ruhu bu olağanüstü yaşantıların üzerinde gelişti. Oluşturduğu imge dolayısıyla kutsalla bağlantılı, göğe yükselme merdiveni burada kurulu olduğu kabul edilir. Kıyamet günü insanlığın dirilme ve toplanma yeri olduğu bildirilmiştir. Bundandır ki; şairler Kudüs’ü yerlerin göklere en yakın avlusu olarak betimlerler. Hz. Davud (as) kurduğu devlete Kudüs’ü başkent yapması, “ahid sandığını” buraya getirmesi, adalet kürsüsünü burada kurması ve ardından ihya ve inşa hareketlerini başlatması şehri tevhidi inanca sahip insanlar için bir cazibe merkezine dönüştürmüştür. Hz. Süleyman (as)’ın Allah’a ibadet etmek maksatıyla yeryüzünde inşa edilen ikinci mabedin temelleri üzerine yükselttiği muhteşem eseriyle şehir adeta taçlanmıştır. Peygamberlerin insanlığa sunmakla yükümlü oldukları ilahi mesajın ruhuyla inşa edilmiş bir şehir olmasından dolayıdır ki; etkileyicidir ve bütün insanlığa ait olmuştur. İlahi mesajın sunduğu özgürlük, eşitlik, ahlak, adalet ve merhemet ikliminde kaldığı zaman diliminde; şehir adıyla örtüşerek insanlık için Darüsselam’a dönüşmüştür. İlahi mesajın buyruklarından uzaklaştığı an tanrının gazabı da şehrin üzerine yağmıştır. İlk dönem coğrafyasında doğu-batı ve kuzey-güney aksının kesişme noktası burasıydı. Mısır, Asur, Babil, Pers ve Roma istilaları bunun en önemli örnekleridir. Kudüs, 2 defa tamamen yıkıldı, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı. Bundan dolayıdır ki; Kudüs’te hayat bir saat sarkaçında olduğu gibi barış-adalet ve savaş-zülüm arasında gidip gelir ve insanlığın sınavına dönüşür. Barış mı savaş mı, adalet mi zülüm mü!? Karar verici bütün insanlıktır. Geçmişte ismi ile örtüşen bir karaktere sahip olduğu dönemler olmuştur. Tarih buna tanıktır.
Pagan Roma egemenliği altında Yahudilerin mezhep ve kabile çatışmaları içinde Hz. İsa (as)’nın nübüveti ile Kudüs yeni bir döneme girmiştir. Yahudi din adamlarının büyük bir çoğunluğu Hz. İsa (as)ın getirdiği ilahi mesajı ret ettiler ve bağlılarına zülmettiler. MÖ. 587 yılında Babil Kralı II. Nebukadnezzar (Buht-i Nassar)’ın yıkım ve sürgününde olduğu gibi; MS. 70’de de Roma İmparatoru Titus ikinci kez şehri aynı akibete uğratmıştır. MS. IV. yy’da, Roma İmparatoru I. Kostantin Hristiyanlığı kabul etmesinin ardından; Kudüs’te Hristiyanlara ait mabedler inşa edildi. Böylece Kudüs Yahudilikten sonra Hristiyanlığın da kutsal şehri haline dönüştürüldü. Bu dönemden, MS. VII. yy’a kadar Yahudilerin şehre girmesi yasaklanmıştı.
Hâtem-ül-enbiyâ Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğinin başlagıcıyla Kudüs Müslümanların ilk kıblesi oldu. İsra suresiyle Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa ya yapılan gece yolculuğu ve oradan göklere yükselişle (Mıraç) birlikte da Mekke’den sonra Kudüs Müslümanlar için “kutsal şehir” oldu. Hz. Ömer’in MS. 638’de Hristiyanların yönetici Patrik Sofronyus’tan Kudüs’ün anahtarını teslim almasıyla şehir Müslümanların da ortak olduğu bir inanç zenginliğine ulaşti. Hz. Ömer Kudüs halkıyla yaptığı anlaşma hatırlanmıyor olsa da tarihe ilk insan hakları bildirgesi olarak geçmiştir. Bu bildirge ile Müslüman yöneticilerin önderliğinde Kudüs: Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin özgür, eşit, adalet ve barış için ortak bir geleceği beraber kurdukları kutsal şehir haline dönüştü.1099-1187 Haçlı istilası döneminde Muslümanlar, Ortodoks Hristiyanlar ve Yahudiler ağır bir bedel ödediler. 1187’de ki Hittin Savaşıyla Selahaddin Eyyübi Kudüs’ü yeniden özgürlüğüne kavuşturdu. Eyyübiler, Memlüklülar ve Osmanlılar döneminde üç inanca mensup insanlar barış içinde bir arada yaşadılar.
Her şey 9 Aralık 1917’de başladı. I. Dünya Savaşında yenilen Osmanlı Devleti Kudüs’ü İngilizlere bırakmak zorunda kaldı. İngiliz Manda Yönetimi, Siyonist Yahudiliğin Doğu ve Batı Avrupa’dan örgütlediği Yahudilerin bölgeye gelişine, Filistinlilerin topraklarını hile ve gaspla ele geçirişine yardım ve yataklık etti. Nihayeti 1948’de Filistin toprakları yırtılarak üzerinde İsrail devleti kuruldu. Yüzbinlerce Filistinli binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sürüldü. 1948, 1967 ve 1973’te üç Arap-İsrail savaşı oldu. Bu savaşın sonucunda başta Doğu Kudüs olmak üzere Filistin topraklarıyla Suriye’nin Golan Tepeleri, Lübnana’ın Şeba Çiftlikleri ve Mısır’ın Sina Yarımadası İsrail işgaline maruz kaldı. 1973 Camp David anlaşmasıyla Sina Mısır’a bırakıldı, Batı Şeria ve Gazze Filistin’e ait otoriteye bırakıldı. Diğer bölgeler halen işgal altındadır. Bu andan itibareın İsrail sorununun çözümü için uluslararası irade iki devletli bir öneri üzerinde yıllardır müzakere yürütmektedir. İki devletli çözümün ana fikri; 1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün başkent olduğu Batı Şeria ve Gazze’de Filistin Devleti’nin kurulmasıdır. 1973’ten sonra İsrail Likud yönetimi Batı Şeria’nın nerdeyse yarısına yakın bölgede Yahudi yerleşim alanları oluşturarak işgalini sürdürmeye devam etmektedir. 2017’de ABD Başkanı Donald Trump’ın Belfour Deklarasyonu’nun 100. yılı münasebetiyle Doğu Kudüs’ü de içine alacak şekilde şehrin tümünü İsrail’in ezeli ve ebedi başkenti olarak kabul etti. Ayrıca Golan Tepelerini de İsrail toprağı olarak. 1948’den itibaren İsrail’deki Radikal Siyonist iktidarları Filistinlilerin topraklarını işgale devam etmekte, Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılarını sürdürmektedirler. Yeryüzünde hangi inanca sahip olursa olsun vicdan sahibi, hakkaniyetli insanlar Filistin davasının savunucusu olmuşlardır. Rachel Corrie ve Edward W. Said’de.. olduğu gibi. İki devletli yapı kısa bir dönem bölgede barışı kurabilir ama uzun dönemde sorunlar tekrar oluşacaktır. Bölgede barış acak: Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler (işgalci olmayan) ortak bir geleceği beraber kurduklarında gerçekleşecektir. Zor gibi gözükmesine rağmen imkansız değildir. Nihayet, geçen haftalarda Şeyh Cerrah mahallesindeki evlerin gasbı, Mescid-i Aksa baskınları ve Gazze saldırılarıyla ortaya yeni bir durum çıkmıştır. Hakkaniyetli ve vicdan sahibi bütün insanlık “işgalci radikal siyonist” anlayışına karşı yeryüzünün her köşesinde büyük bir dayanışma sergilediler. İlk defa bu kadar yaygın bir biçimde “İsrail Likud anlayışı ve onun işbirlikçileri” protesto ediliyordu. Sorun artık sadece Filistinliler ait değil; bütün insanlığa aittir. Filistinliler sadece İslam’ın izzetini ve şerefini savunmuyorlar, Hristiyanlar’ında, Yahudilerin de; onlar bütün insanlığın özgürlüğünü, eşitliğini, ahlakını, adaletini, merhametini ve barış içinde birlikte yaşamasını savunuyorlar. Onlar, bütün insanlığın yeniden farklılıklarıyla birlikte yaşamasının mücadelesini veriyorlar. Bu kutlu direniş insanlığı dönüştürecek. Kudüs, farklılıklarımızla birlikte yaşama umudunun adıdır. Kudüs’te insanlığımız sınav ediliyor. Dünya barışının zembereği Kudüs’te kuruludur.

 

Önceki Yazı

Tüm İnsanlığın Kudüs’e Sahip Çıkmasını Amaçlıyorum

Sonraki Yazı

Filistin İçin Bir Akademi

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş

Hanzala Yüzünü Dönecek Mi?

10 yaşında, ellerini arkada buluşturmuş, tüm dünyaya sırtını dönen Hanzala, yıllardır süregelen Filistin direnişinin en önemli