İslam dünyasını fotoğraflamaya Mekke’de başladım

/
23 dakikada okunur

Hava fotoğrafçısı Orhan Durgut: “İslam dünyasında her yer karışık ve birbiri ile barışık değil ama Mekke’de şunu gördüm; umreye ve hacca gelen herkes birbirine yardımcı oluyordu. Buna geniş bir perspektiften baktığınız zaman örneğin biri İranlı biri Iraklı, savaş yapıyor ama orada hepsi kardeşler. Bu insanlar birbirlerini tanımıyorlar ama kıbleleri, ezanları, her şeyleri aynı birbirlerinden farkları yok. Ama ülkeler boyutundan bakıldığında ülkeler savaş halinde, ben ne yapabilirim bu durumda, diye düşündüm ve İslam tarihinde hikâyesi olan şehirlerin fotoğraflarını çekip İslam dünyasında sergiler, kitaplar yaparak insanları birbiri ile buluşturup birbiri ile tanıştırmalıyım, düşüncesi ile bu işe başladım.”

Türkiye’nin ilk hava fotoğrafçısı olan Orhan Durgut, 12 yıldır Mekke’de fotoğraf çekiyor, Mescid-i Haram’daki değişimi belgeleyerek arşivliyor. İslam dünyasını fotoğraflamaya Mekke’de hac ibadetinden etkilenerek başlayan Orhan Durgut, İslam dünyasının değinmemiş noktalarını, değişimini kadrajına taşıyor. Ticari fotoğrafçılığı bırakmasına neden olan manevi yolculuğu ve İslam âlemini fotoğraflayarak birleştirici bir barış gücü olmayı hedeflediği çalışmalarına aralıksız bir şevkle devam ediyor. Havacılık tutkusunun Mekke’de ruh bulduğu, ardından İslam tarihinde hikâyesi olan şehirlere bir fotoğrafçının kadrajı eşliğiyle taşındığı bir fotoğrafçının hikâyesi Orhan Durgut’un hikâyesi. Gelin asıl hikâyesini Mekke’de bulan ve ‘Mektup’ çalışmasıyla tarihe ışık, geleceğe kayıt düşmek isteyen Orhan Durgut ile gerçekleştirdiğimiz röportajda biz de kendi hikâyemizi hatırlayalım ya da bulalım.

Havacılığa olan tutkunuzun hava fotoğrafçılığı ile sonuçlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Ortaokul son sınıfta Hava Harp Lisesine gitmek istedim fakat gözden ve kulaktan dolayı sağlık kurulunda beni okula almadılar. İçimde bir havacı olma ukdesi vardı. Türkiye’de ise ilk sivil helikopter 1986 yılında alındığında biz fotoğrafçılık yapıyorduk. O zamanlar gazeteye fotoğraf ve video çekimleri için “helikopter kiralanır” ilanını görünce içimizde kalan havacılık ukdesini gerçekleştirmek istedik. Helikopterde nasıl fotoğrafçılık yapılır üzerine araştırmalar yaptık. O helikopteri ilk kiralayarak hava fotoğrafçılığına başlamış bulunduk. 

Havada olmak size birçok açı sunar

Hava fotoğrafçılığının şehir fotoğrafçılığındaki rolü ve önemi nedir? 

Havada konuları daha iyi kavrayabiliyor ve görüş açısıyla planlamalarınızı daha iyi yapabiliyorsunuz. Ayağınızı yere basarak çekeceğiniz fotoğrafların, örnek vermek gerekirse bir binanın fotoğrafını çekebileceğiniz üç beş nokta vardır. Havaya çıktığınız zaman fotoğraf çekmek için binlerce nokta var, her yerde çekebilirsiniz. Hava fotoğrafçılığı perspektif açısından yerden çektiğiniz fotoğraflara oranla size daha çok açı sunuyor.

Pilot ile işbirliği içinde olmalı

Hava fotoğrafçılığının teknik açıdan diğer fotoğrafçılık türlerine göre avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Fotoğrafçılık türlerinin hepsinin mutlaka avantajları ve dezavantajları vardır. Hava fotoğrafçılığında fotoğrafçılığın yanında havacılığı bilmeniz ve bu konuda bilgi sahibi olmanız lazım. Çünkü havacılıkta pilotun yanına oturduğunuz zaman kafanızda hayal ettiğiniz açıyı tam olarak pilota onun diliyle anlatabilmelisiniz. Havada bir yeri çekerken milyon tane alternatifiniz var. Fakat ideal nokta üçü beşi geçmez. Aslında pilot ile bir iş birliği içindesiniz yani bir nevi siz ikinci pilot oluyorsunuz. Ben helikopter ile yedi bin beş yüz saat uçuş yaptım ve pilotla bu süreçte arkadaş oluyorsunuz, onun dilinden anlamaya başlıyorsunuz. Sonuç olarak da pilot yakalamak istediğiniz açının pozisyonunu yakalama fırsatını size veriyor. Örneğin sağlıklı bir şekilde sizi A noktasından B noktasına uçuracak pilotun bu uçuşu bir uçuş değildir düz uçuşa göre biraz akrobasi yapmanız gerekir. Bunun içinde havacılık ile ilgili terimleri, bilgileri bilmeniz lazım. Aslında alan bilgisine sahip olmanız hava fotoğrafçılığına özel bir durum değil moda fotoğrafçısı da moda ile ilgili terimleri bilmelidir. Mobilya fotoğrafçısının da iç mimariden anlaması lazımdır. Hava fotoğrafçılığının avantaj ve dezavantajını değerlendirecek olursak şunu söyleyebilirim; helikopter ücretleri çok pahalı olduğu için işçilikte çok fazla para döner. Çok fazla para da kazanırsınız çok büyük riskler de alırsınız. Şöyle söyleyeyim çektiğiniz fotoğraflar iyi çıkmamışsa ya da olması gerek açıyı yakalayamadıysanız tekrardan uçuş yapmanız gerekir bu da sizi zarara uğratır.

İslam dünyasını fotoğraflarla birleştirmek

İslam dünyasının önemli şehirlerini fotoğraflıyorsunuz. Bu alanda böyle bir fotoğraflama ve arşivleme çalışması yapılmazken sizi bu alana yönelten hisler ve amaç nedir? 

2005 yılında Suudi Arabistan’a hac için gittiğimde orada gördüm ki Mekke’de Harem-i Şerif çevresinde yapılaşmalardan kaynaklı büyük bir değişiklik var. Çoğu şey yıkılıp yeniden yapılıyor. Bunları görünce içimden ‘Ben bunların hem tanığı hem de belgeleyeni olmak ve burada kalmak istiyorum.’ diye geçirdim. Bunun akabinde Mekke Belediye Başkanı ile tanıştım ve ona dedim ki ‘ben burada kalıp buranın fotoğraflama çalışmasını yapmak istiyorum’. O da evin, fotoğraf çekim izinlerin ve vizen benden, gerisine karışmam, dedi. Orada bana gerekli imkânları sağlanınca ben de 2018’e kadar kalıp Mekke’yi fotoğrafladım. Bu süreçteki fotoğraflama çalışması ise 2010’dan sonra her gün Mekke’nin fotoğraflarını rutin bir şekilde çekmem ile devam etti.  Ayrıca 2010’dan sonra Mekke’de büyük bir yıkım oldu. Her şey hızlı değişiyordu, o yüzden fotoğraflama çalışmalarım yoğunlaştı ve yeri geldi Harem-i Şerif’te 2-3 gün hiç çıkmadığım oldu. Şuna da değinmek isterim; fotoğrafçılık hikâyemin bu yöne çevrilmesi Mekke’de başladı. İslam dünyası karışık ve  birbirleri ile barışık değiller. Fakat Mekke’de şunu gördüm ki  umreye ve hacca gelen insanlara bakıyorum herkes birbirine yardımcı oluyor. Buna geniş bir perspektiften baktığınız zaman birbiri ile savaş halinde olan iki millet orada kardeşler. Bu insanlar birbirlerini tanımıyorlar ama kıbleleri, ezanları ve her şeyleri aynı ve birbirlerinden farkları yok. Ama ülkeler boyutundan bakıldığında ülkeler savaş halinde ben ne yapabilirim bu durumda diye düşündüm. Sonra ise şu karara vardım; İslam tarihinde hikâyesi olan şehirlerin fotoğraflarını çekip İslam dünyasında sergiler, kitaplar yaparak insanları birbiri ile buluşturup birbiri ile tanıştırmalıyım dedim. Bu amaçla bu işe başladık bugüne kadar İslam dünyasında 85 şehrin fotoğrafını çektik. Kısacası, hac ibadeti ile birleşen İslam dünyasını fotoğraflarımla birleştirmek istedim.

Hikâyemiz Mekke’de başladı

Uzun bir süre Mekke-i Mükerreme’nin fotoğrafçılığını yaptınız bu süreç ruhayetinize ve perspektifinize neler kattı? 

Mekke sizi her şeyinizle yoğurup düzelten bir şehirdir. Biz 2005’ten sonra ticari fotoğrafçılığı bıraktık hatta Mekke’de çektiğimiz fotoğraflarla da sadece arşiv yaptık ve o da öyle duruyor. İleride İslam tarihine bir ışık tutacaktır. Mekke’de yaptığım fotoğrafçılık kadrajıma bir canlılık bir yeni perspektif kattı. Mesela memleketinizde günde beş vakit namazla beraber İslam’ı hatırlıyorsunuz ama Mekke’de olduğunuz zaman İslam her zaman aklınızda oluyor ve o zaman da kendinizi geliştirmeye, İslam’ın hikâyesini daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Bizim bu yola çıkış hikâyemizde Mekke’den başlayıp tüm İslam coğrafyasını anlamaya ve gezmeye başlamak ile oldu. 

İslam dünyası birbirini tanısın

Çektiğiniz fotoğraflar ile sergiler düzenliyor, kitaplar çıkarıyor ve nadir görülen bir arşiv çalışması yapıyorsunuz. Bu çalışmalarınızla İslam dünyasına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

Öncelikle İslam dünyası birbirini tanısın ve kendisini düzeltsin. Sonra da dünya milletleri ile tanışsın.  Benim derdim şurada ya da burada sergi açmak değil. Mesela Amerika’nın başkenti Washington’da, Afganistan’da ve Mezalim Şerif’te de sergi açtım ama Mezalim Şerif’teki sergiyi tercih ederim. Fotoğraf arşivlerim ile oluşturduğum kitap ve sergi çalışmalarımın İslam dünyasında birleştirici olacağını düşünüyorum.

Her şehrin kendi ruhu var

Çektiğiniz şehirlerin ruhunu tek bir karede toplayacak bir perspektif yakaladınız mı ya da yakalayacağınızı düşünüyor musunuz?

Hayır, öyle düşünmüyorum çünkü her şehrin kendine özgü ruhu vardır. Ben bugüne kadar İslam dünyasında 85 şehrin fotoğrafını çektim ve bu 85 şehrin ruhunu örneğin Mekke’de yakalayamazsınız. Ama Mekke’de, Buhara’da, Semerkant’ta, Mısır’da kucaklayıcı fotoğraflar çekmişimdir yalnız bunlar birbirine karıştırılmamalıdır. İslam kültürünü yansıtan yapıları insanlarla beraber çekmeye çalışıyoruz. Her şehrin bir Ulu Camisi vardır ve biz hepsinde bir Cuma namazını çekiyoruz. Burada amacımız ise tüm Müslüman renkleri bir arada yakalayacağımızı düşündüğümüz için.

Herkese hitap edecek bir çalışma

Mekke’nin fotoğraflarından oluşturduğunuz “Semadan Mekke-i Mükerreme” adlı bir kitap çalışmanızdan sonra bir “Mektup” projeniz var bu çalışmanızdan kısaca bahseder misiniz?

“Mektup” kitap çalışmamızın hikâyesi İslam şehirleri için Ürdün’e gittiğimizde ortaya çıktı. Ürdün’de birkaç şehrin fotoğrafını çektikten sonra arazide dolaşırken Mute Savaşı’nın yapıldığı yere, Mute’ye gittik. Oranın hikâyesini rehber anlatırken Mute Savaşı’nın çıkma sebebi Peygamberimizin tebliğ için devlet liderlerine gönderdiği mektubu ulaştırması için seçtiği bir elçiyi müşrikler orada şehit edip mektubu parçalıyorlar, bunun üzerine Mute Savaşı yaşanıyor. Bunun üzerine tebliğ mektupları ile ilgili bir kitap var mıdır, diye araştırdık. Tek bir kitap var o da Hindistanlı bir profesör olan Muhammed Hamidullah ait bir çalışma. Daha sonra yazılmış kitaplarda Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın eseri merkezli hazırlanmış. Benim kitap çalışmam Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın kitabından farklı çünkü o masa başı hazırlanmış bir eser yani yüzlerce belki de binlerce kaynak taraması ile hazırlanmış bir çalışma. Bizim çalışmamız ise arazide geçen bir süreci kapsıyor. Olayın geçtiği yerlere gidip oraların fotoğrafını çekiyoruz ve konu ile ilgili belgelere ulaşmaya çalışıyoruz. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın çalışmasına kıyasla fotoğraflar olacak ve sadece akademik çalışma yapanlara değil herkese hitap edecek düzeyde olacak. 

Mektuplarla kitap olmuyor

Hz. Muhammed (s.a.v), İslam’ı tebliğ için dönemin devlet adamlarına ve elçilerine gönderdiği mektupları fotoğrafladınız ve bununla da alakalı “Mektup” çalışmanız var peki bu yeni kitap çalışmanızın İslam ve siyer tarihine bir derinlik ve fark kazandıracağını düşünüyor musunuz?

Elbette düşünüyorum. Peygamber Efendimiz 49 tane mektup yazmıştır çevre devletlere, Mekke’deki aşiretlere ve kabilelere. Bu devletlere gönderdiği mektuplar dünyanın dört bir tarafında müzelerde sergilenmektedir ama aşiretlere gönderdiği mektuplar kaybolmuştur. Bu 49 mektubun sadece 9 tanesi müzelerde saklanıyor ve sergileniyor. Hatta 4 tanesi de Topkapı Sarayı’nda sergileniyor. Bu mektupların görüntülerine ulaşmak sorun değil sadece bunlarla bir kitap yapılmıyor biz mektupları ulaştırmak için yola çıkan sahabeleri, yoldaki hikâyelerini ve mektubun ulaşacağı kişinin ve mekânın hikâyelerine de yer veriyoruz kısacası mektubun geçtiği yollarda yapılmış mescitlerin ve yerlerin de fotoğrafını çekiyoruz. Ortada olmayan 40 mektubun ise metinleri belli zaten kitapta hikâyelerine yer vermeyi düşünüyoruz. Fotoğraflar ve metinlerden oluşan bir kitap çalışmamız olacak.

Arazi sizi yönlendirir

Şehir fotoğrafçılığı dışında “Mektup” çalışmanızın devamı gelecek mi ve bu minvalde başka çalışmalarınız olacak mı?

Kur’an’da adı geçen tüm peygamberlerin kıssaları var. Bu peygamberlerin hikâyeleri Tevrat’ta ve İncil’de de geçiyor. Biz Kur’an’da adı geçen bu 25 peygamberin 3 kutsal kitaptaki kıssalarına göre yaşadıkları olayların geçtiği yerlerin fotoğraflarını çekiyoruz. Sonra “Nebiler Atlası” adında bir kitap çalışması yapacağız. Sonra da “Kur’an Atlas”ı çalışmamız var. Kur’an’da adı geçen yerlerin fotoğraflarını çekiyoruz. Bizim buradaki amacımız arşiv ve şu ana kadar 500 bine yakın fotoğraf çektik. Bu arşivlerden yüzlerce kitap çalışması çıkar. Kısacası biz fotoğrafları çok önceden planlayarak çekmiyoruz. Arazi bizi kendiliğinden yönlendiriyor.

Önceki Yazı

Sanat bize kendi bedenimizdeki acıyı göstermeli 

Sonraki Yazı

Fotoğrafçı kadraj ve ışık avcısıdır

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de