İstanbul’da yine yeniden bir kültür sanat yılı 

10 dakikada okunur

Litros Sanat’ın Sanat Ajandası’nda bizleri tiyatro edebiyat ve de sanattan farklı haberler bekliyor. Bu sayıda; Peter Shaffer’in sahneye taşıdığı bir Mozart hikâyesi olan Amadeus, Ben Var Yazmak kitabıyla ilgilerini sevindiren Enis Batur, doğumunun 150. yılı ile Mehmet Âkif Ersoy sergisi ve Melike Kılıç’ın oluşturduğu Gecenin Ormanında isimli sergisine yer vereceğiz.

İstanbul’da ocak ayıyla beraber kültür sanat ajandasına not düşeceğimiz etkinlikler ve haberler yaşandı. Bunların ilki dünyaca ünlü besteci müzisyen Mozart’ın hayatının belirli dönemlerinin uyarlandığı Amadeus oyunu olacak. Bu sene beşinci sezonunun sahnelendiği bu oyunun Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Haldun Dormen Özel Ödülü”, “XX. Direklerarası Seyirci Ödülü” aldığı ödüllerden bazıları. Kıymetli yazar-şair Enis Batur’un son kitabı Ben Var Yazmak, Mehmet Âkif Ersoy’un doğumunun 150. yılına özel açılan sergi ve İngiliz şair ressam William Blake’in dizelerinin ilham olduğu sergi bu sayıda sizlerle.

Mozart’ın inşa ettiği karakter

“Salieri Kompleksi” diye bir terim duydunuz mu hiç? Antonio Salieri, Beethoven ve Schubert gibi müzisyenlerin hocasıymış. Ama öyle bir ismin ışığı altında kalmıştı ki ona karşı duyduğu kıskançlık kendisini yiyip bitirmiş: Wolfgang Amadeus Mozart. En az Mozart kadar iyi besteleri olmasına rağmen Mozart olamamanın hırsını yıllarca içinde taşımış. Mozart’ın, şu an bile dünyanın tartışmasız en büyük müzik dehasına sahip olduğu kabul ediliyor. Buna karşın 35 yaşında hayatını kaybeden Mozart’ın ölümü bugün bile akıllarda bir soru işareti olarak kalmış durumda. Çoğunluğun görüşü onu Antonio Salieri’nin zehirleyip öldürdüğü yönünde. Bu durum ise dünyaya yeni bir terim kazandırmış durumda. Yüksek yeteneğe sahip insanların kısa zamanda yakaladıkları başarıya karşı duyulan şiddetli kıskançlığa “Salieri Kompleksi” denmiş. Peter Shaffer dünya tarihinin unutamadığı bu olayı tiyatro için kaleme alarak hikâyeyi ölümsüzleştirmiş. 2007 yılında ülkemize geldiğinde satışa sunulan her oyunu kapalı gişe oynanmış. Şimdiye kadar neredeyse 300 binden fazla kişi tarafından izlenmiş. Gelelim Amadeus oyunumuza. Zorlu PSM Turkcell sahnesinde oynanan bu oyunda Salieri karakterini Selçuk Yöntem, Amadeus’u ise Tansu Biçer canlandırıyor. Prodüksüyon, saç ve makyajlar size tıpkı bir Broadway oyunu izliyor hissini verecek kadar kaliteliydi. Oyuncuların sahne dışında seyircilerin arasında dolaşması çok daha farklı bir deneyim sundu. Çünkü giydikleri dönem kostümlerini daha yakından incelemek oyuna daha da entegre olmayı kolaylaştırdı. Baş anlatıcı olan Salieri’nki ile birlikte yoğun bir diyalog ve iç konuşma vardı oyunda. Perdeler arasındaki geçişler de oldukça etkileyiciydi. Gösterimleri hala devam ederken bu oyunu tecrübe etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Yeni bir kitapla yeniden Enis Batur

Kıymetli yazar-şairimiz Enis Batur’un son kitabı Ben Var Yazmak yayınlandı. Kendisi şiir, eleştiri, deneme, roman, anlatı gibi edebi türlerde eserler vermekte. Bir taraftan sanatsal bir üretim içinde olurken diğer yandan da ürettiği/üretilen yazınların yapısını, içeriğini, poetikasını teknik bir şekilde inceleyerek teorik çalışmalarıyla edebiyat dünyasına entelektüel katkılar sunuyor. Yine daha önceki eserlerinde olduğu gibi Ben Var Yazmak sınırlı sayıda yani 333 tane basılmış ve eserlerin her bir nüshasına numara verilmiş. Bende olan 79. nüsha. İyi bir Enis Batur takipçisi, onun kitaplarının ne denli hızlı tükeneceğini çok iyi bilir. Kitabı elime aldığımda derin bir iç çektim bu yüzden. Kapağındaki görseli İlhan Durusel’in bir tasarımı oluşturuyor. Son derece etnik duran bu tasarım için, yazınsal-figüratif bir olumlamayla yaratıldı ibaresi kullanılmış. Enis Batur bu kitabında yazmayla alakalı temaları ve fenomenleri hem Türk edebiyatından hem de dünyadan örneklerle açıklamış. Fakat yazın dünyasının popüler bir alana dönüşmesiyle birlikte, yazmayı bir üretim nesnesi hâline getirmiş son dönem yazarlarının ortaya çıkmasından dolayı poetik duruşun tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Yazan, üretmeye gönüllü olan herkese önemli katkılar sunacağını düşünüyorum.

Doğuştan istiklâle aşık olan şairimiz: Mehmet Akif Ersoy

Türk düşünce dünyasının en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Âkif’in doğumunun üzerinden 150 yıl geçti. Gerek fikir dünyasıyla gerek şiir evreniyle gerekse de çalışmalarıyla kendi dönemine damgasını vuracak o şahsiyeti inşa ederken Fatih’te kendisine özel bir sergi açıldı. Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde Fatih Belediyesinin kültür sanat etkinlikleri kapsamında Doğuştan Âşığım İstiklale sergisiyle istiklal şairimizin hayatı onun kendi orijinal fotoğraflarıyla anlatılıyor. Mehmet Âkif Ersoy’un bazı özel eşyaları, mektupları ve notları da ilk kez burada sergilenmiş. Evinde kullandığı kilimlerden tutun, defterleri, çok güzel ve muntazam şekilde el yazısıyla yazılmış notları ve hatta kendi gözlüğünü görmek kendisiyle hasbihal etmiş kadar büyük bir tanışıklık hissettirdi.

Gecenin ormanında bir şair 

“Tiger! Tiger! burning bright/ In the forests of the night/What immortal hand or eye could frame thy fearful symmetry?” (Kaplan Kaplan! gecenin ormanında/ Alaz alaz parıldayan, gecenin ormanında/ Hangi ölümsüz el ya da göz, biçimlendirdi o korkunç simetrini?” şiiriyle oldukça popüler olan William Blake’den ilhamla açılmış bir sergiyle karşı karşıyayız. Melike Kılıç, Blake’in “masumiyet ve tecrübe” şiirlerinden ilhamla insanın orman görünümündeki yansımasını  In the Forests of the Night adlı sergisinde eserlerine yansıtmış. Kağıtları keserek oluşturduğu aranjmanlar gerçekten çok etkileyiciydi. İlgilileri için sergi 27 Ocak’a kadar C.A.M Gallery’de.

Önceki Yazı

“Açlık Oyunları” yıllar sonra geri döndü

Sonraki Yazı

Fikrî bir devrime ihtiyacımız var

Son Yazılar

Bir ailenin duygusal otopsisi

2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen Justine