İz Yayıncılık ve “Kadın” teması

19 dakikada okunur

İz Yayıncılığı bilmeyen yoktur. 1990 yılından bu yana, 34 yıldır, İslâm klasiklerinden dünya klasiklerine, Türk edebiyatından tarihe, felsefeye, ilahiyata, birçok alanı kapsayan yayınları ile ülkemizde hem muhtelif alanlarda büyük boşlukları dolduran hem de yenilikçi bir hüviyeti sürdüren bir yayın politikasına sahip. Ben özellikle lise dönemlerimde rahmetli Asım Gültekin’in tavsiyesiyle arkadaşlarımla İz Yayıncılığın Cağaloğlu’ndaki satış şubesine gider gelir olmuştum. Asım abi sayesinde Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan ve Erdem Bayazıt gibi önemli isimleri ilk defa duyan birçok arkadaşımızın da üniversite sınavları sürecinde İz’den aldıkları bu yazarların kitaplarını okuyarak sınava hazırlandıklarını hatırlıyorum. Hele de yakın zamanda kaybettiğimiz Rasim Özdenören’in kitaplarını… Rahmetli Asım Gültekin’in de kitapları İz’den çıktı. Yedi Güzel Adam’dan biri olan ve adını diğerleri kadar duymadığımız Ali Kutlay’ın da tek kitabı buradan çıktı. Eğer din bilimleri, din felsefesi, din sosyolojisi gibi alanlarla ilgileniyorsanız İz Yayıncılık’a bir bakın derim. Ben de özellikle bu alanlarda çıkardıkları eserleri kütüphaneme kattım. “Türkiye’de entelektüel yayıncılığın önemli kilometre taşlarından biri olan” İz Yayıncılık bir de “kadın” teması etrafından mühim eserlere imza attı. Günümüzde önemi gittikçe artan bu konunun hamasi, emperyal ve aktüel yönlendirmelerden arınmış bir şekilde ele alındığını düşündüğüm bazı kitapların isimlerini burada anarak “kadın” teması hakkında sağlam bir okuma yapmak isteyenlere tavsiye etmek istiyorum: “Bacıdan Bayana & İslâmcı Kadınların Kamusal Alan Tecrübesi” (Cihan Aktaş), “Bir Başka Dünyanın Kızları & İslam’ı Seçen Amerikalı Kadınların Tecrübeleri” (Carol L. Anway), “Emanetten Mülke & Kadın-Beden-Siyaset” (Nazife Şişman), “Global Konferanslarda Kadın Politikaları” (Nazife Şişman), “İktidar Parantezi & Kadın, Dil”, “Kimlik” (Cihan Aktaş), “Kadın Olmak & İslâm, Gelenek, Modernlik ve Ötesi” (H. Şule Albayrak), “Kadın ve Siyaset & İslâm Toplumunda Kadının Siyasal Hakları Üzerine Fıkhî Bir İnceleme” (Ülfet Görgülü), “Kur’an’ın İlk Kadın Yorumcuları” (Serpil Başar), “Kurân ve Kadın” (Amine Vedud-Muhsin), “Modern Kentte Farklı Kadınlar Farklı Dindarlıklar” (Zehra Işık), “Ruhum Bir Kadındır” (Annemarie Schimmel)… İyi okumalar dilerim.

Önerdiklerim

Kaygı Üzerine / Renata Salecl / Metis Yayınları

Sık sık çağımızın kaygı çağı olduğuna dair yorumlar duyuyor, kaygıdan kurtulmanın yollarını aramaya teşvik ediliyoruz. Peki, nedir kaygı? Bakış açımızı değiştirerek kurtulabileceğimiz (ve kurtulmamız gereken) bir duygu mu, yoksa temel bir insanlık durumu mu? Kaygı Üzerine’de Renata Salecl, gerek bireyleri gerekse toplumları zaman zaman avucuna alan bu ruh halini mercek altına yatırıyor ve soruyor: Kaygının temelinde ne var? Bir şeylerin kontrolden çıktığı hissi mi, yoksa aksine her şeyin fazlaca kontrol altına alınması mı? Seçeneksizlik mi yoksa çok fazla seçenek mi? Medya kaygıyı işlemekle mi yetiniyor, yoksa bizzat yaratıyor ve körüklüyor mu? İlaçlar kaygıyı azaltıyor mu yoksa besliyor mu? Kaygı gerçekten de mutluluğun önündeki en büyük engel mi, yoksa mutluluğun nihai hedef olarak yüceltilmesi ve mutluluk baskısı insanları kaygıya mı sevk ediyor? Bir başka deyişle, kaygıya neden olan şey tam da kaygıdan kurtulma çabası olabilir mi?

Sınırları Aşan Dervişler / Cem Kara / İletişim Yayınları

Sınırları Aşan Dervişler, 1826-1925 yılları arasında, aslında bütün Osmanlı tarikatlarının büyük bir dönüşümden geçtiği bir kesitte, Bektaşiliğin gelişme seyrini inceliyor. Osmanlı’daki muteber ve ayrıcalıklı konumunu büyük ölçüde Nakşibendiliğe bırakarak tasfiye edilen Bektaşilik, buna nasıl tepki verdi? Arnavutluk, Bektaşiliğin yeni merkezi olarak nasıl öne çıktı? Balkanlar’da yeni bir canlanma yaşayan Bektaşilik, hem kendi geleneğiyle, hem Osmanlı’daki dinî kültürleriyle, hem Batı kültürleriyle nasıl bir etkileşime girdi? “Liberal ve hoşgörülü” bir inanç geleneği olarak baskılanmasının oryantalist bir simge haline gelmesi, nasıl gerçekleşti? Cem Kara, 2022’de Annemarie Schimmel Ödülü’ne ve 2018 yılında merkezi Münih’te bulunan Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi’nin en başarılı tez ödülüne layık görülen çalışmasında, bu sorulara rengarenk bir resimle cevap getiriyor.

Ruh Sağlığı Irk ve Kültür / Suman Fernando / Albaraka Yayınları

 Ruh sağlığının bireylerin, toplumların ve ülkelerin genel iyi oluşu üzerinde ciddi bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. Ne var ki birbirinden farklı coğrafyalarda sunulan ruh sağlığı pratiklerinde kültür ve ırk temelli yaklaşımların neden olduğu çeşitli ayrışmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Örneğin, Batı merkezli psikoloji disiplinin tanımladığı depresyonun tedavisinde küresel ilaç̧ endüstrisinin desteklediği antidepresan kullanımı Afrika ve Asya bölgelerinde giderek yaygınlaşırken çeşitli mistik pratiklere dayalı yöntemler, Kuzey Amerika’ya pazarlanmaktadır. Elinizdeki kitapta, alanının yetkin isimlerinden Suman Fernando, ırki ve kültürel meselelerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini incelemekte ve gelişmiş̧ ülkelerdeki ruh sağlığı sistemlerinin bir çıkmaza girdiğini örneklerle göstererek yeni pratiklerin nasıl geliştirileceğine dair çeşitli fikirler sunmaktadır. Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür çeşitli ülkelerin ruh sağlığı sistemlerindeki teorik görüşleri ve pratikleri geniş̧ bir perspektiften ele alarak etnik aidiyetlerin, ruh sağlığına dair meseleler üzerinde başat bir role sahip olduğunu göstermektedir.

Kaybolan Bağlar / Johann Hari / Metis Yayınları

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin de doğru olmadığını öğrenecektim. Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim.” Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyonun altında yatan nedenleri ve olası çözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Şahsi olduğu kadar toplumsal da olan, deneyimler kadar bilimsel olgu ve araştırmalara da dayanan bu hikâye, mutsuzluğumuzu kanıksamak ve ilaçlar yoluyla bastırmaya çalışmak yerine daha kalıcı, daha sağaltıcı çözümlere yönelebileceğimizi gösteriyor.

Yeni Çıkanlar

Kolaya Kaçmayalım / Kemal Tahir / Ketebe Yayınları

Kemal Tahir, 1960 sonrasında Türk düşünce ve edebiyat çevrelerinde görüşleri ile tartışmalara neden olmuştur. Sık sık Kemal Tahir’e, edebiyatına, tarih ve toplum kavrayışına ilişkin eleştiriler yöneltilmiştir. Yazarın ölümünden sonra da bu eleştiriler sürmüştür. Kemal Tahir’in gazete ve dergilerdeki yazı, soruşturma ve söyleşilerini bir araya getiren bu çalışmanın önemi, yazarın, salt romanları ile ilgili konuşmanın ötesinde, yazı, soruşturma ve söyleşileri kendisine yönelik eleştirileri cevaplama zemini olarak değerlendirmiş olduğunu bize göstermesidir. Bu kitapta toplanan metinler tam da bu anlamda Kemal Tahir’in, sağlığında dönemin düşünsel ve edebi ikliminde kendisini nasıl konumlandırdığını, kendisine yöneltilen eleştirilere nasıl cevap verdiğini, açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Kolaya Kaçmayalım adlı bu eser, Kemal Tahir’in 1950 sonrasında farklı dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılarını, soruşturmalarını ve söyleşilerini, ilk defa bir arada okuyucuya sunarak Kemal Tahir külliyatına tamamlayıcı bir halkayı daha eklemektedir.

Sabaha Karşı / Peyami Safa / Ötüken Neşriyat

Milliyet Gazetesi’nde 23 Temmuz-22 Eylül 1956 tarihleri arasında 62 tefrikalık bir seri hâlinde yayımlanan Sabaha Karşı, Peyami Safa’nın George Simenon’un “Trois Chambres à Manhattan” adlı romanından, kendi ifadeleriyle “Amerika’da geçen vakanın yabancı göreneklerle dolu olmasının yadırganmaması için millî hayatımıza tatbikini (…) Simenon’a has atmosfer güzelliğini ve aşk psikolojisini zenginleştiren kıvrak inceliklerini bozmadan (…) temiz ve serbest bir tercüme ve iktibas” yoluyla kazandırdığı bir adaptasyon eseridir. Bununla birlikte Safa, iktibas ettiği özgün eserin olay örgüsünü korurken pek çok detayın yanında mekân ve kişileri millîleştirmiş, kendi buluşlarıyla birlikte, denebilir ki telif bir roman ortaya koymuştur. Peyami Safa’nın edebiyatının başka bir yönünü ve zenginliğini gösteren Sabaha Karşı, Seval Şahin’in notlarıyla ilk defa kitaplaştı.

Eski Türkçe Yeni Zaman / Abdullah Uğur & Ensar Karagöz / Dergâh Yayınları

Bir şeyh efendi tarafından “sırf Türkçe” kelimelerle yazılmış bir Dîvân… Bu çalışmada Geç Osmanlı-Erken Cumhuriyet döneminin karışık dünyası içerisinde bir şeyh efendinin hayatı, telifatı ve ilgi duyduğu dil meselelerine dair bir inceleme ve Şeyh Mehmed Râşid Efendi’nin Dîvân’ının tam metni yer alıyor. Kitabın ilk bölümünde Râşid Efendi’ye ve ailesine dair –özellikle Meclis-i Meşâyih kayıtlarından bulunabilen– bilgiler aktarılmış ve Râşid Efendi’nin, çoğu Türk dili ve sözlük bilimi ile ilgili olan eserleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümdeyse Râşid Efendi’nin “sırf Türkçe” Dîvân’ının bugüne kalan iki nüshası ile kelime dünyası üzerinde durulmuş ve Dîvân’ın metni verilmiştir. Kitabın sonunda üç adet ek bölümü bulunmaktadır. Bunlardan ilki Râşid Efendi’nin Dîvân’ı dışında kalan şiirleri ve bir adet mersiyesidir. İkincisi, Hz. Muhammed’e salât u selâm getirilmesi konusundaki hadisleri derlediği Risâle-i Tasliye adlı eseridir. Üçüncü ek ise Râşid Efendi’nin talebelerinin hâfızlık merasimi dolayısıyla yazdığı manzum-mensur Evsâfü’l-İhvân bi-Lutfi’r-Rahmân adlı eserdir.

Köklere Doğru / Ahmet Bican Ercilasun / Ötüken Neşriyat

Türklük bilimini bir bütün olarak gören araştırmacıların başında gelen Ahmet Bican Ercilasun, bir süredir Türk dilinin en eski devirleri hakkında da bazı makaleler yazmış, hatta bu konuda bir model geliştirmişti. Elinizde tuttuğunuz kitap bu çalışmaların bir sonucu olup konu bir Türkolog tarafından ilk kez bu genişlikte ele alınmıştır. Ercilasun, Nostratik-Avrasyatik teoriler çerçevesinde Türkçenin “Ana Dünya Dili” içerisindeki yerini tespit ederken, bir yandan da Sümer, Dravid, Hint-Avrupa-Ural dilleriyle ilişkilerine dair önemli saptama ve değerlendirmelerde bulunmaktadır. Ayrıca II. Köktürk Kağanlığı zamanında dikilen Orhun Abidelerinden önceki devirden kalma çok sınırlı Türkçe malzemeyi, İskitlerden itibaren titizlikle değerlendirmekte ve bu sahada uzun süre aşılamayacak bir kodeks sunmaktadır. Bu hâliyle eser, Türkolojinin temel çalışmalarından biri hâlinde yıllar boyunca araştırmacı ve aydınların başucu kitabı olacaktır.

Önceki Yazı

Süleyman Saim Tekcan’ın ‘Doludizgin’ sergisi Tam Finans | Sanat’ta!

Sonraki Yazı

Hatırı gözetmenin kitabı

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham