Kelimeleri çalmak günah mı?

5 dakikada okunur

Zihnimizin arama motorları gibi çalıştığını düşünüyorum. Buna algıda seçicilik de diyorlar tabii. Bir süredir sürekli “çalmak ve kitap” kelimelerini bir araya getiren fikirler, olaylar, notlar yığılıyor önüme. Evet çok sık yaşadığımız biçimde, beni gizlice dinleyen telefonumun konuştuğum her şeyi kaydedip, üstlerine bildirmiş olduğu deneyimden bahsediyorum! Ancak bana sunulan sadece reklamlar değil, sokakta yürürken karşıma çıkanlar da olmaya başladı. 

En baştan başlayalım: Bilgisayardaki eski dosyaların arasında gezerken bazı notlarıma rastlıyorum. Birkaç sefer telefonum bozulup, tüm notlarımı kaybettiğim için her şeyi bir değil, birkaç sefer yedeklemeye başladığım döneme ait bu notlar; 2018 yılına. Yazarken yakın ama düşününce uzun bir zaman önceye ait gibi geliyor, en nihayetinde beş- altı yıl geçmiş. 

Notlar aslında ekran görüntülerinden ibaret, yani “ss”. Önce yazmış, sonra fotoğrafları yedeklerken ss alıp, kaydetmişim. (Muazzam bir yedekleme taktiği.) Haber konuları, unutmamam gereken ufak bilgiler, başımdan geçen komik olaylar bir iki cümleyle yazılmış telefonun not defterine. Bir tanesi direk parlıyor aralarından, sanki altı fosforlu kalemle çizilmiş: Kelimeleri çalmak günah mı?

Bu notla karşılaşmam ve kaç gündür dağınık kütüphane raflarımdan Murat Gülsoy’un Bu Kitabı Çalın kitabının bana gülümsüyor olması garip bir tesadüf mü? Çay almak için kalktığımda, kedilerimin kavgalarını izlerken, sabah evden çıkarken, sürekli “Bu kitabı çalmak” fikri, ( hangi kitap o) bir slogan gibi beynimde yankılanıyor.

Sonra telefonu elime alıyorum, bir arkadaş İngiliz yazar J.G. Ballard’dan bir alıntı paylaşıyor: Soruyorlar “Kaç para?” diye. ‘Bedava’ diyorum. Afallıyorlar, sanki bir şeylerini çalmaya kalkmışım gibi tepki veriyorlar. İşte sana kapitalizm. Hiçbir şey parasız olamaz.” Tüm bunlar ne demek oluyor? Döndük başa. Para, çalmak, kelimeler, kitaplar… Bir dönem edebiyat soruşturmalarında sık sık gözümüze çarpan şu soruyu bilirsiniz: Hiç kitap çaldınız mı, kitap çalınır mı? Çalma fiili “kitap”la anılınca birden etkisi yön değiştiriyor, ortada masumane bir durum varmış gibi cevaplar veriliyor. Kitap ekmek midir, mecbur muyuz kitaba, veya umuma açık kütüphaneler varken kitap çalmak neden kutsanır?

Şimdi kelimelere gelelim: Kelimeler çalınır mı? Mine Kırıkkanat’la Elif Şafak arasındaki garip davanın detaylarına bakıyorum bir süredir. Bu konuyu iş edinip, iki romanı en baştan okuyan arkadaşlarım var. Bunu yapacak vaktim yok doğrusu. Ama tüm olay bana başka bir soruyu daha sordurdu. Notlarımda olan o soruyu: ister istemez düşünüyorum çalmak nerede başlıyor? İntihal değil bahsettiğim, gördüğünüz güzel kelimeleri kendi yazılarınızda kullanmak… Kelimelerin yan yana gelişi, dizilişi, salınışı bize mi ait? Bence üzerine düşünebiliriz. Karşımıza sevdiğimiz bir kelime çıkana kadar karar versek iyi olur. 

 

Önceki Yazı

Gönülden kaleme, kalemden tuvale: Kaligrafi sanatı

Sonraki Yazı

‘Gücük’ güzeldir…

Son Yazılar

Şehir, mimari ve sanat

Hepimizin ortak derdi olan hususlarla ilgili birkaç soru soralım; Mimarlık eğitimi ülkemizde bu kadar geliştiği halde