Kendi gözümden seyirciye aktardım

13 dakikada okunur

Asmalı Sahne’nin kurucu ortaklarından, tiyatrocu ve Mümkün Dünyalar oyununda ilk defa yönetmenlik koltuğuna oturan Petek Kırkboğa Ciner, oyunculuğun ve yönetmenliğin iki ayrı dünya olduğunu söyledi ve ekledi: “Birinde merkezde siz varsınız, diğerindeyse oyun. Seyircilerin karşısında performans sergilemek hiçbir zaman vazgeçemeyeceğim bir durum. Sahnede olmayı ve seyirciyle başka bir kişilik üzerinden ilişki kurmayı çok seviyorum. Daha önce çocuk ve gençlik oyunları yönetmiştim. Ancak Mümkün Dünyalar ilk yetişkin oyunu yönetmenliğim oldu. Oyuncuyken yönetmenin dünyasına hizmet ediyordum, yönetirken tiyatro sahnesindeki dünyayı ben kuruyorum. Hikâyeyide seyircilere kendi bakışımdan aktarıyorum. Bu defa seyirciyle daha çok kendim olarak bir ilişki kurmuş oldum. Mümkün Dünyalar’ı kendi bakışımdan anlattım izleyenlere.”

Tiyatro birçoğumuzun en sevdiği sanat dallarından bir tanesi aslında. Oyunları bire bir canlı olarak seyretmek ve oyuncuların performansını anlık olarak yaşamanın verdiği keyfi ise anlatmaya yeterli kelimeyi bulmakta zorlanıyorum doğrusu. Tiyatro kısaca vazgeçilmez sanatlarımızdan bir tanesi olarak her zaman var olacak. Tiyatrocu aynı zamanda Asmalı Sahne’nin kurucu ortaklarından Petek Kırkboğa Ciner’le yönetmenlik koltuğuna ilk kez oturduğu Mümkün Dünyalar oyunu için buluştuk. Birlikte izlediğimiz tiyatro oyunu sonrası hem oyunundan hem de kurucusu olduğu Asmalı Sahne’den konuşurken, pandemi döneminde sanatın ve sanatçıların yaşadıklarına dair de kısaca sohbet ettik.Kısaca sizi tanıyabilir miyiz Petek Hanım?
İstanbul Şişhane’de bulunan Asmalı Sahne’nin kurucu ortaklarından biriyim. 7 yıldır yerli yazarlara ağırlık verdiğimiz bir repertuvarla var oluyoruz. Hem oyuncuyum hem de bu yıl ilk yetişkin oyunum olan Mümkün Dünyalar oyununu yönetmiş oldum.
New York’ta oyunculuk ve tiyatro yönetmenliği eğitimi aldım
Oyunculuk eğitimime Akademi İstanbul isimli özel bir okulda başladım. Işıl Kasapoğlu yönetiminde çok değerli hocalardan tiyatro eğitimleri aldım. Çocuk tiyatrosu ve kendi kurduğumuz doğaçlama tiyatro ekibiyle birlikte farklı deneyimler elde ettim. Enis Fosforoğlu Tiyatrosu’nda uzun yıllar tiyatro yaptım. Bahçeşehir Üniversitesi’nde ileri oyunculuk yüksek lisans eğitimimde ortağım Muharrem Uğurlu ile tanıştık. Kendisiyle birlikte Asmalı Sahne’yi kurduk. 2019’da Amerika’ya gittim, oyunculuk eğitimimi daha da geliştirmek için. New York’ta Barrow Group’ta oyunculuk ve HB Studio’da tiyatro yönetmenliği eğitimleri aldım.
Asmalı Sahne’de hem oyunculuk hem de yönetmenlik yapıyorsunuz. Asmalı Sahne ne zaman kuruldu? Tiyatronuzdan bahsedebilir misiniz?
Sahneyi Yan Etki Tiyatro’nun kurucusu Faruk Barman’dan 2014 yılında devralarak bugünlere getirdik. Asmalı Sahne 2019 Sadri Alışık Özel Ödülü ve Yeni Tiyatro Dergisi 2020 En İyi Mekân ödüllerini aldı.
2020’de Asmalı Sahne London’ı kurarak yurt dışına açıldık
Asmalı Sahne olarak yerli ve güncel yazarlara öncelikle yer verdiğimiz bir oyun programı sunmaktayız. Biz yerli yazarların sanatına çok güveniyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’de daha önce oynanmamış yeni oyun metinleri de araştırıyoruz bir yandan. Bunun önemi de yine dünyada güncel olarak sahne alan metinlerden uzak kalmamak. Sanat evrensel biliyorsunuz, Bulgar bir yazarın güncel meselesi de bugün sizin gerçeğinizle örtüşebiliyor. Oyunların yanı sıra Asmalı Sahne’de kitap kulübümüz ve oyunculuk atölyelerimiz devam ediyor. Öte yandan 2020’de İngiltere Londra’da Asmalı Sahne London’ı kurarak yurt dışına açıldık. En büyük hedeflerimizden bir tanesi yerli oyunlarımızı oradada sahneleyerek Türk tiyatrosunu yurtdışında daha fazla tanıtmak.
Asmalı Sahne London için geleceğe yönelik planlarınız neler?
Fazilet Mahkemesi ve yeni başlayan Quasimodo oyunumuzu Londra’da da sahneleyeceğiz. İngiltere’de ayrıca yaratıcı drama dersleri vermeye devam ediyoruz. Türk tiyatrosunu ve sanatını orada da yaşatıp büyütmek istiyoruz.
Oyunculuk ve yönetmenlik birbirinden farklı iki ayrı dünya
Oyunculuk mu yoksa yönetmenlik mi? İkisini de yapmak sizin için ayrı bir keyiftir ama iki tarafı da hiç bilmeyenler açısından anlatır mısınız?
Oyunculuk ve yönetmenlik birbirinden tamamen farklı iki ayrı dünya aslında. Birinde merkezde siz varsınız, diğerindeyse oyun. Seyircilerin karşısında performans sergilemek hiçbir zaman vazgeçemeyeceğim bir durum. Sahnede olmayı ve seyirciyle başka bir kişilik üzerinden ilişki kurmayı çok seviyorum. Daha önce çocuk ve gençlik oyunları yönetmiştim. Ancak Mümkün Dünyalar ilk yetişkin oyunu yönetmenliğim oldu. Oyuncuyken yönetmenin dünyasına hizmet ediyordum, yönetirken tiyatro sahnesindeki dünyayı ben kuruyorum. Hikayeyi de kendi bakışımdan aktarıyorum seyircilere. Bu defa seyirciyle daha çok kendim olarak bir ilişki kurmuş oldum. Mümkün Dünyalar’ı kendi bakışımdan anlattım izleyenlere.
Mümkün Dünyalar temelde bir anne ve kızının çatışmasını anlatıyor
Mümkün Dünyalar oyununun yönetmenliğini yapıyorsunuz. Aileler ve geçmişleri üzerine bir oyun. Oyundan biraz bahseder misiniz?
“Geçmişimizden ve ailemizden kaçmamız mümkün mü?” sorusunu sorduruyor kendimize. “Kaçmak bir çözüm müdür?” ve “Geçmişi yok saymadan devam edebilir miyiz?”. Bunun yanı sıra “Mevcut ilişkilerimizde ne kadar kendimiz olabiliyoruz, kendimizden ne kadar ödün veriyoruz?” bunlara değiniyor fazlasıyla. Temelinde bir anne ve kızın çatışması üzerine olan bir tiyatro oyunu. Oyunu gerçekçi bir üslupla ortaya koyarak seyirciye aktarmak istedik.
Mümkün Dünyalar tiyatro oyununun kadrosunda hangi oyuncular yer alıyor?
Mümkün Dünyalar tiyatro oyunun kadrosunda Kardelen Hacıoğlu, Gül Gülsün Yıldız ve Cem Gürleyen gibi tiyatro oyuncusu arkadaşlarım yer alıyor. İlk tiyatro oyunu yönetmenliğim olduğu için, bana inanıp benimle yola çıkmalarından dolayı da çok ama çok mutluyum. Yönetmen yardımcısı arkadaşlarım İncilay Şengüllüer ve Derman Susam da prova sürecinde en büyük destekçilerim oldular, bunun da özellikle altını çizmek istiyorum.
Yönetmen ya da oyuncu olarak değil ama bir seyirci gözüyle Mümkün Dünyalar oyununda sizi en çok etkileyen sahne hangisi oldu?
Seyirci gözüyle beni etkileyen eşimiz dediğimiz kişi her koşulda yanımızda mı sorusunu sordurmasıyla etkiledi diyebilirim. Bir ömür yanımızda olacağını düşündüğümüz kişiye “Ne kadar güvenebiliriz?” bunu fazlasıyla düşündürdü bana oyunu izlerken ve yönetirken.
Bu oyunu sahnelemeye nasıl karar verdiniz?
Oyun kadınların kurban değil kahraman olduğunu anlatan, feminist bakış açısıyla yazılmış bir oyun aslına bakarsanız. Kadınlar başlarına ne gelirse gelsin bunu aşacak kadar güçlüler. Mümkün Dünyalar oyununun izleyenlere bir umut olmasını istedim. Televizyonlardaki ana akım diziler kadınları çok çaresiz gösteriyor. Oysa bir çıkar yol her zaman vardır. Ülkü Oktay’ın bu oyunu, 2020 Kadıköy Belediyesi Ulusal Sahne Eseri (Oyunu) Yarışması Ödülü almış bir metin. İlk defa bu oyunu biz sahnelediğimiz için de ayrıca gururlu ve mutluyum.
Oyunculuğa dair unutamadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz?
Tiyatronun duayenlerinden Enis Fosforoğlu’yla birlikte çalışırken, Şıpsevdi tiyatro oyununu oynuyorduk. Oyunda bir çocuk karakter var, kuliste otururken “Saliha acaba bizi nasıl algılıyor?” dedim kendi kendime. Hoca da bana dönüp “Peki hiç düşünüyor musun ben sizi nasıl algılıyorum?” demişti. Çok gülmüştüm, hoca çok esprili ve çok bilgili biriydi. Ben de yeri her zaman çok ayrı olacak. Kendisini saygıyla ve minnetle anıyorum.
Dijital ortamda tiyatro nasıl üretilir?
Pandemi bizi dijital ortamda sanat nasıl üretilir sorusuna itti. Günlerce kimseyi görmedikten sonra canlı yayınlarda insanlara ulaşmak bize iyi geldi. Sanatın tüm dalları dijital bir geleceğe hazırlanmaya başladı. Sanatçı için demlenmek her zaman güzeldir. Ekonomik olarak zorlu bir koşul oluştu, pek çok sahne kapandı ama tabii tüm sektörler bu durumdan etkilendi.
Kendi hikâyelerimizi görmeye ihtiyacımız var
Yerli ve çağdaş yazarların tiyatro oyunlarını ülkemiz tiyatrolarında daha sık duymaya ihtiyacımız var. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum kendi adıma. Kendi hikâyelerimizi, bizden olan şeyleri sahnede görmeyi ve bu oyunları oynayıp yönetmeyi çok istiyorum.

Önceki Yazı

Sanata yeni bir alan: Emaar Art Hub

Sonraki Yazı

Schubert’in izinde bir piyano dehası: Can Çakmur

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de