Kısa caz tarihi 

11 dakikada okunur

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı da katıp ‘‘Kısa caz tarihi’’ başlıklı  bir yazı kaleme almak istedim. Kitaptaki gibi kronolojik olarak ilerlemeye çalıştım yazımda. 

Caz, 1890’lı yıllarda New Orleans’ta doğdu. Caz, Afrika’dan Amerika’ya getirilen kölelerin aracılığıyla ortaya çıkan ve ilk filizlenmeye başladığından bu yana her zaman özgürlüğü hissettiren ve yaşattıran bir müzik türü olmuştur. Afro-Amerikalılara, revaçta olan beyaz akımın dışında kendi sanatlarını ve kültürlerini ifade etmeleri için bir alan oluşturmuştur caz. Caz, tarlalardaki ve kiliselerdeki bağırışlar, şehir proletaryasının sesidir. Acıdan doğmuş bir müzik türüdür. Ezilen siyah insanın sesi olarak başlamış olup hüzün, acı, özlem, özgürlük gibi insana ait olan duyguları anlatma aracı olmuştur. Nat Hentoff cazın en önemli özelliklerinin, düzenli olmayabilen bir ritim, doğaçlama duygusu; vokalize enstrüman tekniği ve poliritim olduğunu söylemektedir.

 New Orleans caz stili, caz müziğindeki ilk stil olarak kabul edilir. Birçok müzik tarihçisi New Orleans caz stilimden önce de cazın, Ragtime şarkıları formundan itibaren ortaya çıktığını dile getiriyor. Ragtime nedir? diye sorarsanız cevabı şudur: “Siyahlar tarafından çalınan beyaz müziktir.”  Genellikle piyano ile bestelenir bestelendiği için doğaçlamadan yoksundur. Zaman geçtikçe Ragtime şarkıları, halk şarkıları geleneği içinde önemli bir hale gelir. Ragtime’nin beste formundan koparak doğaçlamaya açık bir forma getiren müzisyenlerden birisi Jelly Roll Morton’dur. Morton’a doğaçlama yapan ilk caz müzisyeni de diyebiliriz.  

 New Orleans, 1900’lü yılların başında farklı milletlerden gelen insanların yaşadığı bir şehirdi. Amerika’nın en kozmopolit kentiydi. New Orleans’ta iki siyahi halk grubu vardı. Bunlardan birisi “Amerikalı siyahlar” yani büyük bir çoğunluğu Afrika’dan gelen siyahlardır. Amerikan siyahlar yoksul, mülksüz proleterya sınıftan oluşurdu. Bu topluluk içinde geliştikleri beyaz kültürden oldukça farklı bir kültür meydana getirmişlerdir. İkinci siyahi halk grubu Kroel siyahlar. “Kroel siyahlar” yetkin ve eğitimlidirler. Genellikle ticaretle uğraşırlardı. Fransız kültürünü içselleştirmişlerdir. Kroel siyahlar bazen Amerikalı siyahları tıpkı beyazlar gibi aşağılamışlardır da. Afrika’da yalnızca eğlence, yas ve zevk için yapılan müzik çok azdır. Afrika müziğinin hemen hemen tamamının dinsel ve toplumsal bir işlevi olmuştur. Bu işlev, daha çok Amerika’da, Amerikalı siyahlarda kendini göstermiştir.

 1910’lu yıllarda Dixieland tarzı caz formu ortaya çıkar ve etkisi de derin olur. Dixieland sözcüğünün nereden çıktığı bilinmemektedir. New Orleans’ta caz çalan beyaz gruplarda vardır. 1917 yılında “Original Dixieland Jazz Band” grubu yaptığı icralarla çok ünlenmiştir. Ağırlıklı olarak beyazların yaptığı cazdır, Dixieland. 

 1920’lı yıllarda Chıcago’da özellikle New Orleanslı caz müzisyenler tarafından Chicago stili caz icra edildi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gramafon popüler hale geldi. Müziğin konser olmadan da yayılmasına vesile oldu. Blues ve caz 1920’lerde Chiacago’da en parlak dönemini yaşamıştır. (Blues, caz doğmadan önce var olmuş bir müzik türüdür.1880’ler ve 1890’larda özellikle iş şarkıları geleneğine yaslanarak ortaya çıkmıştır.  Konumuz caz olduğu için Blues’dan bahsetmiyorum.) Chicago’nun Southside’ında, siyahların yaşadığı bu bölgede icra edilen caza; Chicago stili caz denmiştir.  Caz müziğinin ilk dâhisi Louis Armstrong olmuştur. Cazı solo sanat biçimine dönüştürmüştür. 

 Joachim E. Berendt kitabında ara ara şu bilgiyi verir bize. “Asıl caz tarihi Ragtime, New Orleans ve Dixieland cazı ile  başlar. Caz Afrika’ya ait değildir. Caz siyah ve beyazın birbiriyle karşılaşması sonucunda doğdu.” Bu bilgiye çok müzik eleştirmeni katılmaz. 

 1930’larda caz, şaşırtıcı derecede hızlı bir şekilde önce ticari, sonra halka ait ve son olarak da sanatsal terimlerle anlaşılmıştır. 1930’larda caz stilinin adı “swing” oluyor. Bir yandan büyük orkestralar gelişirken diğer yandan solo çalan müzisyenlerin sayısı da artmıştır. New Orleans geleneği soru cevap formuna dayanan Kansas City’de “riff” adlı bir stili de ortaya çıkarmıştır. Swing dönemi caz dünyaya ulaşmak açısından önemli bir yol almıştır. Caz kaynaşımlardan korkmayan bir müzik türüdür. 

 

 1940’larda caz, karmaşık armoniler, şiddetli melodiler – hatta melodik bir yapıdan ziyade – hızlı tempolar kullanarak kendi geleneğini oluşturdu. Bu unsurlar Swing caz tarzından Bebop’u ayırdı. Bebop tarzı caz; swing ve modern caz arasında kesin çizgi olarak kabul edilir. Bebop tarzı caza kadar, caz bir eğlence ve dans müziğiydi. Caz, bebop ile birlikte eğlenceden sanata dönüşüp dans müziği olmaktan çıkar. Swing’teki gibi ticari olmamıştır Bebop. Caharlie Parker, Thelonius Monk, Dizie Gillespie gibi caz müzisyenleri bebop tarzının yaratıcıları olmuşlardır.  

1950’li yıllarda Cool, Hard Bop tarzı caz oluştu. Caz, Bebop’un asabi huzursuzluğundan çıkıp giderek olgunlukla uyumlu ve huzurlu bir hale geldi. Bu tavır kendini en fazla Miles Davis’in çalışında gösterdi. 

 1960’ların yeni deneysel müziği “Serbest caz” oluyor. Serbest cazda düzenli vuruş ve simetrinin ortadan kalkışıyla karakterize edilen yeni bir ritmik anlayış açıldı. Yoğunluğa vurgu yapıldı. Serbest tonalitenin alanından atonalitiye kadar uzanan düzleme adım atıldı. Caz kendini birdenbire Hindistan’dan Afrika’ya, Japonya’dan Arabistan’a kadar dünya müziği içinde yer buldu. Ve elbette bu süreç devam etmekle birlikte caz, çevresindeki bütün müzik biçimlerini de şekillendirmeye devam etmektedir.

Bebop’un önderi Thelonious Monk şöyle der: “Cazın nereye gittiğini bilmiyorum. Bir şeyi bir yere götüremezsin o kendiliğinden gider.”

Blues ve caz, Amerikan kültüründeki siyahi tavrın en önemli göstergesidir. Bu müziği icra edenler “siyahi” kimliğini sürdürmüşlerdir. Siyahların müzik gelenekleri her zaman siyahların sesiyle ortaya çıkmıştır. Siyahların edebi geleneğini canlandırmak, modernize etmek ve genişletmek için caz müziğini kullanırlar. Şimdi tüm dünyada blues ve cazz çalan müzisyenler var. Siyah insanlar dünyaya  blues ve caz müziğini hediye ettiler.

Caz Amerika’nın eşsiz yerli müziğidir der Ron Sukenick .

Önceki Yazı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sonraki Yazı

Yoksulluk ve takva

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde